<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066</id><updated>2012-03-20T18:05:04.964+02:00</updated><title type='text'>Futbol ve Fenerbahçe</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>88</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8064113582942076890</id><published>2010-02-01T08:39:00.003+02:00</published><updated>2010-02-01T08:59:28.120+02:00</updated><title type='text'>SİVASSPOR:1 FENERBAHÇE:5</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S2Z7kiHxd7I/AAAAAAAAAUI/oHmtim71rfI/s1600-h/5065_20100131171443505_3900581.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433165868033996722" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S2Z7kiHxd7I/AAAAAAAAAUI/oHmtim71rfI/s320/5065_20100131171443505_3900581.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öncelikle ligin ilk yarısındaki G.Saray maçından sonraki en net, temiz ve göze hoş gelen futbolu oynadı F.Bahçe. Hangi F.Bahçe, sezon başında transferlerden sonra kurduğu ilk 11'den 7 tane oyuncusunun olmadığı F.Bahçe. 4 as adam cezalı, Guiza sakat, Carlos ve Kazım takımda yok. Volkan, Gökhan Gönül, Bilica ve Alex sadece sezon başındaki takımın 11'den kalanlar. Ve ortaya konan futbol bu 7 adamlıdan çok daha tatminkar (Bu 7 oyuncudan sadece Emre Türk, Kazım'ı Türkten saymıyorum). Dolayısı ile A.Wenger'in "1 Brezilyalı hiç Brezilyalı 3 Brezilyalı çok Brezilyalı" sözü gerçek sanırım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neydi F.Bahçe'nin diğer maçlara göre artıları.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Skora ve dakikaya bakmadan 90 dakika maçın içinde kaldılar ve en ufak bir konsantrasyon bozukluğu yaşanmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. Sürekli yardımlaştılar, her topa ilk müdahale için bastılar (ilk gol bunun eseridir)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. Sakin ve sabırla top yaptılar, herşeyden önemlisi oldukça düşük top kaybı ile oynadılar. Selçuk oyunun genelinde iyi görünsede gereksiz top kayıplarında birinciliği kimseye bırakmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4. Sezon başında kanat bindirmelerinden güzel pasajlar sunan takım sonra ani bir duraklamaya girdi ancak bu maçta Uğur-Vederson, Gökhan-Mehmet ikilileri ile başarılı kanat akınları gerçekleşti. Özellikle Uğur Sevilla maçlarını bize hatırlattı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5. Dinamik bir orta sahanın ve kanatların neler yapabileceğini, Alex'in böyle bir yapı içinde nasıl gol bölgelerinde daha verimli kullanılabileceğini ve hücumda oynayan oyuncuların kapasite artışını görmüş olduk.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orta sahanın ve forvetlerin sürekli ileride basmaları Sivas'ın kaleye yaklaşmasına mani oldu. Gol hariç tek pozisyonları var o da ceza sahası dışında. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433165928775889826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S2Z7oEZxM6I/AAAAAAAAAUQ/vO1rclP1NyY/s320/B_261c12d76a9eee3fcca8718cbc3abfb3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu maç ilerisi için ne derece ölçü olur onu bilemeyiz tabi ki hele ki haftaya ve Bursa kupa maçında tüm cezalı oyuncuların takıma döndüğünü düşündüğümüzde. Ancak isteyerek, hırsla ama aklını kullanarak, sürekli yardımlaşarak oynanan bir oyunda nelerin olabildiğini gördük. Ancak Uğur, Vederson, Selçuk, Deniz gibi oyuncuların performanslarının geçmiş yıllarda hiç süreklilik arz etmediğini de gerçek olarak önümüze koyalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burada bir paragrafta Daum'a açalım. Sanırım Türkiye'e en çok eleştiril alan teknik adamdır. Ancak yedekleri dahi üst performans yaptıracak ve kondüsyon gösterecek kadar takımın içine katmış durumda. Bu da alkışı hakeden bir performans. Hakem Kuddusi Müftüoğlu ise başarılı bir performans gösterdi. Tartışımaya açık bir pozisyon dahi bırakmadı. Tebrikler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Uğur Boral&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Mehmet Yıldız'ın 8 ay sonra kaleye ilk çektği şutun gol olması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Bravo Kuddusi Müftüoğlu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: F.Bahçe'nin ikinci golünde adeta uyuyp kalan Sivas'ın savunma göbeği&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Mehmet Topuz'un direkten dönen topu. Ancak güzel olan topun Mehmet'e gelene kadarki katettiği yol ve bu yolun kalitesi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8064113582942076890?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8064113582942076890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/02/sivasspor1-fenerbahce5.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8064113582942076890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8064113582942076890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/02/sivasspor1-fenerbahce5.html' title='SİVASSPOR:1 FENERBAHÇE:5'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S2Z7kiHxd7I/AAAAAAAAAUI/oHmtim71rfI/s72-c/5065_20100131171443505_3900581.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3135418612225885282</id><published>2010-01-26T22:02:00.003+02:00</published><updated>2010-01-26T22:37:50.918+02:00</updated><title type='text'>ÖNDER'İ AFFETMEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S19R1ZETydI/AAAAAAAAAUA/QS4SiY7IG3s/s1600-h/nder12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431149653335984594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S19R1ZETydI/AAAAAAAAAUA/QS4SiY7IG3s/s320/nder12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Öte yandan bir süredir takımdan ayrı olarak çalışmalarını sürdüren Önder Turacı da laktat testine katılırken, tecrübeli futbolcu takımla birlikte çalışmalara katılacak&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Önder'in affedildiğinin farklı bir dilde anlatımı resmi siteden bu şekilde duyruldu. Neden ceza aldı neden affedildi kamuoyunca anlaşılması pek mümkün olmadı. Yönetim tarafından bir açıklama yapılmadıkça anlaşılması mümkün değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzin gününde sözlüsü yada kız arkadaşı ile yaşadığı bir tartışmadan sonra elini kesmesi ve ameliyat olması bir disiplinsizlik olarak addedildi ve kadro dışı kaldı. En azından bildiğimiz bu. Oyuncular araya girdi Daum ısrarcı oldu ama yönetim yada Aziz Yıldırım affı gündeme dahi getirmedi takımdan ayrı olarak çalışmalarına devam etti. Sonrasında ise 4 önemli oyuncunun Sivas maçı öncesi cezalı duruma düşmesi ile affedilmedi ama takımla çalışmalara katıldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm bu gelişmeler eğer cidden böyle ise yönetimin disiplin anlayışında ciddi bir sorun var demektir. Yok bizim bilmediğimiz haklı sebeplerden dolayı verilmiş bir ceza var ise diyecek bir şey yok ancak bunu da yönetim yada Önder açıklamadıkça bilmenin imkanı yok. Ama bu haliyle yönetim ciddi şekilde töhmet altında kalmış durumda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sezon başından beri takımda olan olaylara bakacak olursak Önder'e gelene dek kadro dışı kalması gereken bir dolu adam var aslında. Ancak takımın sağlığı ve Önder'e diş geçmesi sebebiyle günah keçisi Önder oldu sanırım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Otelde yaşanan kelepçeli geceler, maçlarda bazı oyuncuların ruhsuz ve vurdumduymaz halleri Önder'e gelene kadar cezalandırılması gerekli konular. Ve hatta son maçta Cristian, Santos ve Lugano'nun gördüğü anormal derecedeki abuksabuk sarı kartlar benim açımdan mide bulandırıcı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm bunlara bakınca Önder ne kadar masum kalıyor. Ancak bu cezanın affı ileride çok baş ağrıtacak ondan eminim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3135418612225885282?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3135418612225885282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/01/onderi-affetmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3135418612225885282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3135418612225885282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/01/onderi-affetmek.html' title='ÖNDER&apos;İ AFFETMEK'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S19R1ZETydI/AAAAAAAAAUA/QS4SiY7IG3s/s72-c/nder12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8152483727588162858</id><published>2010-01-23T00:16:00.004+02:00</published><updated>2010-01-23T00:41:26.474+02:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:3 DENİZLİSPOR:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S1opLeCf_6I/AAAAAAAAATw/NzV90MhRDXw/s1600-h/9688961.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429697577767403426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S1opLeCf_6I/AAAAAAAAATw/NzV90MhRDXw/s320/9688961.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nihayet 2. yarı başladı. 2. yarı ile birlikte ben de yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Okuyuculardan bu 2 aylık mecburi ara için özür diliyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ligin 2. yarısı yağmur ve bakıma rağmen çok ağır bir zeminle başladı. İkinci yarıdaki fikstür avantajı bu zeminle F.Bahçe için dezavantaja dönüşebilir. Çünkü ilk 10 haftadan sonra görüldü ki (Aynı şey G.Saray içinde geçerli) Anadolu takımları F.Bahçe’yi durdurmak için oyun oynamak yerine tamamen oynatmamayı seçiyorlar ve seçecekler. Bu da işlerin F.Bahçe için bir kat daha zor olması anlamına geliyor. Bu durumda orta sahanın hücuma katkısı F.Bahçe’nin 2. yarıdaki etkisini ve durumunu belirleyecek. Cristian’ın daha fazla oyuna girmesi gerekli –bu kapasite onda mevcut- ancak bunun için de Bilica-Lugano ikilisinin daha güvenli ve rahat oynaması gerekli. Burada iş özellikle Santos ve Gökhan’ın hızlı kademeye girmelerine ve önlerinde oynayacak olan iki kanat oyuncusunun sürekli ortada alan daraltıcı oyun oynamasıyla mümkün. İlk müdahalelerde yapılacan hatalar geri dönüşleri zayıf olan bu ikilinin sürekli sorun yaşamasına ve orta sahanın sürekli gömülmesine sebep oluyor. Bu durumda Alex ve önünde oynayan oyuncuların pas alanı uzuyor, etki alanı düşüyor. Bu Antalya kupa maçı ve Denizli maçıyla artık net bir şekilde ortaya çıktı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Özellikle son 15-20 dakikadaki baskılı oyun aslında sürekli eleştirilen hücum oyuncularının özelliklerini ortaya çıkardı. Ancak ne Daum ne de diğer yöneticiler bu tarz bir oyunu sürekli oynayamayacağını düşündükleri için olsa gerek Brezilya’da ekmeğini taştan çıkaracak golcü peşindeler yada bize öyle geliyor. Gökhan Ünal transferini de bu kapsamda görüyorum. Guiza ise F.Bahçe’ye geldiğinden beri en etkili ve istekli oyununu bu maçta oynadı ve İspanya’da nasıl gol kralı olduğundan pasajlar sundu aslında bizlere. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gökhan Ünal’ın takıma katılması tartışılsa da takımı katkısı tartışılmayacak. Bu maçta tüm gollerin içinde yer aldı. Bu hava ve saha şartlarına rağmen Semih ve Guiza takımın en etkili ve en istekli isimleriydi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe Carlos’un gidişi, Santos beke dönüşü, Kazım’ın takımdan ayrışı ile kanat bindirmesi yapacak oyuncu bakımından ciddi bir zayıflık içinde girdi. M.Topuz, U.Boral, Özer bu kanat yükünü kaldıracak oyuncular değil. Aykut Kocaman Brezilya’dan bir kanat oyuncuyla dönerse hiç şaşırmamak lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Denizlispor maçı yenilmemek için oynadı, gol haricinde kaleye dahi yaklaşamadı, maçı kaybetmeyi sonuna kadar hakettiler. Bu şekilde ligde kalmaları da mümkün değil. Ligin Ankaraspor’dan sonra 2. yolcusu olmanın en büyük adayı.&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5429697744018136674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 299px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S1opVJXw3mI/AAAAAAAAAT4/YglrhAXrQho/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herşeye rağmen bu soğuk havada ağır sahada mücadele eden oyuncuları kutlamak lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak aklıma takılan birşeyi de yazmadan edemeyeceğim. Bir sonraki maçta cezalı duruma düşen 3 yabancı oyuncu, Santos, Bilica ve Cristian'ın kart gördüğü pozisyonlar kritik içeriği olmayan ve sarı kart görmek için inanılmaz gereksiz hareketleri içeren pozisyonlar. Acaba soğuk ve karlı Sivas havası bizim Güney Amerikalıları korkutmuş olmasın sakın? Umarım sadece bir kuruntudur bu düşünce. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;F.Bahçe ise 2. yarıda izleyeceği yolun ip uçlarını almış olmalı.&lt;br /&gt;Basketboldaki ‘Her takım oyun kurucusu kadar oynar’ sözünü futbol için ‘her takım orta sahası kadar yol alır’ şeklinde söylemek doğru olmalı. F.Bahçe kalede Volkan, Gökhan-Lugano-Bilica-Santos ve Guiza-Semih-Gökhan-Alex dörtlüleri ile bence tartışmasız ligin en iyi ön ve arka hattına sahip. Ancak bu hatların gücünü daha kuvvetli bir orta saha ile ortaya çıkartabilir. Daum ustalığını bakalım 2. yarıda görebeilecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN ADAMI: Daniel GUIZA &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Semih’in çok net bir şekilde aldığı topu taban girdi sebebiyle iptal etmesi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN HATASI: Gole kadar çok iyi oynayan kaleci Özden’in baraja rağmen hatalı hareket etmesi ve tek ayak üzerinde yakalanıp Santos’un vuruşunu kalede görmesi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN ŞUTU: Guiza’nın direkten dönen vuruşu. Maçın erken çözülmesine mani oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN POZİSYONU: 2. golde Gökhan’ın vuruşu, Semih’in top takibi, Guiza’nın ölçülü pası ve Özer’in net plasesi. Her biri bir puzzle gibi skoru oluşturdu. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8152483727588162858?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8152483727588162858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/01/fenerbahce3-denizlispor1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8152483727588162858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8152483727588162858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2010/01/fenerbahce3-denizlispor1.html' title='FENERBAHÇE:3 DENİZLİSPOR:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/S1opLeCf_6I/AAAAAAAAATw/NzV90MhRDXw/s72-c/9688961.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4371984274817392992</id><published>2009-11-21T23:09:00.005+02:00</published><updated>2009-11-22T00:54:08.431+02:00</updated><title type='text'>BEŞİKTAŞ:3 FENERBAHÇE:0</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwhvIntEiHI/AAAAAAAAATg/6ej03XzBtck/s1600/gol1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406693546545940594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwhvIntEiHI/AAAAAAAAATg/6ej03XzBtck/s320/gol1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mağlubiyetler üzücüdür tabi ki hele derbilerde alınanlar ancak bu mağlubiyet karşında pek üzüldüğümü söyleyemem. Çünkü Fenerbahçe skor tabelasına bakmaksızın Beşiktaş'a göre oldukça iyi performanslı bir ilk yarı oynadı. Maçı koparabileceği an ve pozisyonları yakaladı aslında. 8. dakikada Serdar Özkan'ın direk dibinden auta giden topu haricinde ilk yarının genelinde %100 net olmasada Gökhan, Carlos, Alex ve Santos'la şut ve pozisyonlar buldu. İlk yarının sonunda Alex'in serbest vuruşu direkten döndü ve 19. dakikada Gökhan'ın net bir penaltısı verilmedi. Beşiktaş ise kalan 37 dakikada herhangi bir etkinlik gösteremedi. İlk 15-20 dakika iç saha olması sebebiyle diri ve mücadeleci gözüktüler sadece. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;M.Topuz, Cristian, Emre, Gökhan oldukça uyumlu ve etkiliydiler. Alex ortada yokmuş gibi gözükse de önemli yerlere koşular yapıp özellikle Mehmet Topuz'a çok alan boşalttı. Kazım önceki maçlara göre etkisiz kaldı. Fink ve Ernst Emre-Alex bağını koparmak üst düzeyde çaba gösterdiler ve çoğunlukla başarılı oldular. Sivok ve Ferrari ikilisi F.Bahçe'yi içeri pek sokmadılar ve dışarıdan şuta zorladılar. F.Bahçe ise buna rağmen gol olmayan düzgün şutlar çıkarttı aslında. ilk yarı boyunca.&lt;br /&gt;İkinci yarıda ise Emre'nin sakatlandığı bir anda ne yazık ki yapılan ortaya koşan Fink'in 5 metre önünde olmasına rağmen koşamaması ve Fink'in güzel bir vuruşla golü yapması hemen ardından Bobo'nun golü maçı bitirdi. Maçın kalan kısmı ise doğal olarak Beşiktaş'ın üstünlüğü ile geçti.&lt;br /&gt;Bu andan sonra da F.Bahçe maç konsantrasyonunu burada bıraktı. Böyle bir noktadan sonra maçı çevirmek Barcelona için dahi imkansız hale gelir ki Kazım'ın gereksiz atılmasıyla son çivi de çakılmış oldu. Futbol şansı da ciddi şekilde Beşiktaş'ın yanındaydı. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406693419000401602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 243px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwhvBMj2DsI/AAAAAAAAATY/OE1_s9U1iNc/s320/carlos+%C5%9Fut.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş yüksek konsantrasyonla hazırlanmış maça, çok iyi mücadele ettiler, galibiyet için tebriği de hak ettiler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim. Ne Fenerbahçe bu maçı kaybettiği için çok üzülsün, ne de Beşiktaş kazandığı için çok sevinsin. Alex'in vuruşu direk yerine ağlara çarpsa yada Gökhan'ın penaltısı verilmiş olsaydı şu anda çok başka şeyler konuşuluyor olacaktı. 19. dakikada kendi sahanda 1-0 geri düşmek neler getirebilirdi kimbilir. Dolayısı ile bunu gözeterek analizi ve eleştiriyi yapmak gerekir. Fenerbahçe benim görüşümle kötü oynamamış 3 dakika içinde haketmediği bir mağlubiyet almıştır. Ancak eksik yerlerini kapatmaya ve bunları giderme yoluna gitmeye mani olmamalıdır. Beşiktaş ise bu galibiyete rağmen şapkasını önüne koyup daha etkin olmanın yolların aramalıdır. Beşiktaş takım savunmasını iyi yapan ancak gol 3-0'a rağmen gol yollarında etkisiz bir görüntü çizdi. Üst üste gelen 2 golden sonra yapılan pozisyon analizleri yanıltıcı olur. Zaten bu sezonki BJK analizi de bunu gösteriyor. Ben bu şekilde Beşiktaş'ın çok uzun soluklu bir şekilde bu ligi götürebileceğini düşünmüyorum. Ancak yine de ilk 3'ten düşmez.&lt;br /&gt;Fenerbahçe ise Van Hooijdonk'tan sonra golcü sorunu büyüyerek devam ediyor. Devre arası bir golcü takviyesi şart görünüyor. Yoksa Avrupa'da tur ilerleme ve ligde şampiyonluk şansını zora sokacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;G.Saray'ın Manisa'yı yeneceğini düşünürsek puan farkı arada pek kalmadı Beşiktaş ile ve lige yeni bir renk geldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak F.Bahçe 13 maç sonunda zor dönemeci bitirdi. Sezon başı görüşümde ligin ilk yarısını 2-3 puan bile geride bitirse ligi kopartacağını düşünüyordum ki şu anda aksilikolmazsa daha iyisi olacak gibi duruyor. Özellikle 2. yarıda çok ciddi bir fikstür avantajı var. Manisa, Sivas, G.Saray ve 2 Ankara deplasmanı var sadece kalanı İstanbul'da. Maçlarına ciddi eğilirlerse eğer şu anda %60 ligin favorisi olurlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maçın ilginç bir anı ise Beşiktaş'ın golüne sevinen bir taraftarın ayağının kırılmasıydı. Sanırım sandalyelerin üzerinden uçup kırdı ayağını. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406693616216060594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 258px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwhvMrPuMrI/AAAAAAAAATo/bX43rMVt0Kk/s320/ayak+k%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların yanında ise F.Bahçe-G.Saray derbilerini tekzip edercesine sanırım son 10 yılda (belki daha uzun) en temiz, gerilimi en az, maç sonu olayı sıfır ve hatta oyuncuların kolkola çıktığı bir maç olmadı. Bu manzaraları bir gün F.Bahçe-G.Saray maçlarında da görmek en büyük dileğimiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: İbrahim ÜZÜLMEZ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: 19. dakikada Gökhan'ın düşürülmesine penaltı vermeliydi. 3. goldeki ofsaytı konuşmak 2-0'dan sonra pek anlamlı değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Bir Kazım klasiği. En önemli anlarda takımını manasız bir şekilde eksik bıraktı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Alex'in direkten dönen vuruşu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Emre'nin sakatlığı yüzünden çaresiz bir şekilde golü atmak hareketlenen Fink'e bakması. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4371984274817392992?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4371984274817392992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/besiktas3-fenerbahce0.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4371984274817392992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4371984274817392992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/besiktas3-fenerbahce0.html' title='BEŞİKTAŞ:3 FENERBAHÇE:0'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwhvIntEiHI/AAAAAAAAATg/6ej03XzBtck/s72-c/gol1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2051326182014311307</id><published>2009-11-18T22:25:00.003+02:00</published><updated>2009-11-18T22:49:09.060+02:00</updated><title type='text'>YAZIK!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwRdMCZUM4I/AAAAAAAAATQ/upOcCQJuqQk/s1600/gs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405547914134303618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwRdMCZUM4I/AAAAAAAAATQ/upOcCQJuqQk/s400/gs.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Cemal Nalga kimdir? Kobe Bryant mıdır ki hazırlık maçı kurtarıcısı olsun? Koskoca bir camiayı ve taraftarlarını savunma dahi yapamayacak hale getiren? Taraftarı kontrol edemedim, tahrik vardı, doktorun verdiği ilaçta doping varmış bilmiyordum vs vs bir dolu savunmayı anlamak mümkün olabilir. Ancak değer miydi buna? G.Saray kulübü açıklamayı yapmış ama camiayı zor günler bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunu düşünene bile sadece yazık diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2051326182014311307?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2051326182014311307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/yazik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2051326182014311307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2051326182014311307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/yazik.html' title='YAZIK!'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwRdMCZUM4I/AAAAAAAAATQ/upOcCQJuqQk/s72-c/gs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-948719494365030509</id><published>2009-11-17T23:14:00.004+02:00</published><updated>2009-11-18T01:20:00.664+02:00</updated><title type='text'>EKONOMİNİN GERİLİM STRATEJİSİNE ETKİLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwMu18F2HrI/AAAAAAAAATI/mRheNaJzHsM/s1600/20_45.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405215481973317298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 132px; CURSOR: hand; HEIGHT: 98px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwMu18F2HrI/AAAAAAAAATI/mRheNaJzHsM/s400/20_45.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu hafta adet olduğu üzere F.Bahçe-G.Saray arasındaki artarak devam eden gerilime etkisi olabilecek bir başka konuya bakalım. Ekonomi. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasıl bir etkisi olabilir demeyin okuyun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aziz Yıldırım Fenerbahçe'ye başkan olduğu ilk yıllardaki futbol camiasına olan agresif tarzını yıllar içinde törpülemiş son 2-3 yıldır da kendinden emin, sağlam taşlara basarak ilerleyen, rakiplerini eleştiren ancak taraftarı da hızla istediği kalıba sokan ve diğer kulüp başkanlarının pek de yapmaya cesaret edemeyeceği uygulamaları devreye sokan bir başkan imajı yaratmaya başladı. Evet hala antipatik geliyor olabilir ancak Anadolu kulüplerinin kasalarına daha fazla para giriyorsa bunu da Aziz Yıldırım'a borçlular. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabi bu noktalara kolay gelmedi. Pek çok kulüp içi grubu, bazı taraftar kesimlerini, medyayı karşına aldı ve çektiği eziyetleri, yaptığı fedakarlıkları anlatmaya gerek yok. Bu adımları atarken beraberinde ekonomik ilerlemeyi, 1-2 kalem gelire bağlı olmayan ve girdi noktalarını artıran bir portre de çizdi. Çok da sık hata yaptı ilk 8 yılında. Hala yapmıyor mu yapıyor ancak süratle eksiklerinden ve hatalarından arınıyor. Ve gerçekten profesyonel bir CEO edasıyla kulübü yönetiyor camiayı ve Türk futbol dünyasını yönlendiriyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi gelelim esas meseleye. Geçmiş yıllarda da çok olaylı F.Bahçe-G.Saray maçları oynandı. Ama arşivleri karıştırıp 2-3 yıllık maziye bakınca gördüğüm şey Aziz Yıldırım'ın bu olayları mükemmele yakın yönettiği. Adnan Polat ise daha fazla taraftar gibi davranan başkanlığın yanında sözcülük yapan, taraftarla içiçe olan bir portre sergiliyor. Özellikle demeçler ve kriz yönetimde Aziz Yıldırım karşısında geride kaldığını görüyorum. Son 1 yılda ise Adnan Polat daha agresif bir yapı içinde. Kulübü mali yönden ayağa kaldırma girişimleri, stat projesinde yaşanan aksaklıklar ve aldığı ağır eleştiriler, inşaatçı kimliği ile bu konulardaki prestij kaybını toplama çabası vs vs. Yapmaya çalıştıklarını takdir ediyorum kesinlikle olması gereken şeyleri gerçekleştirmeye çalışıyor. Ancak bu konuda F.Bahçe'nin açtığı yolda gidiyor olmak yada öyle olmasada öyle gösteriliyor olmak O'nu ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bir de tüm bunların yanında taraftarını, oy potansiyelini arkasına değil karşına alıyor olmak içinde bulunduğu koşullarda düşüneceği en son şeydir. Bu yüzden de çıkan olaylar karşısında buna göre pozisyon alıyor. F.Bahçe'ye yanaşan, köprü atan, elini uzatan adam olmak şu anda işine gelmez. Şu anki bu negatif elektrikten ve kaostan güç almaktadır yapacaklarını sağlamlaştırmak için çünkü bir de G.Saray lisesi etkisi vardır karşısında başetmesi gereken. Bunu bertaraf etmenin de yolu camianın içinden değil tribünden geçmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Derbi öncesi yemek teklifini ise gayrı ciddi ve göstermelik buluyorum. Bir yemek yemekle düzelecek bir konu değil zira. Kaldı ki dışarı bir dolu yemek yendiğini biliyoruz. Aziz Yıldırım'da bunu gördüğü için oyunu satranç gibi oynayıp Polat'a bu kozu vermek de istemiyor. Ayrıca Polat başkanın adamı olmak isteyen taraftarları sürüklemek istemektedir ki ekonomik özgürlüğüne hızlı ulaşsın, lise rüzgarını dindirsin. Zira şu ana kadar Alp Yalman'dan tutunda Canaydın'a kadar kulübü düzlüğe çıkarmaya bu kadar yaklaşan bir başkan daha olmadı ve Polat bunu istiyor şu anda. Özür dilemenin, taraftarları afişe etmenin, derin üzüntü duyuyoruz demeçleri vermenin hiçbir kazanımı yok onun adına. Bu konuda öncü de olmak istemiyor ki 6. golü alkışlayan başkan Canaydın durumuna düşmemek için. Çünkü şu anda kozu yok elinde. Emin olun ekonomik olarak F.Bahçe'den güçlü bir G.Saray olsaydı son basketbol maçından sonra taraftarlarla o pozları vermez, resmi siteden o yazı yerine vay be dedirtecek bir yazı yayınlatırdı. Çünkü ne o poz ne de o yazı bir G.Saray Başkanının yapacağı ve yazacağı olmamalı bunu kendisi de çok iyi biliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sebeple 2. yarıda Ali Sami Yen'deki maçtan pek umudum yok. Çıkması muhtemel olayları (ki az öz olacak birşeyler hele bir de işler iyi gitmez ise) da yatıştırmak gibi çaba içinde olmayacaktır Polat. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak ülke futbolu G.Saray'ın ekonomik düzlüğe çıkmasını beklemeye tahammül edecek mi? Bu işin sonu düzlük olmazsa eğer bu rekabeti daha ağır sonuçlar beklemektedir. Çünkü ülkede bu boyutta rekabet edip de geri kalmayı hazmedebilecek bir Türk yok. Kaldı ki son yıllarda her alanda F.Bahçe'nin galibiyet ağırlığı işi daha da zorlaştırıyor. Adnan Polat'ın stratejisini bu anlamda gözden geçirmesi gerekli. Ancak Polat cidden zor durumda olduğunu anlamak kolay ama bu tercihi yapmasını beklemek zor bir durum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-948719494365030509?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/948719494365030509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/ekonominin-gerilim-stratejisine.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/948719494365030509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/948719494365030509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/ekonominin-gerilim-stratejisine.html' title='EKONOMİNİN GERİLİM STRATEJİSİNE ETKİLERİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwMu18F2HrI/AAAAAAAAATI/mRheNaJzHsM/s72-c/20_45.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4677593551635410880</id><published>2009-11-15T22:20:00.005+02:00</published><updated>2009-11-15T23:12:38.670+02:00</updated><title type='text'>VAY BENİM YÖNETİCİME</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwBtuhP0mRI/AAAAAAAAASw/NHuoYkMiNlI/s1600-h/polis.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404440198810736914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwBtuhP0mRI/AAAAAAAAASw/NHuoYkMiNlI/s320/polis.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu sayfalara basketbol maçı taşımak hiç amacım dahilinde değildi. Hoş kalkıp da basket analizi yapacak değilim. Maçın atmosferi ve olaylar bu sefer ki yazı konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alınan karar gereği basket maçlarına deplasman taraftarı alınmıyor (böyle bir atmosferde de iyi ki alınmamış). Taraftarlar doğal olarak F.Bahçe oyuncularını baskı altına almak amaçlı tezahüratlara başladılar. Atmosferi yüksek bir maç ve kazanmak için daha hırslı bir G.Saray vardı sahada. İlk 3 periyot sürekli olarak G.Saray'ın minimum 5 sayı öndeliği ile geçerken son periyotta iyi savunma yapan F.Bahçe arayı kapatıp maçı eşitliğe getirdi. Ne olduysa bundan sonra oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;G.Saray yöneticisi Yiğit Şardan'ın açıklamasına göre 'Fenerbahçe Ülker bench arkasına oturan hanım, seyircimize el kol hareketi yaptı. Sonrasında ise istenmeyen olaylar yaşandı.' Demek ki tüm salon, maçı bu hale getrmek için bir bayanın el kol harketine bakıyor öyle mi Yiğit Bey. Adınız gibi yiğit bir açıklama değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Olaylar sahaya bir dolu yabancı maddenin atılması, bir polis ve muhtelif saha görevlilerinin başlarının yarılması ile son buldu derken saha giren iki taraftarın F.Bahçe benchine yönelip net olarak darp edemese de bu maksatla saldırması ile devam etti. Ardından F.Bahçeli oyuncular yine yabancı madde yağmuru altında hızla soyunma odasına kaçarken çıkış tünelinde de taraftar ve oyuncular arasında bazı itiş-kakışlar olurken Semih'in bir taraftara denk getiremediği yumruk sallaması ile son buldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu ilk midir? Hayır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olacak mıdır? Hayır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5404440326438029266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwBt18sih9I/AAAAAAAAAS4/9XwOO798Yl4/s320/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi en son yaşanan F.Bahçe-G.Saray derbisindeki olaylara bakacak olursak o maçta yaşananların belki 10 katı olay oldu sahada. Bir sonraki F.Bahçe-G.Saray basket maçında ise 20 kat olay olmaması için hiçbir sebep yoktur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak artık şu yöneticilerin (şu diyorum çünkü başka bir sıfat bulamıyorum) kendilerine bir çekin düzen verip, geriye bir bakıp hangi mevkileri gereksz işgal ettiğine bakmalılar ve lütfen terkedip gitmeliler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç sonu Yiğit Şardan pişmiş bir şekilde diyor ki 'Geçen yılki Efes-Fener maçlarına göre neredeyse bir şey olmadı bile sahada, güvenlik hemen olayları yatıştırdı'. Bunu diyen bir taraftar değil bir yönetici ne yazık ki ve ne yazık ki o anlı şanlı G.Saray yönetim koltuğunu dolduruyor. Bunu diyen adam 3 hafta önce F.Bahçe-G.Saray futbol maçından sonra neler düşündü acaba. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu işin sonu bir önceki maçı örnek göstererek çözülmez. Bir önceki maçta 2 tane az bozuk para atılması seni temize çıkarmaz. Bunu artık o kalın kafalara sokmak lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu işi yapan, o sahaya madde atan, sahaya inen, rakip oyuncuya darp etmeye çalışan o geviş getirengillerden olan yaratıkları bir takım taraftarı kisvesine büründürüp bizimki sizinkinden daha az vahşidir. Siz hakem kafası yararsınız, biz ise naçizane bir polis. Ama olur mu canım siz 2 ton su atarken biz yarım tonda kalıyoruz. Daha çok ekolojik dengeyi düşünüyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu mudur bu işin sidik yarıştırması?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yönetici zihniyeti bu oldukça bu işin çözülme şansı yoktur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her maç kaçan bir fırsattır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her kaçan fırsat rakibe verilen kozdur. Rakip yöneticileri konuşturmak için verilen cevaptır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her kaçan fırsat rakip taraftarı kendi sahasında yapacakları için bilenmeye plan yapmaya itendir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her kaçan fırsat olayları çığ şeklinde büyütendir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonunda kaybeden ise takımını seven, onun için üzülen, sevinen, takımının başarısı için maddi manevi her türlü yükümlülüğün altına giren gerçek G.Saray ve F.Bahçe taraftarıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve biri buna dur desin artık!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4677593551635410880?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4677593551635410880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/vay-benim-yoneticime.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4677593551635410880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4677593551635410880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/vay-benim-yoneticime.html' title='VAY BENİM YÖNETİCİME'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SwBtuhP0mRI/AAAAAAAAASw/NHuoYkMiNlI/s72-c/polis.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7284901248403635181</id><published>2009-11-06T20:42:00.004+02:00</published><updated>2009-11-06T21:14:23.313+02:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:3 STEAUA BUCURESTİ:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SvR0VSShnPI/AAAAAAAAASg/_bymMi01_kw/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401069762159680754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 164px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SvR0VSShnPI/AAAAAAAAASg/_bymMi01_kw/s320/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Maça gittiğim yazıları ne yazık ki sürekli 24 saat sonra yazmak durumunda kalıyorum. Gece 03:00 sularında eve gelip doğruca yatmak, sabah işe gitmek vs derken bir ertesi akşam ancak blog başına oturabiliyorum. Neyse galibiyet sonrası Bursa'ya dönüşler keyifli oluyor, yoksa yol bitmek bilmiyor. Neyse biz maçımıza dönelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maçtan alınacak galibiyetin turun garantisi olma özelliği taşıması, 2-3 günlük soğuk hava yağmurdan sonra yazdan kalma havanın oluşu ve alınan ceza sonrası 1.5 aylık ara verilecek olması bile tribünleri doldurmaya yetmedi. Sanırım rakibin zayıflığı buna etken oldu. İlk maçtada görmüştük zaten bu maçta resmileştirdi. Bükreş takımı bizim ligde ilk 8'e dahi giremeyecek güçte bir takım. F.Bahçe'de zaten neredeyse G.Saray maçının %30 performansı ile oynayıp maçı rahatça aldı. Bilica yaptığı hareket sonrası aldığı ceza ile takımda nasıl bir gedik yarattığını hepbirlikte gördük. M.Topuz'un biraz aksaması haricinde herkes üzerine düşen asgari görevi yaptı. Santos yumuşak rakiplerde karşısında her zaman çilingir olabilecek bir oyuncu. Attığı gol gerçekten büyük ustalık, rahatlık ve teknik yetenek istiyor. Sol ayağının dışı ile yaptığı kesme vuruş sahalarda nadir görülecek cinsten bir golü getirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex büyük ustalıklarını sergilemeye devam ediyor. Bu adamı izlemek gerçekten inanılmaz bir keyif. Taraftar adeta tapıyor bu adama. Stad hoparlörlerinde 'De SOUZA' duyulduğu anda herkes boğazı patlarcasına Alex diye bağırıyor. Hatta karşı karşıya kalıp da kaçırdığı net gol sonrasında bile tribünler inanılmaz destek verdi. Umarım Guiza bu tezahüratlardan birşeyler anlamıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Guiza'nın kenardan görünmesi bile taraftarda inanılmaz bir antipati yaratmış durumda. Hemen homurtular başlıyor. Sanırım Guiza'nın son sezonu olacak takımda. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401069836015214258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SvR0ZlbDnrI/AAAAAAAAASo/Rcytx5BmEs4/s320/2.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Çok fazla yorumlanacak bir maç olmadı. Rahat, tecrübenin rüştünü ispatladığı net bir oyun oynandı Saracoğlu'nda. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi sırada Twente deplasmanı var. Alınacak 1 puan dahi gruptan lider çıkmak anlamına gelecek ve CL'den gelecek takımları karşısına değil yanına almış olacak. Ancak bir galibiyet durumu garantileyeceği için 17. haftadaki Trabzon deplasmanı öncesinde takımın mental dinlenmesine yarayıp, sıra bekleyen oyuncuları sahaya sürme şansı verebilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Alex de Souza (şüphesi olan?)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Alex'in attığı golun net vuruşu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: 0-0 giderken Gökhan'ın adamını kaçırması (az kaldı 1-0 geriye düşüyordu takım)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Çok temiz bir maç oldu. Hakeme hiç görev düşmedi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Andre Santos'un nefis bilek hareketleri ve müthiş vuruşu ile kazandırdığı gol. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7284901248403635181?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7284901248403635181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/fenerbahce3-steaua-bucuresti1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7284901248403635181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7284901248403635181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/fenerbahce3-steaua-bucuresti1.html' title='FENERBAHÇE:3 STEAUA BUCURESTİ:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SvR0VSShnPI/AAAAAAAAASg/_bymMi01_kw/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2680424423135181053</id><published>2009-11-02T00:13:00.005+02:00</published><updated>2009-11-02T01:06:42.164+02:00</updated><title type='text'>KAYSERİSPOR: 1 FENERBAHÇE :1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Su4Ryu_nqTI/AAAAAAAAASI/kD-WYHYpvnQ/s1600-h/gol1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399272566569806130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 202px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Su4Ryu_nqTI/AAAAAAAAASI/kD-WYHYpvnQ/s320/gol1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Motivasyon, yükleme ve konsantrasyon seviyesi yüksek bir maçın ardından Fenerbahçe bir kez daha puan kaybetti. Adeta haftalarca kurulan zemberek G.Saray galibiyeti ile sonuna kadar çözüldü. Hafta içi neler oluyor bu takımın üzerinde anlamak mümkün değil. Alex'sizlik de açıklama değil zira 11 maçta gösterilen en iyi performanslardan biri Bursa deplasmanında Alex'siz sergilenmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu maçtan alınacak 3 puan G.Saray maçının anlamını bir üste çıkartacakken bu oyunun mantığını anlamamız zorlaşıyor. Olmadık bir anda öne geçen takım zaman ilerledikçe G.Antep maçının kopyasını oynadı. Bu takım düşük konsantrasyonlu maçlarda skorun üzerine yatmayı, mücadele etmeyi, pas yapmayı bilmiyor adeta. Bir sezonda 34 tane G.Saray Beşiktaş maçı da oynanamayacağına göre Daum'un bu konsantrasyon olayına bir çözüm bulması gerekli. Tüm maç boyunca yakalanan tek pozisyon ve geride verilen yarım düzine net gol pozisyonu bunun açıklaması olsa gerek. Volkan'ın sürekli maçı yaşaması olası bir mağlubiyeti önledi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürekli yazdığım şeylerin gerçekliğine artık inanmaya da başladım. Alex olmadığında onun yerine oynayacak tek adam Emre. Bu tarz maçlarda ortada Deniz, Selçuk ya da M.Topuz ile başlayıp Emre'yi bu alana sürebilir. Ama Daum henüz bunu denemedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399272816688298306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Su4SBSwg-UI/AAAAAAAAASY/w0dCvGS6VsE/s320/alex.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Santos ve Guiza takımı hala daha eksik oynatmaya devam ediyorlar. Daum'un da ne yazık ki elinde kesin bir çözümü yok güvenmeye devam ediyor. Kazım'ı her maç forvet oynatması mümkün değil bir şekilde kazanmaya çalışıyor ama Guiza'da inatla herşeyi inkar edercesine oynuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama teknik-taktik, oyuncu değişiklği vs ne derseniz deyin maçın toplamına bakılırsa bu maçtan puan kaybı kaçınılmazmış. Zira hiçkimse maçın içinde değildi (Volkan hariç). Öyle Kayseri'ye gelinmiş Federasyon maç yazdı diye, sıra savıldı geri dönüldü. Maç öncesi beraberlik denseydi sanrıım hiç oraya kadar zehmet dahi etmezlerdi bence. Bana göre değil penaltı faul dahi olmayan bir pozisyonda hiçbir oyuncu itiraz bile etmedi neredeyse. İtiraza dahi takatları kalmamış. O kadar çözülmüşler artık düşünün.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Penaltı pozisyonu deyince sürekli sohbetlerde söylediğim bir konunun gerçekleştiğini gördüm. Carlos'un Cangele yaptığı hareket Cangele'nin pozisyonunu en ufak şekilde etkilemez, faul bile değil. Zira buna faul verilirse maçlar oynanmaz hale gelir. Ancak maçın o ani gelişmelerinde hakem 1sn içinde savunmacının pozisyonuna bakıp karar veriyor. Bu sebeple en ufak bir omuzdan, formadan çekme hakeme koz vermek demek oluyor. Bu durumda da hakemin kararı eleştirilemez oluyor. Savunmacıların bu konuya dikkat etmeleri gerekiyor bence bu sebeple hakeme hakszı penaltı verdi diyemiyorum ne yazık ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kayserispor ise F.Bahçe'nin geriye yaslanmasını da fırsat bilip ikinci yarıda daha baskılı oynadı. Ancak maçı kaybedebilirlerdi yine de. Öyle aman aman ısıran bir oyun oynamadılar. F.Bahçe dirençli olsaydı yada bu futbolun oynanacağını bilseydikte Alex olsaydı Kayseri için pek de iyi olmazdı sanırım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maçın tümüne bakılırsa kayıp puan yok 1 puan kazanç var. Ama futbol ilginç oyun, M.Topuz'un şutu direk yerine 2-3cm ile gol olsaydı neler olurdu acaba. Şimdi başka şeyler konuşulurdu ama gerçekler yine değişmezdi. Şampiyonluk G.Saray, Beşiktaş değil diğer maçlardan geçiyor bunu anlamak lazım artık. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399272673996595586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 262px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Su4R4_MKYYI/AAAAAAAAASQ/gSZc_DwYBhE/s320/%C3%A7aylar.bmp" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Şimdi sırada bir Bükreş maçı var. Alınacak bir galibiyet gruptan çıkmayı garantileyeceği gibi 2.5 haftalık bir araya da moralli sokacaktır. Ardından gelecek Beşiktaş maçı için bu ara hazırlık, dinlenme açısından iyi olacağı gibi maç yapılmayacağı için oluşacak açlık da avantaj olabilir. Ancak maç maratonundan uzaklaşmanın da getireceği dezavantaj olma ihtimali de yok değil. Maçın önemli oluşu, tam kadro girilecek olması ve ne şanslı ki self-motive bir maç olacağı için bu aranın avantaj getireceğini düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Cangele&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: M.Topuz'un direkten dönen kader anı vuruşu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Her ne kadar hakeme koz verildiysede penaltı gerçekte penaltı değildi (puan kaybını buna bağlamamak lazım yine de)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Volkan'ın çıkardığı topların tamamı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: 90 dakika Guiza'ya dayanmak&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2680424423135181053?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2680424423135181053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/kayserispor-1-fenerbahce-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2680424423135181053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2680424423135181053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/11/kayserispor-1-fenerbahce-1.html' title='KAYSERİSPOR: 1 FENERBAHÇE :1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Su4Ryu_nqTI/AAAAAAAAASI/kD-WYHYpvnQ/s72-c/gol1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6133135062355368115</id><published>2009-10-30T20:31:00.007+02:00</published><updated>2009-10-30T23:36:47.744+02:00</updated><title type='text'>MAÇIMI GERİ İSTİYORUM</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SutbWZc2DcI/AAAAAAAAARw/llowlJBtHrE/s1600-h/1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398509018680790466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 277px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SutbWZc2DcI/AAAAAAAAARw/llowlJBtHrE/s320/1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;Domestik derbimiz biteli 5 gün oldu. 5 gündür herkes yazıyor çiziyor, çıkıyor anlamlı anlamsız birşeyler söylüyor. Her çıkıp konuşan kendine bir rant, kulübüne avantaj yada rakibine dezavantaj yaratma peşinde. Biraz daha sakin ve geriden bakarak bazı yorumları yapmak daha uygun sanırım. Maçta çıkan olayların ve pozisyonların maçı, kişileri ve taraftarları nereye getirmiş olabileceğinden bahsedelim biraz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. G.Saray tribünleri çağırdığı için geri geri giden Arda o sırada ısınmak üzere koşan Cristian'a çarpmak üzereyken (Arda Cristian'ı görmedi çünkü) Cristian Arda'yı 2 eliyle önünden sert olmayan bir şekilde itti. Arda devam etti, tribünü selamladı ve ardından Cristian'ın üzerine 'Adam ol adam!' diyerek gitti. Ardı malum. Arda çok rahatlıkla olayı başlatmadan yarı sahasına dönebilirdi. Ama o belki de bilinçli bir şekilde bu ortamı yaratmak istedi. Sonra Bilica'nın arkadan savurduğu yumruk, Aykut ve Gökhan Zan'ın uçarcasına olaya dalmaları, Kazım'ın Aydın'ı ayırmak babında yere savurması. Sonuç: Arda durduk yere tribünleri gerdi, kendi arkadaşlarını ekstra motivasyona soktu. Kimbilir soyunma odasında nasıl hava oluştu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. O andaki gerginlikle başlayan olaylarda hakemler konuyu bir film edasıyla izlediler ve aslında G.Saraylı oyunculara nişanlanan cisimle yardımcı hakemin kafasının yarılması ile sonuçlanan bu olayı yaşadılar. Bunu atan o gerizekalı Fenerbahçe seyircisi her kimse onu bulup ayıklamak lazım tribünden. O adamla aynı oksijeni solumak dahi istemeyiz sanırım. 5 gündür yazılan yazıların aslında tek kaynağı olan olayları yarattığı, bilinçli seyirciyi takımından mahrum bıraktığı için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. 25. dakikada Keita korner atarken F.Bahçe tribünlerinden gelen kendisine çarpıp çarpmadığı belli olmayan bir cisimle yerde kalan Keita o cisimle birlikte topu da saha komiserine götürdü. Hakem de doğal olarak sarı kartına başvurdu. Bu hareket Keita'nın kırmızısına zemin de oluşturdu. Zira kendini kendini over-motivation durumuna soktu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398509425073991202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SutbuDYiLiI/AAAAAAAAAR4/xHjkxZcQEPA/s320/1.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;4. G.Saray'ın golünde Arda'nın kafasında bir su şişesi patlıyor. Arda hiç olmamış gibi devam edip korneri atıyor. Hakan Balta golü atıp Arda ile birlikte F.Bahçe tribünlerine malum el kol hareketlerini yapıyor. Olmasa iyiydi ama o psikoloji ile yapılması normal ancak cezasız kalmamalıydı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5 Keita'nun yumruğu: Carlos tüm maç boyunca mükemmel şekilde marke etti Keita'yı. Her maçta 70 dakikada 70 çalım atan o adam bu maçta tek hareket bile yapmayınca ve ilk yarıda yaşadığı o olayın da siniri ile Carlos'un sarı kartlık ama sakatlayıcı bir hareket yapmamasına rağmen tüm maç boyunca harab olan sinirlerine yenilip kırmızıyı yedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu olayların içinde bulunan taraftar Türk kimliği taşıyor öncelikle. Beşiktaş'ta, F.Bahçe'de, G.Saray'da heryerde var bu tarz yaratıklardan kimse kimseden daha temiz değil.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sahaya atılan maddeler birine denk gelsin diye atılıyor zaten. Denk gelmemesi cezayı hafifletmez, o taraftarı temize çıkarmaz ve hatta siz hakemin kafasını yardınız biz de bu olmadı zevzekliğini yapmayı gerektirmez. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonuçta F.Bahçe 2 maç seyircisiz oynama ve Keita ile Bilica 3'er maç ceza alarak olayı kapadılar. Bence gerçek suçlular değil sadece kurbanlar ceza almıştır. Bu ne ilk ne de son olay olacaktır. Her yeni olay bir öncekinde neden şu ceza verilmedi, ona birşey olmadıysa buna neden sorularını sürekli gündeme getirecektir. Bir kısır döngüye girilmiş, sürekli intikam şeklinde devam edegelecek bir sürece girilmiştir. Bu nasıl kırılacak, nasıl çözüm bulunacak gerçekten zor bir soru ama biryerden başlamak gerekecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398509488924721986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SutbxxPvA0I/AAAAAAAAASA/p7qQ5fpRtag/s320/25.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaptan hele hele M.Oktay'ın bandını, formasını, numarasını üzerinde taşıyan adam önce adam olacak, örnek olacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;F.Bahçe oyuncusu tahriklere kapılmamayı öğrenecek. Gereksiz yere manasız, aptalca bir yumrukla ceza almayacak. En önemli maçlarda arkadaşlarını yarı yolda bırakmayacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;H.Üstünel jiletli mafya gibi çıkıp Arda'ya bizden başkası ceza veremez demeyecek. Metin Oktay'ın kemiklerini sızlatmayacak. Eminim rahmetli hayatta olsa Arda'yı afaroz ederdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;F.Bahçe yöneticileri maçtan sonra olaylar hakkında adam akıllı açıklama yapacak, köşe bucak kaçmayacak. Taraftarını uyaracak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Taraftar taraftarlığını bilecek, yaptığının neyle sonuçlanacağını bilecek. Yanındakini uyarmak da iş değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve nihayet bu aptalca hareketler sonucunda benim adam gibi maç seyretme zevkimi elimden alıp kombineme tecavüz etmeyecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben Fenerbahçe'yi görmeyi, Alex'i, Carlos gibi bir ustayı izleme zevkini, stada girip yeşil çimi gördüğümde hissettiğim heyecanı geri istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim kombinem 3-5 kendini bilmez yüzünden heba edilmeyecek kadar kıymetli.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;BEN MAÇIMI GERİ İSTİYORUM. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6133135062355368115?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6133135062355368115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/macimi-geri-istiyorum.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6133135062355368115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6133135062355368115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/macimi-geri-istiyorum.html' title='MAÇIMI GERİ İSTİYORUM'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SutbWZc2DcI/AAAAAAAAARw/llowlJBtHrE/s72-c/1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6790127417600985345</id><published>2009-10-27T00:38:00.009+02:00</published><updated>2009-10-27T02:12:59.064+02:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:3 GALATASARAY:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SuY6J0riVYI/AAAAAAAAARQ/vl_0AZrQ14c/s1600-h/1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397065143884600706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 146px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SuY6J0riVYI/AAAAAAAAARQ/vl_0AZrQ14c/s320/1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Oldukça geç bir maç sonu yazısı oldu. Maç sonrası staddan çıkıp Bursa'ya eve varmak, ertesi gün işin yoğunluğu sebebiyle yazıya konsantre olamamak pazartesi gece yarısına erteletti yazıyı. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç öncesi yazımda teknik adamların yapabileceği tercihlerin ve iki takımın oyun yapısı hakkında yaptığım pek çok tespitin doğru çıkması beni ayrıca mutlu etti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç aslında hafta başında başlamıştı oynanmaya. Özellikle F.Bahçe cephesi işin psikolojik yönetimini deneyimli hoca Daum'un aklına ve ağzına bırakmıştı. Guiza, Alex, Lugano ve Kazım'ın sakatlıkları profesyonelce yönetildi. Cumartesi gününe kadar gram gram ümit verildi. Zira Alex'sizlik rakibe rehavet verecekti. F.Bahçe'li taraftarlar ise son ana kadar Alex'siz olmanın stresi ile kavruldular. Aynı zamanda maçın zorluk derecesini sürekli gündemde sıcak tutan Daum son gün hamlesiyle favori oldukları gerçeğini ortaya bıraktı. Maç günü öncesi mükemmel yönetilen bir senaryoydu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç önü planlarını ise adeta nakış gibi örmüştü. Sezon başından beri üzerinde durduğumuz ve Daum'un inandığı orta sahanın gücü ile G.Saray'ı kaleden uzak tutabileceğini biliyordu. Adeta bir bilgisayar oyunu gibi oynadı. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397064998067194466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 177px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SuY6BVd9SmI/AAAAAAAAARA/DqfwWIcZdJE/s320/3.jpg" border="0" /&gt; Maçın stadyum kanadında ise ciddi gerilim yaratan bir seyirci kitlesi ile karşılaşıldı öncelikle. Sahaya atılan yabancı maddeler haricinde görevini layıkı ile yaptı. Atılanların cezası bilahare kesilecektir zaten ki F.Bahçe'yi bu olaylar sebebiyle okkalı bir ceza bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şükrü Saraçoğlu stadyumu gerçekten kaldırılamayacak kadar ağır bir atmosfere sahip. Hele de G.Saray maçları öncesi. Yaratılan bu atmosfer çoğunlukla rakibin siniri gevşek oyuncularını adeta paralize ediyor ve maçın kalanında oyun oynayamaz hale getiriyor. Ve de ne yazık ki G.Saraylı oyuncular yaratılan bu bilinçli girdap içinde kayboluyorlar. Cristian Arda'yı itti doğru. Keşke misafir takım oyuncusuna bunu yapmasaydı ama ciddi bir şarj uygulamadı. Ancak Arda tribün şovunu bitirdikten sonra kendini ve takımını da bitiren harakiri hamlesini yaptı. Bu hareketle rahmetli Metin Oktay'ın kemiklerini sızlattı. Arda her geçen gün numarasına ve kolundaki banda süratle ihanet etmeye devam ediyor. (NOT: Bu arada hiçbir Avrupa Kupası maçında iki yarı sahada ısınan takımlar hiçbir şekilde birbirlerinin sahalarına giremezler, sıcak temasa geçemezler. Örnek: Twente maçında R.Carlos ısrarla tribünlere çağrıldı ama UEFA yetkilisi Carlos'un değil tribünlere gitmesine, Twente yarı sahasına geçmesine dahi izin vermedi). Dolayısı ile bu olayda Federasyon'da kendine bir pay çıkartmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben Rijkaard'a bu kadar yüklenilmesini anlamıyorum. Çıkarabileceği en iyi kadroyu ve mevcut kadronun oynayabileceği en iyi oyun planını ortaya koydu. Ancak bunun maçı kazanmak için yetmeyeceği aşikardı ve netekim de öyle oldu. F.Bahçe'nin karşısında benzer mücadeleyi gösterebilecek gücü ve teknik yetkinliği yoktu. 1 hafta boyunca iki takım her gün maç yapsa galip gelen taraf değişmezdi ama skor farklı olabilirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;G.Saray'lı taraftarlar her maçı bir korku film havasında seyrediyor olmalılar. Zira başta Sabri ve Gökhan Zan olmak üzere Servet, Hakan Balta ve Leo Franco her an takımı yakabiliriz havasındalar ve ne yazık ki mevcut yapı içinde buna çözüm de yok. Devre arasına kadar zorluk derecesi yüksek maçlarda bu eziyeti yaşayacaklar. Allah G.Saray taraftarlarına sabır versin cidden.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397065558001040498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SuY6h7YlvHI/AAAAAAAAARo/ETaGehj5siM/s320/2.bmp" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Maçın başlamasıyla birlikte ilk 7 dk içinde Bilica, Carlos ve Alex'le arkaya atılan toplarla sinyali vermişti F.Bahçe ve ofsayt olsa dahi benzer bir dağınıklık içinde olan savunmanın içinden öne geçti Alex'le. G.Saray ise ilk cılız ortasını 20.dk da yaptı, ilk cılız şutunu da 37. dk da Nonda ile çekti. Daum adım adım hedefe ilerliyorken Rijkaard ise adeta öğrenilmiş çaresizlik teorisi ile ilk yarıyı kapatıyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkinci yarıda ise oyun planında farklılık yoktu. Ancak 60-70 arasında Kazım'ın ve Alex'İn yorugunlukları ortaya çıktıkça, tenis maçı gibi geriden atılan toplar aynen hücum olarak G.Saray'a dönüyordu. Tam bu anda da Daum taktiğinin devamı için öldürücü hamleyi yaptı. Topu hücumda tutabilmek için Kazım-Guiza ve Alex-Santos değişikliklerini sahneye koydu ve bence Keita'nın atılmasından önce maçı kilitledi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rijkaard ise bu hamleler ve Keita'nın atılması ile zaten kısıtlı olan imkanlarını kaybetmiş ve maçı da oracıkta bırakmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kazım'ın pili bitip de çıkana kadar Servet'le olan mücadeleleri herşeye rağmen çok etkileyici idi. B.Gezer her ne kadar karşılıklı faulleri sağlıklı süzemedi ise de ben tribünde bu iki oyuncunun karşı karşıya gelmelerinden çok keyif aldım. Kazım'da çıkana dek iki stoperi gezdirip, bıktırıp hırpalayarak görevini Guiza'ya devretti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;R.Carlos neden 36 yaşına rağmen büyük bir usta olduğunu bizlere bir kez daha anlattı. Takımı yönetmesi, soğukkanlılığı, yaratıcılığı ile takımı rahatlatan, hücuma kaldıran ve güven veren bir oyun sergiledi. Keita'yı adetan maç boyunca canından bezdirdi ve kırmızı için zemin hazırladı. Keita'da Arda gibi girdaba kapıldı ve kayboldu gitti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex ustalığından pasajlar sundu çıkana kadar. Ve yabancı futbolcular için karşılaştırma birimi olma adaylığını sürdürdü. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç sonrası inanılmaz eleştirilen bir Bünyamin Gezer vardı. Maçın neden iptal etmediğini anlattı ki o çerçeve içinde oldukça mantıklı açıklamalar. Maç içinde ise hatalar yaptı ancak asla bunu planlı bir senaryo yada kasıt unsurları içererek yapmadı. Öyle bir havaya sokuldu ki sanki B.Gezer maçı kazanamak üzere olan G.Saray'ın elinden alıp F.Bahçe'ye vermiş izlenimi yaratıldı. Evet gol ofsayt ancak yardımcının hatası, penaltı tartışılır. Ancak Kazım-Servet mücadelelerinde karşılıklı hataları oldu. Emre'nin Baros pozisyonunda Baros ters düştüğü için tarak kemiği kırıldı Emre'nin hareketi ile değil. Ancak bu mağlubiyet hakeme bağlanırsa ciddi hak yenmiş olur zira maç boyunca çeyrek pozisyonu olmayan G.Saray maçı kazanmayı değil berabere kalmayı bile haketmiyordu. Maç iyi hazırlanan, mücadele eden, akıl koyan, soğukkanlı olan ve taktiğine sadık kalan tarafın oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu maç aynı zamanda oyuncuların Daum'a olan inancını da katladı ve 3 puandan fazlasını getirdi F.Bahçe'ye&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Daum (hazırladığı taktik, maç önü yönetimi ile buraya çıkmayı haketti)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Ofsayt olmasına rağmen ilk golün hazırlanışı ve Carlos'un kurnazlığı ile Alex'in bitiriciliği&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Elano yerine Kewell ile başlamamak&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Kaleye pek şut atan olmadı ama Lugano'nun kafası gol olsa maç çok farklı olabilirdi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: İlk golde ofsaytı yardımcının çözememesi&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6790127417600985345?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6790127417600985345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/fenerbahce3-galatasaray1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6790127417600985345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6790127417600985345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/fenerbahce3-galatasaray1.html' title='FENERBAHÇE:3 GALATASARAY:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SuY6J0riVYI/AAAAAAAAARQ/vl_0AZrQ14c/s72-c/1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-1906695253049455032</id><published>2009-10-21T11:18:00.003+03:00</published><updated>2009-10-21T12:15:52.237+03:00</updated><title type='text'>DERBİLERİN DERBİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/St7RNLaTVpI/AAAAAAAAAQ4/dpAVNyFpzbc/s1600-h/samurai.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394979427968046738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 153px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/St7RNLaTVpI/AAAAAAAAAQ4/dpAVNyFpzbc/s400/samurai.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu maç derbilerin derbisi, dünyanın en sert 3 derbisinden birisi, şu dergi dünyada en zor derbi olarak F.Bahçe-G.Saray maçını seçti... Bunlar hep bize aşina olan, egomuzu okşayan cümleler ama gerçeği ne kadar yansıtıyor meçhul -ki bence biraz balon haberler- Dünyada kaç TV bu maçı izliyor? Kaç yabacı gazeteci akredite oluyor bu maçlara? Kaç yabancı taraftar bilet almak için gün sayıyor? Bunların cevapları yok. Çünkü gerçeği de yok. Bu sebeple international değil domestik bir derbi bizimki. Bu yüzden yine kendimizi mısır ambarında sanıp bu koccammann derbiyi mercek altına alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gönül isterki F.Bahçe taraftarı olarak yüzlerce km yol teptikten sonra gecenin bir saatindeki dönüş yolculuğu keyifli olsun. Bu da gayet doğal bir istek bir taraftar olarak. Ancak bu gerçekleşir mi Pazar 21:45'de göreceğiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şu anda kısa vadeli maç önü psikolojisi olarak G.Saray bir adım önde görünüyor. Moral olarak, tam kadro oluşundan, derbi öncesi kendi sahasında daha kolay bir Avrupa maçı yapacak olmasından dolayı dinlenme açısından avantajlı. Fenerbahçe ise omurga sakatlığını düzeltmekle meşgul (Lugano-Bilica, Alex-Guiza). Hepsi iyileşir mi? İyileşse de antrenmensız geçilen haftadan sonra başarılı olurlar mı? Bunlar soru işareti tabi ama G.Saray maçı atmosferi bence bu etkileri ortadan kaldıracak özellikte. Ancak bu 4 oyuncu gerek yetenekleri, tecrübeleri gerekse de soğukkanlılıkları açısından oynamazlarsa büyük kayıp. Ancak ben Guiza hariç diğerlerinin oynayabileceklerini hissediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oyun planı olarak birbirinin zıddı iki takımın maçı olacak. Güçlü takım savunması- Güçlü pozisyon yaratıcılığı , Sabır-Sürat, orta saha varyasyonu-hücum varyasyonu gibi karşıtlıkların maçı olacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürekli eleştiri alan iki teknik adamın hafta içi psikolojileri de burada önem kazanıyor. Daum genelde bildiğini okumayı seven birisi, basın, eleştiri falan dinlemez. Aynı oyun sistemini ortaya koyacaktır. Zaten FBTV'deki dünkü konuşmasında şu meşhur rotasyonu sevmediğini, mecbur kalmadıkça yapmayacağını tüm dünyaya ilan etti. Belki Keita'nın kanadında Carlos yerine Vederson ile başlayabilir o kadar. Onun dışında yine klasik Volkan,Gökhan-Lugano-Bilica-Vederson, Kazım-Cristian-Emre-Santos, Alex, Semih onbiri ile başlayacaktır. Yani alıştığı elle yemek yiyecek, ters ele kaşığı geçirip üzerine yemek dökme riskini bu maçta Daum almayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rijkaard ise çok gol attığı maçlarda bile savunma ve orta sıkıntıları ile gündeme geldi. Şimdi de ilk F.Bahçe maçına çıkacak. Vitrinde spotların üzerine vurduğu bir yerde şu anda. Bu sebeple gergin olma ihtimali yüksek. Kaldı ki bir de Saraçoğlu geçmişi ve hafta içi çıkan 'Bu lekeyi silin' açıklaması baskının bir işareti. Bu baskıyı pozitif enerjiye nasıl çevirir onu bilemeyiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak Rijkaard eleşirileri göz önüne alıp, en azından yenilmeden bu maçtan ayrılayım 2 puanı koruyayım felsefesine giderse bence o an maçı kaybettiği andır. Bu da yukarıda değindiğim sağ elle yerken birden kaşığı sola ele almak demek oluyor ki o zaman üstünü başını peçetelerle, bezlerle silmeye yetişemez. Çünkü G.Saray kontrollü oyunu bilmiyor, Rijkaard'da bunu öğretmedi yada elindeki kadronun buna uygunsuzluğu böyle bir sisteme itti O'nu. Ayhan haricinde -ki o da bir Emre yada Cristian seviyesinde değil- kalanların hiçbiri bunu becerebilecek durumda değiller. Bu sebeple Rijkaard savunma gücünden 1-2 eksiltme yapıp orta sahaya takviye yapmaya giderse işi zorlaşacaktır. Çok erken gol maçı kurtarabilir ancak. Bu sebeple Rİjkaard için en etkin yöntem bildiği oyunu oynaması, Sabri ve Hakan Balta'yı daha az ileri çıkarıp orta sahaya desteğe yöneltmesi ve aynı hücum hattı ile oynaması (Keita-Arda-Kewell-Baros) daha mantıklıl bir durum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;F.Bahçe ise kontrollü ve G.Saray'ı ceza sahası dışında tutabilecek bir oyunu sergileyebilir. Bu da dakikalar ilerledikçe G.Saray'ı daha çok gerginleştirir çünkü insan en iyi yaptığı işi yapamadığında sinirlenir. Bu iş de F.Bahçe'nin en iyi yaptığı iş şu anda. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç öncesi planlar tahminim bu şekilde gelişecek ama taktiği oynayacak olan oyuncular. Sıkıntılı ve büyük maç oynama potansiyeli yüksek oyuncu sayısı F.Bahçe'de daha fazla. Bunu geçen yılki kazanılan büyük maçlarda net gördük. G.Saray ise işler iyi gitmediğinde daha çabuk oyundan düşen bir havada. Ben açıkçası F.Bahçe'nin saha avantajıyla birlikte bu maçın da favorisi olduğunu düşünüyorum maç öncesinde. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-1906695253049455032?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/1906695253049455032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/derbilerin-derbisi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1906695253049455032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1906695253049455032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/derbilerin-derbisi.html' title='DERBİLERİN DERBİSİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/St7RNLaTVpI/AAAAAAAAAQ4/dpAVNyFpzbc/s72-c/samurai.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5498077845392373722</id><published>2009-10-18T20:55:00.005+03:00</published><updated>2009-10-18T22:02:30.815+03:00</updated><title type='text'>GAZİANTEPSPOR:2 FENERBAHÇE:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sttk3n0mxNI/AAAAAAAAAQo/7eadDfXG36U/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394015885451510994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 238px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sttk3n0mxNI/AAAAAAAAAQo/7eadDfXG36U/s320/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;HAYIRLI MAĞLUBİYET! &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hep kullanmak istediğim bir başlıktı. Bu maç uygun sanırım medyanın nabzına göre bu başlık için. Bir çok yazar tarafından sık kullanılan ve konu edilen bir 'deyim' oldu 'hayırlı mağlubiyet'. Mağlubiyetin hayırlısı nasıl oluyor anlamadım hiç. Mağlubiyet mağlubiyettir, hayırlısı hayırsızı olmaz. Bu maç içinde yazanlar çıkacaktır ille ki deyip girişimizi yapalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç öncesi taktik tahtasında yazdıklarımızla oldukça yaklaştık Daum'un felsefesine. Fazlasıyla kontrollü ve sabırlı bir oyuna yöneldi F.Bahçe. İlk yarı boyunca gol haricinde 1-2 pozisyona giren F.Bahçe ise kalesinde karambol haricinde pozisyon görmedi ve ilk yarıyı tam da istediği gibi kapattı aslında. G.Antep ise oldukça yumuşak, temposuz ve organizasyonsuzdu. Bu görüntü de F.Bahçe'nin ikinci yarıya daha da rölantide başlamasına neden oldu. Hatta o kadar rölanti gittiler ki maç sonuna kadar toparlayamadılar kendilerini. Biz bile TV başında artık maç haricinde sohbetlere başlamıştık bile. Demek ki oyuncularda benzer şeyleri düşünmüşler ki ikinci yarıda maç konsantrasyonunu tamamen kaybettiler. İşte profesyonelliğin başladığı nokta burada olsa gerek. Sezon başından bu yana en yaptıkları takım ve alan savunmasının ilk golde nasıl darmadağın oldukları bunun bir göstergesi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu maçta işin ilginç tarafı ikinci yarıda takımın oyundan kopuşunu dakika dakika izlerken ilk oyuncu değişimi için 77. dakikaya kadar bekledi Daum. Çıkanın Vederson olması ise bende bunun taktiksel değil kimi çıkaracağını bilememekten aklına gelen ilk isim O olduğu izlenimi yarattı. Yani o an maç 1-1 ya da 2-1 geri olsaydı da bu değişikliği yapacaktı sanki Daum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394015987216975154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 306px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sttk9i7YhTI/AAAAAAAAAQw/koimGrNhANw/s320/1.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Takım sonuçta oyunu tutmak için son 10 dakikaya girildiğinde Selçuk'un oyuna girmesi ve daha fazla top tutabilen Emre'nin biraz daha ileri çıkması daha uygun olabilirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında F.Bahçe maç içinde 2. golü bulup oyunu koparacak anları yakaladı ama yanlış pas tercihleri ve isabetsiz şutlar buna mani oldu. İkinci yarıdaki oyundan kopuşda bu sonu getirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex ve Lugano'nun yokluğu bu maç için mazeret olmaz. Çünkü onlar olsaydı da bu skor oluşacaktı. Sonuçta F.Bahçe konsantre olamadığı bir maçı daha zorlanarak oynadı ve bu sefer diğerlerinden farklı olarak kaybetti. Bu maçın G.Saray maçı için de ölçü olması mümkün değil bu sebeple. Artık G.Saray maçı daha anlamlı hal aldı. Daum her haliyle bu maça hazırlandığı belli. Ancak gelen haberler Alex ve Guiza'nın bu maça yetişemeyeceği yönünde. Bunun bir medya aldatmacası olması da ihtimal içinde tabi ki ama hafta boyunca göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Attığı 2 golle Julio Cesar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Cristian'ın müsait durumlarda kaleyi çektiği isabetsiz şutlar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: İlk G.Antep golünde tüm bilincini kaybeden savunmacıların dizilişi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Santrası bile yapılmayan goldeki Cesar'ın nefis frikiği (barajın hatasını unutmamak lazım. Erman Hoca'ya sohbet çıktı yine)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Haken maçı bence hatasız yönetti. Tebrikler Bülent Yıldırım. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5498077845392373722?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5498077845392373722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/gaziantepspor2-fenerbahce1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5498077845392373722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5498077845392373722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/gaziantepspor2-fenerbahce1.html' title='GAZİANTEPSPOR:2 FENERBAHÇE:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sttk3n0mxNI/AAAAAAAAAQo/7eadDfXG36U/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3412301223367028695</id><published>2009-10-16T14:02:00.004+03:00</published><updated>2009-10-16T15:41:30.837+03:00</updated><title type='text'>TAKTİK TAHTASI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SthpxZ-SG8I/AAAAAAAAAQQ/zNWPDCN45JA/s1600-h/selex-miknatisli-futbol-taktik-tahtasi-mb31282_278143_r1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393176851282795458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SthpxZ-SG8I/AAAAAAAAAQQ/zNWPDCN45JA/s320/selex-miknatisli-futbol-taktik-tahtasi-mb31282_278143_r1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu hafta sonu F.Bahçe G.Antep deplasmanına çıkıyor. Performans itibarı ile G.ANtep F.Bahçe'yi zorlayacak bir durumda görünmüyor. Şu ana kadar Ankaraspor'dan gelen hükmen galibiyeti saymazsak sadece kendi sahalarında Kasımpaşa'yı 1-0 yenebilmişler. Bir de geçtiğimiz hafta Trabzon deplasmanından alınan 2-2'lik beraberlik var dişe dokunan. 7 gol atabilmişler (Ankaraspor maçı hariç) ve bunun 2'si Trabzon'a 2'si G.Saray'a. Kalanı tek tek gidilmiş. Yani gol yollarında net sorunlar var. Bir de üstüne Antep için çok şey ifade eden Tabata'nın ayrılışı. Tabi bu ana kadar olanların tümü Antep deplasmanını kolaylaştırmaz. Zira rakp F.Bahçe ve konsantrasyon üst seviyede olacaktır. 2 haftalık verilen arada, dinlenme ve taktiksel anlamda ilerleme kaydetmiş olabilirler. Bunu bu maçta göreceğiz. F.BAhçe ise aksine Milli Takıma verdiği 5 oyuncu, Lugano ve Santos'un okyanus aşırı yolculukları, tam kadro antrenman yapılamaması ile Guiza'nin milli takım kampında sakatlanması dezavantaj olarak görülebilir. Deivid'de 2-3 haftalık bir iyileşme sürecinde henüz. Bir de buna Alex'ten gelen sakatlık haberi eklendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi buraya kadar olanları F.Bahçe'nin olası puan kaybına bir kılıf olması amacıyla yazmadım. Aksine F.Bahçe ve özellikle Daum'un bu maçtaki planı ne olacak, Daum taktik dehasını ortaya koyabilecek mi bunu göstermek amacıyla yazdım. Alex'sizlik, yerine düşündüğü isim olan Deivid'in yokluğu ve herşeye rağmen vazgeçemediği Guiza'nın sakatlığı. Orta ve geride sorun yok ama gol ayakları problemli bu hafta. Semih ile başlar mı yoksa Kazım'ı mı forvete sürer? Alex'in yerine Emre'yi mi çeker yoksa tüm hafta içi övdüğü Özer'i yekten sürer mi sahaya? Ya da esas yerim forvet arkası diyen Topuz'u mu Alex'in yerine alır? Daum için bence yüksek lisans maçı olabilecek fırsatlar var bu maçta. Bu sakatlıkarı kendi lehine çevirebilecek bir anlayışı sahaya koyacaktır. Hafta içi tüm oyuncuların performansını gören o çünkü. Ama biraz tahmin oyunu oynayıp, Daum'un gözünden takıma bakarak neler yapabileceğine bir göz atalım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncelikle G.Saray maçı öncesi olası bir puan kaybına asla kabul etmeyecektir ve buna uygun bir kadro sahaya sürecektir. Paslı oyun, orta saha hakimiyeti, sabır ve mücadele. Ayrıca çok fazla akıl, sistem ve oyuncu karıştırıcı bir plana gitmeyecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393176919230491714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 205px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sthp1XGRrEI/AAAAAAAAAQY/oP3UsowAJIE/s320/kaz%25C4%25B1m%2Bsemih%2Bdiyar%2BFB.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Burada bence Daum'un kafasındaki esas sorun Semih'i mi yoksa Kazım'ı mı forvet oynatmak olacaktır. Çünkü Daum'un aklındaki oyunda Semih'e yer olmadığını az çok anladık geçen 8 haftada. Ancak bu kadar sakatlık sonrasında Semih'i oynatmaması O'nu mental olarak bitireceği için ve elinde başka 3. bir golcü olmadığı için Semih'i kaybetmek istemeyecektir. Bu sebeple de Semih'in kadroda olacağını tahmin edebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her ne kadar Alex'in işini yapacak tek adamın Emre olduğunu iddia etsek de orta sahadaki Emre-Cristian kurgusunu bozmak sanırım Daum'un dünyanın sonu gelmeden yapmayacağı bir iş olsa gerek. Bu durumda Semih ile köprü olacak bir oyuncuya ihtiyacı var Daum'un. Bunu kısmen oraya koyacağı oyuncu ile yaparken Emre'nin daha fazla ileri çıkmasını sağlayacak bir orta saha kurgusuna gitmesi muhtemel. Alex'in yokluğunda takımın oyun aklı yükünü çekenlerden biri olacak olan Santos'un solda olacağını ve daha sık içeri katedeceğini düşünürsek daha mücadeleci bir orta saha kurması düşüncemiz kuvvetlenir. Bu da en son maçta Topuz'lu orta sahanın direncinden yola çıkarak Topuz'u sağ kanada koyabileceğini söyleyebiliriz. Ben Özer'i böylesi bir maçta 11'e koyacağını tahmin etmiyorum. Planlarının tutmadığını görürse o zaman sahaya sürecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu şartlarda da bu sezonki prensi olan Kazım'ı Semih'in hemen arkasına monte etmesi yüksek bir ihtimal. Bu şekilde kontra ataklarda hızından faydalanabilir. Ayrıca Kazım'ın isabetli şut çekme özelliğini kaleyi daha fazla karşıdan göreceği için kullanabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sol bekteki seçimi ise en az sistem ve oyuncu seçimi kadar ilginç olacak bence. Şu ana kadar yabancı kontenjanını öne sürdü Carlos'u oynatmadığında yada bize aksettirildi medya tarafından. Şimdi ise 3 yabancı yok ve kontenjan müsait. Daum bakalım Vederson'un formunu mu gözetecek yoksa Carlos'un devre arası ayrılma ihtimali sonrası düzdüğü methiyeleri doğrular şekilde O'nu mu sahaya sürecek göreceğiz. Sadece bu bile Daum &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu şartlarda kadro:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Volkan-Gökhan, Lugano, Bilica, Carlos-Topuz, Cristian, Emre, Santos - Kazım - Semih şeklinde oluşacaktır. Bakınca çok tahmin edilemeyecek bir kadro değil belki ancak Daum'un oyun felsefesini anlatmak adına yapılmış bir analiz nihayetinde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her şekliyle bence ilginç bir maç olacak. Keyifli seyirler herkese.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3412301223367028695?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3412301223367028695/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/taktik-tahtasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3412301223367028695'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3412301223367028695'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/taktik-tahtasi.html' title='TAKTİK TAHTASI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SthpxZ-SG8I/AAAAAAAAAQQ/zNWPDCN45JA/s72-c/selex-miknatisli-futbol-taktik-tahtasi-mb31282_278143_r1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6779367001439553319</id><published>2009-10-15T16:14:00.003+03:00</published><updated>2009-10-15T16:32:13.179+03:00</updated><title type='text'>MAÇ SAATLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/StckAZQuYII/AAAAAAAAAQI/BFlokwNWzd8/s1600-h/dunya-Haritasi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392818667999092866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/StckAZQuYII/AAAAAAAAAQI/BFlokwNWzd8/s320/dunya-Haritasi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Seneye kupa G.Afrika Cumhuriyeti'nde olacak malum. Hazır Dünya Kupası moda iken beni ilk ilglendiren olaylardan biri hemen maç saatlerine bakmak olur. Türkiye ile G.Afrika Cum. arasında 1 saat fark var. Türkiye 1 saat daha ileri durumda bu da dünya kupasını rahat rahat izleyeceğimiz anlamına geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani ülke olarak yokuz kupada sıkıntılıyız ama en azından maçları izlemek için ekstra bir eziyet çekmeyeceğiz. Yani şöyle tarif edeyim aslında İstanbul ile Cape Town aşağı yukarı aynı boylam üzerinde yer alıyorlar. İşten çıkıp koşuşturmak, mesai saatleri içinde maç izlemek yada gecenin kör bir saatinde kalkıp uykulu gözlerle maç izlemek yok kısacası. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir sonraki kupa ise Brezilya'da o zaman ise gecenin ilerleyen saatlerinde maç izlemek durumunda kalacağımız kesin. Ayrıca ülkenin ciddi bir enlemsel alana yayılması da farklı saat dilimlerini karşımıza çıkartacak bu da bir başka sorun. Ancak güney kutbu olması sebebiyle o dönemdeki iklim nasıl olur onu kestiremiyoruz haliyle. Ancak Güney Kutbuna uzak olması sebebiyle iklim şartları ağır olmaz diye tahmin ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse Brezilya'ya daha var biz önümüzdeki kupayı bir halledelim ilk önce&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6779367001439553319?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6779367001439553319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/mac-saatleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6779367001439553319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6779367001439553319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/mac-saatleri.html' title='MAÇ SAATLERİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/StckAZQuYII/AAAAAAAAAQI/BFlokwNWzd8/s72-c/dunya-Haritasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2763300767685516756</id><published>2009-10-15T01:21:00.004+03:00</published><updated>2009-10-15T08:52:38.960+03:00</updated><title type='text'>DÜNYA KUPASI ÖNCESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sta2oxYMw6I/AAAAAAAAAQA/ySuZ35KEeVM/s1600-h/wc.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5392698415388607394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sta2oxYMw6I/AAAAAAAAAQA/ySuZ35KEeVM/s320/wc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünya kupası elemeleri 14 Kasım'da oynanacak Afrika grupları son maçları ve play-off maçları haricinde tamamlandı diyebiliriz. Ortaya çıkan tabloya bir özet yapalım. Bakalım bu dünya kupasında Türkiye yerine yine kimi destekleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;GÜNEY AMERİKA: &lt;strong&gt;Brezilya, Paraguay, Şili&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Arjantin&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KUZEY AMERİKA: &lt;strong&gt;ABD, Meksika&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;Honduras&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;AVRUPA: &lt;strong&gt;Danimarka, Slovakya, İsviçre, Almanya, İspanya, İngiltere, Sırbistan, İtalya, Hollanda&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ASYA:&lt;strong&gt;Avustralya, Japonya, G.Kore, K.Kore&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;AFRİKA: &lt;strong&gt;Fildişi Sahilleri, Gana&lt;/strong&gt;, (büyük ihtimalle Tunus, Kamerun ve Cezayir'de grupları birinci bitirip çıkacaklar. Maçlar 14 Kasım'da oynanacak)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;EV SAHİBİ: &lt;strong&gt;Güney Afrika Cumhuriyeti&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunların haricinde &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yeni Zellanda ile Bahreyn&lt;/strong&gt; - 14 Kasım&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Uruguay ile Kosta Rika&lt;/strong&gt;- 14-18 Kasım &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Portekiz, Yunanistan, Slovenya, Rusya,Bosna, Ukrayna, Fransa ve İrlanda Cumhuriyeti&lt;/strong&gt; arasında yapılacak kura çekimi ve maçlar sonucunda (14-18 Kasım) 4 takım daha ilave olacak ve bu şekilde 32 takım tamamlanmış olacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm dünya gruplarına baktığımızda sonuçları ve dünya kupasına katılma hakkı kazananları normal olarak görüyorum. Ciddi bir sürpriz şu ana kadar gerçekleşmedi. Uruguay'ın Kosta Rika'yı elemesi, kuralara göre de Fransa, Rusya ve Portekiz'in çıkmasını umut ediyorum. Bu şartlar gerçekleşirse tüm dünyadaki tek sürpriz Türkiye'nin grubunu 3. bitirmesi oluyor ki bu da gruplarda ne kadar büyük bir ayıp yaptığımızın adeta resmi gibi. 2. olup Play-Off'da Fransa'ya elenmek de var tabi bu iş içinde ama bu şekilde bile olsa görev yerine getirilmiş olacaktı. Şimdi Bosna'nın ardından el sallamaktan ve 2014 Brezilya'yı beklemekten başka yapacak bir işimiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2763300767685516756?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2763300767685516756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/dunya-kupasi-oncesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2763300767685516756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2763300767685516756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/dunya-kupasi-oncesi.html' title='DÜNYA KUPASI ÖNCESİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sta2oxYMw6I/AAAAAAAAAQA/ySuZ35KEeVM/s72-c/wc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5067847951322100996</id><published>2009-10-15T01:18:00.002+03:00</published><updated>2009-10-15T01:19:56.490+03:00</updated><title type='text'>KISA ARA</title><content type='html'>Yoğun bir iş döneminden dolayı bloğa üzülerek zaman ayıramadım. Ancak yazılara yeniden başlıyorum. Böyle bir ara umarım tekrarlanmaz. Siteyi takip edenlerden bu aralık için özür dilerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5067847951322100996?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5067847951322100996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/kisa-ara.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5067847951322100996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5067847951322100996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/kisa-ara.html' title='KISA ARA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3529886486380922161</id><published>2009-10-08T16:08:00.002+03:00</published><updated>2009-10-08T16:18:46.465+03:00</updated><title type='text'>ADA, ARDA, WENGER</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Ss3mrpEQlSI/AAAAAAAAAP4/f6OItmqiF_A/s1600-h/arda-wenger.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390217966464832802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Ss3mrpEQlSI/AAAAAAAAAP4/f6OItmqiF_A/s320/arda-wenger.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arda'nın Polat tarafından bir kariyer planlamasına tabi tutulacağını biliyoruz. Yani koskoca G.Saray Başkanı yalan söyleyecek değil ya! Arsenal eğer bu plan içindeyse Polat'a kocaman bir bravo demek lazım. Olayın detayına hemen girmeden Arsenal'in doğru bir seçim olacağını söyleyebiliriz Arda için.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak Wenger'in bir özelliğini göz önüne almak lazım ki bu özellik bence Arda'nın Arsenal'e transferine ciddi bir engel teşkil eder. O da Wenger'in büyük maliyetli transferlere karşı olduğudur. Bu şartlar altında Arda için öyle sanılan 20-30 mlyon eurların verileceğini hiç sanmıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşin diğer tarafına bakarsak Arsene Wenger'in genç oyuncu işleme merkezi olduğunu düşünürsek Arda orada yeteneklerini 2'ye 3'e katlama imkanı bulabilir rahatlıkla. Wenger'in ağır oyun taktik disiplini altında tüm hünerlerini gösterme imkanı bulamaz. Yani şu anda G.Saray'da ki rahat oynama ve özgür çocuk olma fırsatını bulamaz. Ancak iyi bir takım oyuncusu ve bu takımın yıldızı olma şansını bulabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ayrıca Arda'nın Wenger'in tüm tedrisatından , yoğun gelişim programından çıkması da tamamen Arda'ya bağlıdır. Yani öncelikli olarak vücut ve fizik yapısını o takımın atletik yapısı içine yedirmesi gerekir. Bu Arda'nın en çok zorlanacağı nokta olacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak 1-2 yıl zorlanıp dayanabilir ve pes etmezse Arda Van Persie ve Fabregas'tan sonra Arsenal'in 3. yıldızı olabilir. Ve Arda ülkede Avrupa yıldızı olmaya aday tek isimdir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha önceki yazıda da yazdığım gibi seçim tamamen Arda'nın. Arda'yı izlemeye devam. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3529886486380922161?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3529886486380922161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/ada-arda-wenger.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3529886486380922161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3529886486380922161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/ada-arda-wenger.html' title='ADA, ARDA, WENGER'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Ss3mrpEQlSI/AAAAAAAAAP4/f6OItmqiF_A/s72-c/arda-wenger.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6707254801727529150</id><published>2009-10-05T16:41:00.004+03:00</published><updated>2009-10-05T17:46:49.416+03:00</updated><title type='text'>ROTASYON ve SAY BAKALIM ONBİRİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsoFQGgSlsI/AAAAAAAAAPw/nJrkZpSauN0/s1600-h/earth_rotation1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389125678284314306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 251px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsoFQGgSlsI/AAAAAAAAAPw/nJrkZpSauN0/s320/earth_rotation1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rotasyon dilimize Fransızcadan girmiş olan İngilizcede 'rotation' olarak kullanılan bir kelime. TDK karşılığı 'yer değiştirme, döndürme' anlamına geliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İngilizcede ise bir objenin dairesel olarak hareket etmesi anlamında kullanılır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neden buna girdik çünkü son günlerde çok moda bir kelime rotasyon. Aynı daha önceleri kullanılan savunma hunisi, orta saha çapası, alan daraltarak oynama vs gibi girdi hayatımıza. Rijkaard'ın gelişi ile de daha çok yer buldu. Yazarlarda boncuk bulmuş gibi atladı bunun üzerine. Ancak ilginç olan Rijkaard'ın ağzından henüz rotasyon yapıyorum kelimesini duymadık. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu rotasyon furyası veba gibi Daum'a da sıçradı. Biri yaptığı için övgü alırken diğeri yapmadığı için eleştiri alıyordu. Neden Özer, Deniz, Selçuk, Topuz rotasyona girmiyorlar?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak G.Saray'ın 10 gün içinde aldığı sonuçlardan sonra şimdi bazı ismi büyük yazarlar rotasyona gıcık olmuşlar tabiri caizse. Rotasyonu onaylamayanlar, bunun faydasız olduğunu söyleyenler sayısız. Kimileri ise Barcelona'da Rijkaard'ın oyuncuları nasıl dengeli kullandığını örnek gösterip bunu G.Saray'da başaracağını yazmışlardı. Şimdi rotasyon tepti herşeyi, ortalık toz duman. Rijkaard'ın ve Denizli'nin takdir edilen rotasyonları out, Daum'un eleştirilen sabit onbiri in oldu tam tabiri ile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;M.Denizli ise 20 oyuncuya ilk 11 fırsatı verdiği için yerden yere vuruluyor. Adamın tüm kariyeri 8 maçta yerle bir edilmeye çalışılıyor. Sonrada bu saldırılara BJK teknik direktörü olarak değil M.Denizli olarak cevap verince de (CSKA maçı öncesinde 'bu maç benim kariyerimde artı yada eksi bir sonuç yaratmayacaktır') söylenmedik laf bırakmıyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de ayrı bir moda var ama ona sadece bir dokunup geçelim. Falan takımın onbirini sayamıyoruz o yüzden başarısız ama filanın onbirini sokaktaki çocuk biliyor artık. İyi de üst üste 10 maçtada performansı sonucu kral ilan edilen Rijkaard'ın onbirini de sayamıyorduk. Rotasyon o zaman iyiydi de şimdi mi kötü oldu. Denizli geçen yıl da benzer şekilde oynatıyordu bu yıl ne oldu peki? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak kalkıp hiçkimse yönetimleri Federasyonu suçlamıyor. Bu üç futbol emekçisini eleştiriyor. Takımın savunması alarm verirken, Servet gitti gidiyorken Marsilya'ya, Emre Güngör'ün ne zaman oynayacağını Nostradamus bile bilmezken ve de üstüne üstlük Gökhan Zan'ın da cam adam olduğu belliyken geriye bir tane yabancı alınmaz mı? Ayhan ve Mustafa Sarp ile tüm yılın çıkacağına inanmak da kimin aklıydı acaba. Orta sahaya bir takviye yapılmaz mı? Linderoth hacı bekler gibi bekleniyor. Sonra vefadan bahsediliyor. Doğrudur yanlıştır tartışırsın. Bak Edu'ya verildi parası hemen gönderildi yerine Bilica geldi kötü mü oldu? Vefa ne oldu, İstanbul'da bir semt olarak kaldı. Sezon şampiyon olarak tamamlanırsa kim hatırlayacak Edu'yu. Ne yazık ki endüstriyel futbolun cilveleri ve bu ülke buna alışacak. Kimse aksini iddia edip de sonra da başarıslığın ardından tef çalıp oynamasın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaldı ki forvet hattı ülkede kimsede yokken Elano alındı! Rijkaard'ı uyaran bir Allah'ın kulu olmadı mı o yönetimde o takımda! Elano çok mu lazımdı G.Saray'a? Arda giderse yerine alındı diye bir söylenti var bu mudur mantık peki? Sanki alt yapıdan adam çıkartılıyor. Bedava mı geldi Elano peki? Seneye de alırdın bunu yada bunun gibisini. Ya Arda gitmezse? Yada gitse de para etmezse? Garantisi mi var bunun? Bu sene ne yapacaksın Elano'yu, bak hali ortada işte. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yada geçen yıl BJK'nin nasıl şampiyon olduğu ortadayken hiç mi adam gibi adam alınmaz. Bir tane maç çevirecek oyuncusu yok Beşiktaş'ın. Denizli mi istedi acaba bu takımı Tabata'yı yoksa Demirören mi yarattı sizce? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ayrıca Federasyon'un da şu saçma sapan +2 kuralını kaldırması lazım artık. 2 tane adamla gelişecek Türk futbolu da gelişmesin zaten. Tuncay'dan başka dişe dokunur bir ligde oynayan türk kaldı mı? O'nun durumuda ortada zaten. (Yurt dışında doğup büyüyen ve milli takımda oynayanlar bu statüye girmez. Örnek: Mevlüt, Yıldıray, ikizlerimiz, Nuri vs) Bu +2 yüzünden takımlar bir türlü açıklarını kapatamıyorlar. Ya kaldırırsın tamamen oyna 6 tane ile dersin yada izin verirsin 8 olur 10 olur. +2'yi nasıl kullanacağını karştırıyor kulüpler sonra da yedek otursun diye mi alındı deniyor. İtalya en son Dünya Kupası'nı alırken İnter'de yine İtalyan yoktu. Yani saçma sapan noktalara takılmaktan gelişmeye fırsat bulamıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonra da ülkenin vizyonunu artıracak hocalara tuhaf tuhaf kulplar takıp literatürlük kelimeler yapıştırıyoruz. Yapılan ne rotasyondur, ne de sabit onbir ile çıkmaktır. Sadece başarılı olmak üzere çıkılan yolda &lt;strong&gt;&lt;em&gt;eldekilerle&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; yapılmaya çalışılan hamlelerdir. Adına ne derseniz deyin. Malzeme bunlardır ne yazık ki. Barcelona'da başarı ile uygulanan rotasyon denen lanet kelimeyi G.Saray'da uygulama şansın yoktur. Çünkü elinde birbirine benzer adamlar yoktur. Bu da Rijkaard'ın suçu değildir ne yazık ki. Rijkaard'ın bunu zevkle yaptığını düşünmüyorum. Henry çıkarken Eto'o girer, Pique çıkarken Marquez girer, İniesta çıkar Xabi girer. Ama sende Keita çıkar Aydın girer, Servet çıkar yerine giren olmaz çünkü hepsi müzmün sakattır sağ beki oynatırsın mecburen, sol bekin sakatlanır sol açık oynar orda. Forvetin formsuzdur sokamazsın oyuna diğer yabancı yedeği, +2'ye takılırsın ille yabancı çıkarman gerekir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Velhasıl yazarların ve medyanın şu kısır yazılarına ve yönlendirmelerine teknik adamlar ne güzel de gülüp geçerler, pabuç bırakmazlar tebrik etmek lazım cidden. Eminim içten çe kıs kıs gülüyorlardır. Ve benim yazarlarım da bunu çok güzel hakediyorladır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şu rotasyonu da biraz yazarlara uygulamak lazım. Kimine basketbol, kimine ekonomi kimine de magazin yazdırmak lazım. Hatta kimilerine de çıkış vermek lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6707254801727529150?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6707254801727529150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/rotasyon-ve-say-bakalim-onbiri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6707254801727529150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6707254801727529150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/rotasyon-ve-say-bakalim-onbiri.html' title='ROTASYON ve SAY BAKALIM ONBİRİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsoFQGgSlsI/AAAAAAAAAPw/nJrkZpSauN0/s72-c/earth_rotation1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5570543338010746451</id><published>2009-10-04T23:38:00.005+03:00</published><updated>2009-10-05T00:33:44.282+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:3 GENÇLERBİRLİĞİ:0</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SskTHEYf6wI/AAAAAAAAAPY/K7R1l2epGpk/s1600-h/fb2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388859441282018050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 257px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SskTHEYf6wI/AAAAAAAAAPY/K7R1l2epGpk/s320/fb2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;Rekor kırıldı, fenomen bitti, herkes rahatladı. Alex rüştünü son bir kez daha ispat etti. Fenerbahçe sabırlı set oyununu her hafta daha fazla yerleştiriyor. Savunmanın önemini her maç daha iyi görüyorlar. Zaten elinde Alex'in varsa maça çıkarken gol atmak yasak da desen, maç öncesinde kazara da olsa gol atar bu takım. Daum'da bunu bildiği için dikkatli savunma, sabırlı hücum yönünü yerleştiriyor. Türkiye Lig'i için %100 geçerli bir sistem. Fenerbahçe bu şekilde devam ettiği sürece ve anormal bir durum olmadıkça şampiyonluğun bir numaralı favorisi olacaktır. Ancak bu oyun Avrupa'da ne kadar yeterli onu henüz bilmiyoruz. Grup maçları da bunu test etmeye yetmez kanımca. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ligin en dirençlı takımı G.Birliği bile sadece bir kez ceza sahasından kaleye şut çekme şansına sahip oldu. Volkan'ın kurtardığı 4 top da ceza sahası dışından vurulan toplar. Bu da Fenerbahçe'nin rakiplerini orta saha ve savunmanın ortak çalışması sonucunda erittiğinin ve içeri girmesine izin vermediğinin işareti. F.Bahçe Barcelona'nın aynı kulvarında ama birkaç gömlek eksiğini oynuyor. Önce rakibi uyut ve paralize et, sonra öldürücü adamlarınla darbeyi vur. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388859602409522642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SskTQcoShdI/AAAAAAAAAPo/rEbidLJZ4OM/s320/fb3.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Emre'nin takıma dahil olması ve M.Topuz'un bulunması orta sahanın direncini artırdı. Ayrıca Cristian-Emre ve M.Topuz aynı zamanda topu bilen ve kullanan adamlar. Bu orta saha için çok önemli bir özellik. Basketbolda bir deyim vardır: Her takım oyun kurucusu kadar oynar diye. Futbolda da sanırım her takım orta sahası kadar oynar diyebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunları söylerken Cristian'a bir paragraf açmak lazım. Emre ve Topuz'un oluşu sayesinde Cristian'ı ilk kez bu kadar hücuma katkı yaparken gördük. Cristian nerede duracağını bilen, ilk müdahale zamanlaması mükemmel olan çelimsiz yapısına göre zamanlaması sayesinde ayakta kalan bir oyuncu. Emre ile adeta değişimli olarak ileri çıktılar. Fenerbahçe'nin orta sahaya ne kadar faydalı bir transfer yaptığı ispatlandı. Appiah-Aurelio'dan sonra F.Bahçe bu alanda ikilisini yakalamış oldu. Yakalayan yine Daum!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilica takımın blok halinde oynadığı maçlarda önemini ortaya koyuyor. Hogh'den sonra bu tarz geriden destek veren olmamıştı henüz. Türkiye'de bu konuda yek bu da F.Bahçe için çok önemli bir artı. Vederson ile uyumu da her hafta yükseliyor. Vederson'da takımdaki yerini her maçta daha fazla sabitliyor. F.Terim'in dikkatine. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388859506484119202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 209px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SskTK3R5BqI/AAAAAAAAAPg/rhlXkFxJDv4/s320/fb1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hafta içi M.Demirkol'da yazdı, F.Bahçe sürekli olarak rakibin bir fazlasını oynuyor daha doğrusu oynayabiliyor. G.Birliği maçı bir test idiyse test geçildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ligler başlamadan Daum için yazdıklarımızı Daum adeta bir senaryo gibi oynuyor. Takımın hedefleri ve ülkenin gerekleri ne ise onu yerine getiriyor. Mükemmel bir taktisyen olduğunu itiraf etmeliyiz. Sürekli iyi futbol oynamayacaktır F.Bahçe ama sürekli sonuç alacaktır. Bu da taraftalar açısından kimi zaman homurtuyla karşılanacak. Ama buna da alışılacak zira Daum bildiklerinden ve inandıklarından asla vazgeçmez, bedeli yıldız oyuncuyu silmek olsa dahi. Oyuncu değişikliklerinde biraz geç kalıyor ama oyuncuları demoralize etmek istemediğini düşünüyorum ama yanlış yapıyor. Hem takımın düşüşünü hızlandırıyor hem de yedeklerin daha fazla süre almasına mani oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Cristian Baroni G.Birliği akınlarını kesen, yönünü değiştiren. Emrw'nin daha fazla ileri çıkmasını sağlayan bir oyun oynadığı için&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Alex'in daha topta golü bulması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: 2. golde G.Birliği savunmasının hali. Geçn hafta Antalya'nın yediğine mantıkta bir gol&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Emre'nin direğe nişanladığı top. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Kuddusi Müftüoğlu'nun önce Lugano'ya sonra da Tozo'ya çıkaramadığı direkt kırmızılar ve İlhan'a ikinci sarıdan kırmızıyı çıkartamaması. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5570543338010746451?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5570543338010746451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/fenerbahce3-genclerbirligi0.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5570543338010746451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5570543338010746451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/fenerbahce3-genclerbirligi0.html' title='FENERBAHÇE:3 GENÇLERBİRLİĞİ:0'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SskTHEYf6wI/AAAAAAAAAPY/K7R1l2epGpk/s72-c/fb2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4002147528724701388</id><published>2009-10-02T08:51:00.005+03:00</published><updated>2009-10-02T18:01:50.017+03:00</updated><title type='text'>SIR ALEX</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsYU9cJNYGI/AAAAAAAAAPI/YDw24n01Sao/s1600-h/alex.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388017049954771042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsYU9cJNYGI/AAAAAAAAAPI/YDw24n01Sao/s320/alex.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;div&gt;Bu Sir Alex dediğimiz, Ferguson olanı değil bu sefer. Doğruca De Souza olanı. Hani şu Fenerbahçe'nin parlak kafalı 10 numarası. Hoş bazen saçlarını uzattığı da oluyordu ama o zamanda bitli kenar mahalle çocuklarına benziyor açıkçası. Kel hali daha bir karizmatik yapıyor O'nu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2004 yılında geldiği Fenerbahçe'de 6. sezonunu geçiriyor. Zaman olarak bakarsak Fenerbahçe'de Uche'den (9 yıl) sonra en uzun süre oynayan yabancı futbolcu. Ancak bu zaman dilimi içinde Uche'den 31 maç daha fazla oynamış. Avrupa'da en çok gol atan oyuncusu aynı zamanda. Sezon başına 30 lig maçı ortalaması ile oynadığını düşünürsek oldukça iyi bir performans. F.Bahçe tarihinin ilk yabancı gol kralı ve Türkiye gol kralları içinde gerçek anlamda golcü olmayan ilk oyuncu vs vs kariyer listesi uzayıp gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Alex aynı zamanda ülkenin futbol kantarı. Her gelen aynı Fantom'un ormanda 10 kaplan gücünde olması gibi bilmemkaç Alex etti durdu yıllarca. Lincoln 10 Alex, Delgado 5 Alex, falanca 8 Alex etti sürekli. Ama daha hiçbirisi 0.5 Alex bile edemedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex'i dönem dönem eleştirdik takımı yavaşlatıyor, koşmuyor, el freni oluyor dedik. Bunu demedim diyen bile içinden geçirdi, acaba mı dedi. Hatta bazen eleştirmedik, ileri gittik, haddimizi aştık tribünlerce yuhaladık. Belki bu yazı benim içinde bir günah çıkarma yazısı. Gittikten sonra yazmak istemedim belki de. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex öncelikle mükemmel bir profesyonel. Çok iyi bir aile babası ve herşeyden önce adam gibi adam. Rakip takım taraftarlarınca da ciddi tehlike. O koşmayan Alex sahada ise devamlı bir dayanağın var demektir. Sihirbaz gibi, ilüzyonist gibi. Ne zaman ne yapacağı belirsiz. Acımasız bir sol ayak. Bir bakıyorsun kadife gibi vurup kaleciyi paralize ediyor, bir bakıyorsun mermi bir şutla tribünler anlamadan golü atıyor. Sanki gözler 360 derece dönüyor yada arkasında, tepesinde gözleri var. Top ona gelmeden daha topu nereye atacağını pozisyonun nasıl gelişeceğini hesap ediyor. En hızlı bilgisayardan daha hızlı çalışıyor oyun zekası. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5388017121399924290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 147px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsYVBmTD5kI/AAAAAAAAAPQ/fJD7TqXAGfw/s320/alex_istatistik.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex bu sezondan sonra 1 yıl daha kalacağını ve sonra ülkesine, Cruzeiro'ya döneceğini açıkladı. Yani Alex'i seyretmeyenler varsa son 20 ay. Sonrası hüzünlü bir veda. Büyük usta, futbolun keyfi, taraftarın sevgilisi. Artık maçlarda ilk tribüne kim çağırılır ondan sonra bilemem. Ama Alex'i şimdiden özlemeye başlayabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O hep bizim 'I love you Alex' imiz olarak kalacak, ve O'nu golden sonra göğsüne vura vura korner bayrağına doğru koşarken hatırlayacağım ve her ne kadar iyi anlaşamasalarda masamdaki Van Hooijdonk heykelciğinin yanına bir Alex heykelciği koyacağım. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4002147528724701388?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4002147528724701388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/sir-alex.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4002147528724701388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4002147528724701388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/sir-alex.html' title='SIR ALEX'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsYU9cJNYGI/AAAAAAAAAPI/YDw24n01Sao/s72-c/alex.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-617724136194906501</id><published>2009-10-01T22:23:00.004+03:00</published><updated>2009-10-01T22:55:54.180+03:00</updated><title type='text'>SHERRIF:0 FENERBAHÇE:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsUILmVRzRI/AAAAAAAAAO4/EZrbEbGQRq8/s1600-h/Åerif-1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387721524580044050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsUILmVRzRI/AAAAAAAAAO4/EZrbEbGQRq8/s320/%C5%9Ferif-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1-0 serisi devam ediyor. Daum kazanmaya devam ediyor. Takım inatla üretkenlikten uzak durmaya devam ediyor. Ancak bu maç için yazılabilecek ve Fenerbahçe'nin bu maçtaki performansı sonucu söylenebilecek en güzel şey Twente-Steaua maçının 0-0 bitmesidir sanırım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sherrif'i şöyle tarif edelim. Üzerlerindeki sarı-siyah formalar sanki büyüyünce de giysinler kabilinden 3-4 yıl önce en az 2 beden büyük alınmışcasına bol gelen bir garip Moldova takımı. Sürekli bol gelen formalarını düzeltip çekiştirip durdurlar maç boyu. Maç boyu ofsayttan bile çıkamayacak kadar oyun aklına sahip olmayan ortada koşuşturan sarışınlar ve iki adet siyahi oyuncu topluluğu. Ve bizim sarı-beyazlılar ise maçın neredeyse tamamında sabır taşını çatlatacak kadar sabırlı ama bu sabrın karşılığını veremeyecek kadar dağınık. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387721599827146754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsUIP-pleAI/AAAAAAAAAPA/UC_FQWPNNtw/s320/%C5%9Ferif-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç bazı küçük kesitler haricinde Fenerbahçe'nin kontrolündeydi aslında. İlk Twente maçının etkisini ancak bir galibiyet düzeltirdi belki de o sebeple çok aşırı temkinliydiler. Ancak yine de rakip kaleye daha etkili gidebilirlerdi ama 1-2 poziyon hariç başaramadılar. Lugano'nun sanırım bu kadar geriden top şişirdiği bir maç daha olmadı. Bu geriden oyun kuramama çok aşırı top kaybına ve otomatikman Emre-Cristian ikilisinin geri yaslanmasına sebep oldu. Bu da Semih-Alex forvet hattı ile aranın kopmasına sebep oldu. Semih top almak için çok geri geldi ve çok fazla kanatlara deplase oldu. Hoş gol de böyle bir akında geldi. Uğur verilen şansı tepti ve böyle yumuşak bir takım karşısında bile ayağında top tutamadı. Uğur'un kendi performansını düşünüp neden yedek kalıyorum diye düşünmesi gerekli. Deivid'de aynı şekilde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine Alex Fenerbahçe'nin aklı, Emre takımın dinamosu olmaya devam ediyor. Allah bu iki oyuncuya sakatlık vermesin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonuçta F.Bahçe Twente'nin 1 puan arkasına yerleşti. Sırada Bükreş deplasmanı var. Oradan mağlup dönmezlerse grup şekillenmiş olur. Zira Bükreş ve Sherrif ile içeride oynanacak. Ancak bu oyun üst turlarda ne getirir bilemem. Şu anda ardına sığınılacak tek gerekçe var Daum açısından. Takım rakibe göre oynuyor bu sebeple rakipler güçlendikçe daha kaliteli futbol oynanacaktır. Biz de buna inanmak istiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Alex de Souza&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU:Son bölümde Sherrif'in karşı karşıya kalıp da kaçırdığı pozisyon&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Lugano ve Önder'in sürekli top kayıpları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Emre'nin Alex'İn kornerden gelen topa vuruşu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Erokhin'in Semih'e arkadan tendona yapılan harekete kırmızı kart göstermeyişi&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-617724136194906501?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/617724136194906501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/sherrif0-fenerbahce1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/617724136194906501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/617724136194906501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/sherrif0-fenerbahce1.html' title='SHERRIF:0 FENERBAHÇE:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsUILmVRzRI/AAAAAAAAAO4/EZrbEbGQRq8/s72-c/%C5%9Ferif-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4878259415316034778</id><published>2009-10-01T16:27:00.003+03:00</published><updated>2009-10-01T16:32:22.477+03:00</updated><title type='text'>KADİR HAS STADYUMU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsSuw_o0vlI/AAAAAAAAAOw/Je6tIGkcmRY/s1600-h/kadir_has_stadyumu_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387623210981572178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsSuw_o0vlI/AAAAAAAAAOw/Je6tIGkcmRY/s320/kadir_has_stadyumu_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz günlerde öğrendiğimi paylaşayım dedim. Malum Şükrü Saraçoğlu'ndan sonra en modern stadyum Kayseri Kadir Has Stadyumu. Boş halinde koltuklara bakınca çamaşır suyuna batırılmış renkli elbise gibi alacalı bir koltuk dizaynı var. Meğer amaç seyircinin az olduğu maçlarda bu etkiyi azaltmamış. Entereasn bir yaklaşım. Umarım bilet fiyatı ve futbol kalitesi artar da  bu tarz bir önlemi almaya gerek olmaz diğer stadyumlar için. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4878259415316034778?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4878259415316034778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/kadir-has-stadyumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4878259415316034778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4878259415316034778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/kadir-has-stadyumu.html' title='KADİR HAS STADYUMU'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsSuw_o0vlI/AAAAAAAAAOw/Je6tIGkcmRY/s72-c/kadir_has_stadyumu_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-71690218745345079</id><published>2009-10-01T16:20:00.003+03:00</published><updated>2009-10-01T16:25:59.916+03:00</updated><title type='text'>ARDA'NIN SEÇİMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsStXpkzFlI/AAAAAAAAAOo/N93_1lcf5oc/s1600-h/arda-turan-metin-oktay.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387621676050749010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsStXpkzFlI/AAAAAAAAAOo/N93_1lcf5oc/s320/arda-turan-metin-oktay.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda ülke topraklarının yetiştirdiği en yetenekli oyuncuların başında geliyor Arda Turan. 1999 yılında başladığı Galatasaray macerasında 10. yılına kaptan olarak ve ‘Metin Oktay’ın 10 numarası’ ile başladı. Kaptanlığı ve 10 numarayı hakedip etmediği, hak etmesi için neler yapması gerektiği bu yazının konusu olmayacak. Messi ile kıyaslanması yada O’nun ücretini alıp almaması ise apayrı bir konu. Mevzu Arda’nın gelecek birkaç yılda yapacağı seçim.&lt;br /&gt;Hayatı her adımda takip edilecek, didiklenecek. Denilecek ki o bir delikanlı, tabi ki yapacak. Bunlarda bir sorun yok. Sorun bunları yaparken izlediği yol ve verdiği mesaj. Mesaj vermek zorunda mı Arda bize. Değil. O zamanda sorun yok zaten. Avrupa’da yaşıtları ve ündaşları neler yapmıyor. C.Ronaldo grup sekste basılınca Sir onun için ‘beni yeşil sahada yaptıkları ilgilendirir’ demişti. Şimdi 94M€’luk bir adam oldu. Evet hiçbirşey de sorun yoksa bu yazı neden yazıldı o zaman. Yazıldı çünkü Arda’nın yetiştiği topraklar Türkiye, üzerine bastığı çimler Ali Sami Yen’in. O şımarık bir Londra takımının oyuncusu yada Bernabeu’ya çıkan Castellana yokuşunu mağrur gözlerle izleyen bir Galacticos üyesi değil. Kıyas mertebesi Beckham veya Ronaldo olamaz bu sebeple. Halihazırda O’nu izleyen gözler Turgay Şeren’i, Metin Oktay’ı, Cüneyt Tanman’ı da izledi çünkü. Benim için Cüneyt Tanman’ın ardından gelen virgüle adını yazdırabilecek mi? Giydiği formayı bir sonraki sahibine ‘Arda Turan’ın 10 numarası’ olarak devredecek mi? Adnan Polat onun için nasıl bir kariyer planlaması yapacak? Evet Arda’nın seçimini birlikte izleyeceğiz. Kolay yetişmeyen değerleri yanlış maddi sebeplerle yoldan çıkarıp ah vah etmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-71690218745345079?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/71690218745345079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/ardanin-secimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/71690218745345079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/71690218745345079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/10/ardanin-secimi.html' title='ARDA&apos;NIN SEÇİMİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsStXpkzFlI/AAAAAAAAAOo/N93_1lcf5oc/s72-c/arda-turan-metin-oktay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7396215965368846332</id><published>2009-09-30T23:16:00.005+03:00</published><updated>2009-09-30T23:48:39.810+03:00</updated><title type='text'>CSKA MOSKOVA:2 BEŞİKTAŞ:1</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsPD9B9E8OI/AAAAAAAAAOg/nZRWHdc_hrI/s1600-h/nobre.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387365032529293538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 260px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsPD9B9E8OI/AAAAAAAAAOg/nZRWHdc_hrI/s320/nobre.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı şeyleri söylemek için henüz erken ve iddialı olsa da sanırım Beşiktaş için gruptan çıkma şansı pek kalmadı. Deplasmandan alınamayan bir beraberlik ise UEFA Avrupa Ligi'ne devamı da riske atmış durumda. Beşiktaş'ın durumunu göz önüne almazsak grubun en zayıf halkası CSKA Beşiktaş'ı adeta yürüyerek yendi. Ve bu Beşiktaş Rus ekibine karşı pozisyona dahi giremedi adeta. Beşiktaş'a karşı daha yaratıcı ve diri bir takım olan CSKA ile son maç yapacak olması da ayrı bir handikap. Beşiktaş yeni bir oyun düzeni bulamadıkça sürekli olarak oyun aklından yoksun devam edecek ve bu sorun yumağı düğüm olup kalacak. Bu oyun aklı ne Yusuf ne de Tabata. 30. dakikada Holosko'nun oyundan alınması da bu işi çözemezdi çözmedi de zaten. Şimdi üst üste 2 Wolfsburg maçı var ilki dışarı olan. Oynanmamış maç kazanılmamıştır felsefesinden yola çıkarsak Beşiktaş'ın bu iki maçtaki işi oldukça zor. Beşiktaş'ın artık CL'de hedef yerine öncelikli olarak toparlanmaya ihtiyacı var. Daha ağır hasar almadan ve önümüzdeki yılın Avrupa'sını da hedef dışı bırakmadan Denizli ve öğrencileri kendi başlarına bırakılmalı ve çıkışı birlikte bulmalılar. Zira çözüm için dışarıdan yapılabilecek bir etki yada transfer yok. Malzeme bu çıkış ise bir soru işareti. 2010 seçim öncesi Demirören için kader ağlarını örüyor. Bir cümlede Rüştü için saredelim. Kariyer sonu sanırım artık yaklaşıyor. Rüştü facia hatalar yapmaya devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7396215965368846332?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7396215965368846332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/cska-moskova2-besiktas1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7396215965368846332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7396215965368846332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/cska-moskova2-besiktas1.html' title='CSKA MOSKOVA:2 BEŞİKTAŞ:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsPD9B9E8OI/AAAAAAAAAOg/nZRWHdc_hrI/s72-c/nobre.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6381864549398752580</id><published>2009-09-29T17:32:00.004+03:00</published><updated>2009-09-29T17:58:17.187+03:00</updated><title type='text'>MİKROFONLARIMIZ İSTANBUL İNÖNÜ STADINDA</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIfsvoMgQI/AAAAAAAAAOY/6mLYVweAqxY/s1600-h/halit-kivanc-300x259.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386902957848297730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 259px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIfsvoMgQI/AAAAAAAAAOY/6mLYVweAqxY/s320/halit-kivanc-300x259.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eskiden televizyondan maç izlenmediği yıllarda -mecburen- radyodan maç dinlenirdi. Aklımda sürekli Orhan Ayhan'ın maç anlatışları kaldı ve diğer ismini hatırlayamadığım değerli maç spikerleri. Çok büyük keyifti maç saatini beklemek, naklen yayın cıngılını dinlemek. Spikerlerin maçları etraflı anlatışları. 'Karşılaşma başladı sayın izleyiciler. Dolmabahçe Stadı'ndaki Beşiktaş bugün siyah-beyaz çubuklu forması ile deniz tarafındaki kaleye hücum ediyor...' diye başlayıp uzayan cümleler. Sanki bir Halide Edip, Yaşar Kemal edasıyla anlatılan maçlar. Aralarda reklam cıngıllarına ise hasta olurdum. Hele bir Stil boya reklamı yok mu? Günlerce dilimden gitmezdi. Almadım uzun bir süre o boyalardan eve zaten. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimilerini seyredemedim belki ama Karagümrük, Mersin İdman Yurdu, Orduspor hep benim aklımda radyo takımları olarak kaldı. Özellikle de Karagümrük. Hani en özlediğim takım O'dur hala.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aynı zamanda inanılmaz bir heyecan radyo. Çünkü sürekli tuttuğun takımın maçını dinleme olanağın yok. Bir o staddasın bir bu stadda. Hele de bir maç anlatılırken sesin yavaştan azalması sonrasında merkeze bağlanılıp 'Evet şimdi mikrofonlarımız Fenerbahçe Stadı'nda' sesinin duyulması ile nabızın 150 vurması yok mu. Adamı kalp krizinden götürür. Maçın ne olduğunun önemi olmuyor o anda. Ve maça bağlandıktan sonra arka plan sesi beklerdim. Bakalım gol gürültüsü nasıl ilk anda. Eğer ciddi anlamda gürültü geliyorsa spikerin gol demesine gerek kalmıyor ben anlıyordum F.Bahçe'nin gol attığını. Yok bir sessizlik hakimse o zaman eyvah. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir seferinde F.Bahçe-G.Saray TSYD Kupası maçı dinleyeceğiz. TV vermiyor maçı. Aksi gibi radyoda ilk yarıyı vermedi. Evde inanılmaz bir heyecan, gerginlik. Yıl 90'ların başı, zira Vokri var takımda. İkinci yarı yayınına bağlanılıyor, spiker inatla skoru söylemiyor. Biz kriz geçirmek üzeriyiz evde. 'İlk yarıda nefis bir maç ve gol yağmuru vardı sayın izleyiciler' vs vs uzayan cümleler. Saniyeler içinde kurulan birbirinden berbat senaryolar kafada tabi ki. İyiyi düşünemiyoruz ki kimbilir bu gol yağmurundan nasibimizi nasıl aldık. Belki de kötüye alıştırma kendimizi. Benim için saatler ama gerçekte 1-2 dakika içinde spikerin ağzından skor çıkıyor. İlk yarıyı F.Bahçe 4-2 önde bitiyor. Ve sevinç tarifsiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabi artık TV'de maç izleyel beri radyodan maç nadir dinler olduk. Bu arada bir bayan maç spikerimiz de oldu. Semahat Arslaner. Kendisini dinleyemedim doğal olarak ama nasıl bir şeydir meraktayım açıkçası. Ama bir röportaj var kendisi ile meraklıları için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.cur-cuna.com/tr/spor/spor0040.html"&gt;http://www.cur-cuna.com/tr/spor/spor0040.html&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama ne olursa olsun Halit Kıvanç'tan bir 90 dakika dinleyememiş olmak benim için üzücü. Yaptığı programları dinledikçe kimbilir ne muhteşemdir ondan maç dinlemek diye iç geçiriyorum. Can Bartu'yu, Pele'yi, Metin Oktay'ı seyredememek gibi bir şey olsa gerek ondan maç dinlememek. Bu vesile ile büyük ustanın da kulaklarını çınlatmış olalım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazı keyifler artık eski yıllarda kaldı geri dönmek mümkün değil ama hatırladıkça bile içimi burkan hatıralar radyo maçları. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6381864549398752580?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6381864549398752580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/mikrofonlarimiz-istanbul-inonu-stadinda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6381864549398752580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6381864549398752580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/mikrofonlarimiz-istanbul-inonu-stadinda.html' title='MİKROFONLARIMIZ İSTANBUL İNÖNÜ STADINDA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIfsvoMgQI/AAAAAAAAAOY/6mLYVweAqxY/s72-c/halit-kivanc-300x259.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-124834349463717424</id><published>2009-09-29T17:27:00.003+03:00</published><updated>2009-09-29T17:32:18.588+03:00</updated><title type='text'>GÖREN VARSA HABER VERSİN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIZn45j5bI/AAAAAAAAAOQ/HXKcfCd3o24/s1600-h/adnan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386896277367940530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIZn45j5bI/AAAAAAAAAOQ/HXKcfCd3o24/s320/adnan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili futbol yorumcumuz Adnan Aybaba'dan uzunca süredir haber alamıyoruz. Nerede olduğunu bilen varsa haber versin. Bilmiyorum bir sağlık sorunu mu var ancak ekranlardan ansızın kayboldu. Her ne kadar futboldan anlamasa da ekranların renkli kişiliğiydi. Nette turlarken resmini gördüm aklıma geldi aniden. Bilen varsa iki satır yazsın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-124834349463717424?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/124834349463717424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/goren-varsa-haber-versin.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/124834349463717424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/124834349463717424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/goren-varsa-haber-versin.html' title='GÖREN VARSA HABER VERSİN'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsIZn45j5bI/AAAAAAAAAOQ/HXKcfCd3o24/s72-c/adnan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7872384332605208766</id><published>2009-09-28T22:53:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T23:14:39.314+03:00</updated><title type='text'>KOLTUK YERİNDE GÜZELDİR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEYGpNMJpI/AAAAAAAAAOI/dNiqKIVTlXw/s1600-h/kÄ±rÄ±k+koltuk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386613131731281554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEYGpNMJpI/AAAAAAAAAOI/dNiqKIVTlXw/s320/k%C4%B1r%C4%B1k+koltuk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Stadyumda maç seyreden taraftar işler iyi gitmeyince sinirlerine hakim olamayıp ellerine ne geçse sahaya fırlatır. Onları bu şartlarda bilinçli bir taraftar olarak uyarmanız birşey getirmeyeceği gibi sizi de olayın içine çekiverirler ve darbenin nereden nasıl geldiğini anlamazsınız bile. Bu sebeple kimseye stadda bu insanlık dışı varlıkları durdurmaya çalışmanızı tavsiye etmem. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sahaya muhtelif şeyler atıldığını çok gördüm ve gördük. Geleneksel olanları yazamayacağım yani bozuk para, çakmak, taş gibi olanları. Cep telefonları, ayakkabılar, davul tokmakları, idrar dolu pet şişeler enteresan olanlar. Bir de koltuklar varki inanılmaz. Onları oradan sökmek mesele. Sökemedikleri için tekmelerle kırıyorlar ve sahaya fırlatıyorlar. Yani bazıları sahaya bile gitmeden kendi taraftarlarının kafasında patlıyor. Çok yaşadığım bir şey olduğu için netim bu konuda. Nasıl ruh halidir ki sonucunu düşünmeden yapılır. Sokakta birini kafasına durup duruken bir şey vursanız soluğu önce karakolda ardından da mahkemede alırsınız. Ama yeşil sahalarda yapınca normal ve hakedilmiş bir durum gibi oluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu koltukların sökülmesi daha ziyade deplasman taraftarlarınca yapılır. Buradan bunu yapan ve yapacak olanlara bir hatırlatma yapmak lazım. Kırılan bu koltukların, klozet, lavabo ve aynaların bedelleri, hasar tespitinden sonra kendi takımınız tarafından karşılanıyor. Dolayısı ile en azından işin bu tarafını düşünürlerse belki kendilerini tutabilirler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7872384332605208766?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7872384332605208766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/koltuk-yerinde-guzeldir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7872384332605208766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7872384332605208766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/koltuk-yerinde-guzeldir.html' title='KOLTUK YERİNDE GÜZELDİR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEYGpNMJpI/AAAAAAAAAOI/dNiqKIVTlXw/s72-c/k%C4%B1r%C4%B1k+koltuk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6026576990328624175</id><published>2009-09-28T22:42:00.002+03:00</published><updated>2009-09-28T22:48:11.735+03:00</updated><title type='text'>ELLE OYNAMAK SERBEST!</title><content type='html'>Yıllardır televizyonda bir hakem hocasının yada bir yorumcunun kalecilerin el ile topu oyuna sokmasına müdahale etmesini bekledim ama ortaya çıkan olmadı. Bu iş de bu durumda bana düştü. Futbol, kuralları esnek olmayan bir spor. Hele çizgi ihlalleri. Tuvalet kağıtları ile yapılan deneyler, çizgiyi geçti geçmedi tartışmalarının sonlandırmasını bir hatırlayın. Şartlar böyleyken hemen hemen her maçta kaleciler daha uzağa göndermek adına topu savururken elleriyle ceza sahası çizgisinin dışına çıkıyorlar. Hemde santimle değil yani metreyle. Bu durumda topu elle nizami oynamaları gereken ceza alanının dışına taşımış oluyorlar. Gelen topu dışarıda elle karşılamak nasıl cezalandırılıyorsa bunun da diğerinden pek bir farkı yok. Bundan sonra kalecileri dikkatle takip ederseniz siz de ne demek istediğimi hemen anlayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende Erman Toroğlu gibi soruyorum. Acaba bir gün hangi babayiğit bir hakem cart diye çalıp düdüğü verecek çift vuruşu. Ve bu durumda oyuncuların tepkisi ne olacak. Futbolda elle oynamak serbestse sorun yok değilse sürekli kural ihlali var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6026576990328624175?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6026576990328624175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/elle-oynamak-serbest.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6026576990328624175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6026576990328624175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/elle-oynamak-serbest.html' title='ELLE OYNAMAK SERBEST!'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5553343713007756975</id><published>2009-09-28T22:27:00.003+03:00</published><updated>2009-09-28T22:37:38.376+03:00</updated><title type='text'>ZEMAN MOURINHO'YA KARŞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEQHAQswnI/AAAAAAAAAOA/16rkG3zrKOk/s1600-h/Zdenek+Zeman.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386604341826994802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 224px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEQHAQswnI/AAAAAAAAAOA/16rkG3zrKOk/s320/Zdenek+Zeman.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz günlerde Zdenek ZEMAN Mourinho için 'O kişiliğinin ardındaki vasatı saklayan ortalama bir taktisyendir. Oyuncularını organize etmek yerine gazetecilerle münakaşe etmesini daha iyi becerir' dedi. Zeman İtalya'da başarılı bir 4-3-3 uygulayıcısı olmayı başarmış ve 20 sene İtalya'da tutunabilmiştir. Başarılı bir taktisyen olmuştur benim gözümde daima. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunu duyan Morinho'nun cevabı ise 'Zeman mı? O'nu tanımıyorum? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mourinho'nun bu alemde fazla şişirildiğini aslında bu denli başarılı bir hoca olmadığını ve düşünenlerdenim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5553343713007756975?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5553343713007756975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/zeman-mourinhoya-karsi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5553343713007756975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5553343713007756975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/zeman-mourinhoya-karsi.html' title='ZEMAN MOURINHO&apos;YA KARŞI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SsEQHAQswnI/AAAAAAAAAOA/16rkG3zrKOk/s72-c/Zdenek+Zeman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-1726906477007262380</id><published>2009-09-27T00:06:00.003+03:00</published><updated>2009-09-27T00:50:34.564+03:00</updated><title type='text'>ANTALYASPOR:1 FENERBAHÇE:2</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sr6MYFeJVBI/AAAAAAAAAN4/J_UlOlwHTNY/s1600-h/hakem.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385896549795058706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sr6MYFeJVBI/AAAAAAAAAN4/J_UlOlwHTNY/s320/hakem.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;7'de 7 gerçekleştirildi, F.Bahçe kendi rekorunu kırdı ve G.Saray-Eskişehir maçını beklemeye başladı. Büyük maça da adım adım yaklaşılıyor. Fenomenin de bitmesine sadece 3 hafta kaldı.&lt;br /&gt;AMa başka önemli bir konuda şu ARMA formanın ilk kez giyilmesi. Sanki eskinin üzerine sünger çekilmek üzere giyilmiş gibi geldi. Fena da olmadı hani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ağır bir baskı kurmadığı ve zaman zaman tempo yaparak oynadığı bir maçı daha kazandı. Ancak geçen sorunlu maçlara oranla daha disiplinliydi. Ancak karşısında da bir takım olmadığını söylemek lazım. Ancak F.Bahçe yine girdiği bol pozisyonları hovardaca harcadı, hakettiği bir maçı yine 90. dakika golüne bağladı. Zaten gol evlere şenlik bir gol. Hadi F.Bahçe böyle bir golü yiyebilir belki ligde ama 1-1 giden bir maçta Antalya'nın büyük takıma karşı böyle bir gol yeme lüksü olamaz. Ben bile izlerken inanamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yarıda özellikle F.Bahçe kaleyi savunmak için ceza önüne dizilenler ve kazandıkları topları ileri vuranlarla, gol atmak için rakip saha civarında olup geriden tepilecek topları bekleyenler olarak iki kutba ayrıldı. Orta saha diye bir şey kalmadı. Belki de Daum karşısında bir takım olmadığını gördüğü için Gökhan'ın yerine Topuz'u çekip Semih'i sürdü oyuna. Bunu bilemeyeceğiz hiçbir zaman. Ama başka bir önemli maçta Daum'un böyle bir şey yapmayacağını tahmin ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guiza ciddi şekilde depresyonda. Yani Guiza kalitesinde bir oyuncu gol kaçırabilir. Boş kaleyede atamayabilir ancak önemli olan bu tarz pozisyonlardaki vuruş tekniği. Adeta gol olmasın diye vurulmuş toplar. Bu da ondaki depresyonun resmi adeta. Guiza şu anda o kadar büyük bir baskı altında ki artık maç içinde pozisyonu yaşayamaz durumda. Daum bu şekilde Guiza'yı kazanamaz. Biraz dinlendirip hem onun hem takımın önünü açmalı. Guiza basit bir asist bile olsa, son dakikada atılan gol için sevinmedi bile. Bu maç kazanılmasaydı Guiza kahrından ölebilirdi.&lt;br /&gt;Santos'taki serbest düşüş devam ediyor. Sezon başında bir parmak bal çaldı azımıza hala o tadı arıyoruz. Lugano'nun gereksiz pas trafiğine girmesine dur demek lazım artık. Takımı olmadık anda kontrada bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385896449800121698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 263px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sr6MSQ9frWI/AAAAAAAAANw/u1j8-yZwhgQ/s320/u%C4%9Fur.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Alex her pozisyonun içinde, her atağın ve golün yaratıcısı. Çok konuştuk, çok eleştirdik ülke olarak bu Brezilyalıyı. Ama bu noktadan itibaren hakkını verip eleştirileri kesmek lazım diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;Emre'siz geçilen son hafta Alex ve Cristian için de rahatlatıcı bir durum.&lt;br /&gt;Daum Kazım üzerinde çok duruyor. Futbol oynamak için her türlü yetenek var Kazım'da. Ama sanırım her maç öncesi terapiye ihtiyacı var. Daum'da 2 maçtır bunu yapıyor. Biraz daha ciddi görüyorum artık O'nu. Bu şekilde oynadıkça lig yolunca katkısı çok olacak. Ama vurdumduymaz tavrını bir kenara koymak şartıyla. Zaten Kazım'ı futbol yetenekleri sebebiyle değil sürekli davranışları ile eleştiriyoruz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yunus Yıldırım maçın skoruna etkiyecek hatalar yapmadı ama çok formsuzdu. Sarı kart uygulamalarında sürekli hata yaptı. En ilginci ise ceza alanında Volkan'a yapılan faul sonrasında Volkan'ın vuruşuyla başlayan oyunda topun ceza alanını terketmeden Bilica tarafından oynanmasına hata olarak baktı ve yeniden başlattı. Hocam o kural top auta çıkınca oluyor.&lt;br /&gt;Bir de hakemlerin kart verirken eliyle işaret yapmaları garibime gidiyor. Yani biri faul yapınca parmakları ile 2 yapıyor. Yani ikinciye faul yaptın ondan verdim demek. Sarı kart almak için bir limit mi var? Basketbol gibi 5 faulun sonunda çıkmak gibi bir şey mi bu? Sürekli bu hareketi görüyoruz. Hareket kartlıksa ilkinde de verisin ikincide atarsın. Kartlık değilse 10 kere de yapsan kart değildir. MHK'nin bu konuya bir el atması lazım. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN ADAMI: Kazım Kazım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN POZİSYONU: Guiza'nın kaçırdıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN HATASI: Tartışmasız Antalya'nın son dakikada F.Bahçe'ye karşı 4'e 0 yakalanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN ŞUTU: Kazım Kazım'ın seri çalımlara ceza alanına girip direğe nişanladığı şut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: İki takıma da uyguladığı tüm sarı kart uygulamaları (özellikle vermedikleri)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-1726906477007262380?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/1726906477007262380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/antalyaspor1-fenerbahce2.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1726906477007262380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1726906477007262380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/antalyaspor1-fenerbahce2.html' title='ANTALYASPOR:1 FENERBAHÇE:2'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sr6MYFeJVBI/AAAAAAAAAN4/J_UlOlwHTNY/s72-c/hakem.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7414603329298039053</id><published>2009-09-25T11:17:00.004+03:00</published><updated>2009-09-25T11:28:44.272+03:00</updated><title type='text'>KALE DİREKLERİNE BETON</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srx-XoBA0eI/AAAAAAAAANg/HZJB63lDyTc/s1600-h/kaleci.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385318198772027874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 174px; CURSOR: hand; HEIGHT: 312px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srx-XoBA0eI/AAAAAAAAANg/HZJB63lDyTc/s320/kaleci.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün gece İsveç Ligi'nde oynanan maçta IFK kalecisi Christensen aşağıdaki linkte izleyeceğiniz gibi kaşla göz arasında (tepesindeki kocaman uçan kamerayı da görmedi sanırım) kale direğini yerinden söküp 7.32'yi küçülttü. Ama maç başlamadan bunu farkeden hakem olayı düzeltti ve maç başladı ancak 0-0 bitti. Hakem o anda farketmeyebilirdi bu olayı. Ve sanırım yayın yönetmeni yada ekipten birisinin uyarısı ile olayın üzerine gitti. Sonuçta kontrolsüz adam sakatlamaktan yada kendini yere atıp penaltı almaktan daha ciddi bir durum. Düpedüz hilekarlık, şikeden de beter neredeyse. Rakip takımın emeklerini çalmakla eşdeğer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama bu kalecideki cesareti de kutlamak lazım. Yani hafta sonu Katar Ligi'nde hakemin maçın ortasında çişini yapmasından sonraki ciddi bir cesaret gösterini. Kendisini tebrik etmek lazım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi benim asıl merak ettiğim bu kalecinin ceza alıp almayacağı. Takipçisi olacağım bakalım neyle karşılaşacağız. Yoksa International Board kurallarına Kale direklerinin beton dökülü olması gerekliliği mi girecek bir de. Çünkü maçın her anında bu iş yapılabilir ve anlık bir gol güme gidebilir. Hakem teşhis etse de o gol geri gelmez. Seyreyleyin festivali sonrasında. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;NOT: Görüntü Milliyet kaynaklıdır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Spor/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;amp;KategoriID=14&amp;amp;ArticleID=1142968&amp;amp;Date=25.09.2009&amp;amp;b=Vay%20uyanik%20vay"&gt;http://www.milliyet.com.tr/Spor/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;amp;KategoriID=14&amp;amp;ArticleID=1142968&amp;amp;Date=25.09.2009&amp;amp;b=Vay%20uyanik%20vay&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7414603329298039053?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7414603329298039053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/kale-direklerine-beton.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7414603329298039053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7414603329298039053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/kale-direklerine-beton.html' title='KALE DİREKLERİNE BETON'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srx-XoBA0eI/AAAAAAAAANg/HZJB63lDyTc/s72-c/kaleci.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3553955416679003889</id><published>2009-09-25T08:47:00.002+03:00</published><updated>2009-09-25T08:52:39.282+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE'NİN GELECEĞİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srxai9d1MlI/AAAAAAAAANY/LgMKUPUAfns/s1600-h/77361.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385278811090006610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 260px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srxai9d1MlI/AAAAAAAAANY/LgMKUPUAfns/s320/77361.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1998’den beri görevde olan Aziz Yıldırım’ın sportif icraatları gerçek anlamda 2003 yılında Daum’la başladı diyebiliriz. Zaten bunun adı da büyük yürüyüş konmadı mı. Ancak gelişen şartlar Daum’un ülke sınırları içinde durmasını mümkün kılmadı ve son gerçekleşti. “Son 16dk kabusu” bir devri kapattı ve bu yürüyüşe ara verildi. 2007’de Zico’nun yumuşak ellerinde bu büyük yürüyüş büyük emekleme ile yer değiştirmeye başlamıştı bile. Her ne kadar CL yarı finalinin kapısından dönmek marihuana etkisi yarattıysada camia üzerinde bu etkinin süresi yeni bir dozu almadağımız için yerini krize bıraktı. Ardından yapılan hatalı transferler ve Aragones’in altın vuruşuyla gözlerimizi acil servis koridorlarında açtık. Şimdi 3 yıl öncesİne tekrar geri dönüş yaşıyoruz. Yeni ekip Aykut Kocaman ve Christoph Daum eşliğinde hızlı bir rejenerasyona girdi. Yapılan transferler medyada kimi zaman sert eleştirilerin odağı oldu. Ülke toprakları eski coğrafya kitaplarındaki gibi kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olmaktan çıktığından beri bu genç nüfusu ve futbol sevdasını inkar edercesine futbolcu yetiştirmeyi de kesti. Bu şartlar altında transfer yapmak da ciddi maharet haline geldi. Kaldı ki Fenerbahçe pek de alt yapısı ile barışık bir tablo sergilemiyordu yıllar içinde. Bu durumda az miktarda hazır yetişmişleri toplamak tek çözüm kalıyordu. Bu çerçeve içinde yapılan doğru oluyordu haliyle. Evet bundan sonra rota ne olacak? Fenerbahçe yine gel-gitlerin takımı mı olacak yoksa 2006’daki yürüyüşe kaldığı yerden devam mı edecek? Büyük yürüyüş nasıl sonuçlanacak ve camiya ne getirecek? Taraftar nasıl bir noktaya gelindiğinde tatmin olacak?&lt;br /&gt;Sonda söyleyeceğimizi başta söylerek başlayalım. Fenerbahçe’nin hedefi bir Barça bir Real, bir Manu olmamalı. Çünkü onların seviyesine gelmek şu anda hayal bile değil, olamayacak da zaten. Aziz Yıldırım’ın Galatasaray’ın UEFA Kupası sonrası ‘tesadüf’ dediği olay Fenerbahçe’nin CL’de çeyrek finali çıkması ile eşdeğer pozisyondadır şu anda. Fenerbahçe önce bu tesadüfü ortadan kaldıracak bir yapılanma içinde olmalı. Bu yüzden hedef sadece Lig Şampiyonulukları olamaz. Zaten Avrupa’nın ikinci planda olduğu söylemleri tamamen stratejik bir harekettir benim gözümde ve gerçekle ilişkisi yoktur. Fenerbahçe Lyon, PSV, Porto gibi CL’nin gediklisi olmalı öncelikle. Rakipleri çantada keklik görememeli. Belki 100 yıl bir Avrupa şampiyonluğu göremeyecek bu çerçevede ama bir daha tesadüf de yaşamayacak. Öyle ya koskoca Sir Ferguson bile 23 yılda 2 CL şampiyonluğu görmüş.&lt;br /&gt;Kadro yapısını yıldız ıskartası yerine artık daha gerçekçi oyuncularla dolduracak. Bu oyuncular yeri gelecek Fenerbahçe’yi basamak olarak kullanacak yükselmek için ama kulübe her anlamda katkı yaparak yükselecekler. Bu sezonki gelişmeler bu anlamda bana umut veriyor. Ancak yine de yeni nesil futbol yapısına ulaşmaya daha 2-3 sezon olduğunu düşünüyorum. Mevcut gençlerden 1 yada 2 tanesi bu yapıya mutlak yedirilmeli.&lt;br /&gt;Teknik kadro devamlılığı sağlanmalı. 2 yılda bir teknik ekip değiştirmenin kimseye birşey kazandırmadığına inanmak lazım öncelikle. Arsene Wenger’in 13 yıllık Arsenal kariyerinde 3 Lig şampiyonluğu, 3 FA Cup ve birer kez de UEFA ve CL finali var. Bu istatistik ile FB’nin başında kalması sanırım mümkün olmazdı. Sayısını şu anda bilemediğim teknik adamla aynı periyotta FB’nin 5 şampiyonluğu var zira.&lt;br /&gt;Fenerbahçe şu anda bu koşulların tamamını sağlayacak temel yeterlilikleri oluşturmuştur. Bundan sonrası Aziz-Aykut-Daum üçgenine güvenmekten geçiyor. Bu yeterlilikler aynı zamanda sakın 3 sezon sonra Aykut’a bir devir teslim hazırlığı olmasın?&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3553955416679003889?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3553955416679003889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahcenin-gelecegi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3553955416679003889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3553955416679003889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahcenin-gelecegi.html' title='FENERBAHÇE&apos;NİN GELECEĞİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Srxai9d1MlI/AAAAAAAAANY/LgMKUPUAfns/s72-c/77361.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7786242737776712528</id><published>2009-09-23T14:33:00.004+03:00</published><updated>2009-09-23T23:43:15.836+03:00</updated><title type='text'>LİG BİTTİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrqIIfOUWmI/AAAAAAAAANQ/C7a0DZ1k0EU/s1600-h/959.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384765983876733538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrqIIfOUWmI/AAAAAAAAANQ/C7a0DZ1k0EU/s320/959.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi yeni bir fenomenimiz oldu. F.Bahçe ve G.Saray ligi bitirdi mi? Bahisler, anketler sayısız gidiyor. Evet 6 maçta 18 puan yapıp arkalarından gelen en ciddi şampiyonluk adayına 12 puan fark atmak azımsanacak bir olay değil. (&lt;em&gt;Burada üzülerek Trabzon, Eskişehir ve Bursa'nın ligi devam ettirip pota içinde durabileceklerine güvenmiyorum&lt;/em&gt;). &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her yorumcu, her gazete bunların analizlerini yapıp sayfa sayfa yazılar yazıyor. Geçtiğimiz yıl BJK'nin şampiyonluğu nasıl bir durumsa bu yıl F.Bahçe ile G.Saray'ın durumlarını aynı görüyorum. Yani her ikisi de sanal. F.Bahçe'li taraftar ve yazar mutlu değil. G.Saray'lı yazarlar sürekli Rijkaard'a yol göstermekle ve testi kırılmadan tokat atmakla meşguller. Takımların eksik olduğu yönler yok değil tabi ki ama hiç kimse mevcut durumdan keyif almaya bakmıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak şu da göz ardı edilmemeli ki bu iki takımın kadrosu da diğerleri ile kıyaslanacak boyutta değiller. Evet bu kadar kolay kazanarak gitmemeliler. Birileri çekiştirmeli bu iki takımı. Hele F.Bahçe bu kadar kapasitesinin altında oynayarak kazanıyorsa ligde bir yerlerde ciddi sorun var demektir. Herkes takımlar biryerlerde şamar yesede günlerini görseler, bizde çıkıp bakın demişik ama dinleyen olmadı yazılarını yazmaya başlamışlardır bile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rijkaard ve Daum mevcut durumu analiz edecek, takımlarının eksiklerini görecek ve bunlara eğilebilecek yetenek, bilgi ve görgüde insanlar. Rijkaard neden görmüyor, Daum ne biçim konuşuyor gibi açıklamalar benim için komiklikten öte değiller. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her ne kadar ellerindeki kadro ülke standartlarının çok üzerinde olsa da mevcut oyun yapılarını oluşturmak için hala yetersiz kadroları var. Rijkaard'ın Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ı bayılarak oynattığını yada Daum'un Carlos ile Guiza'yı bağımlılıktan dolayı oynattığını düşünmüyorum. Eldeki en yetenekli Türk oyuncular bu takımlarda, alınabilecek en iyi yabancılar da F.Bahçe ile G.Saray'da. Ancak bu kadrolar ne kadar dengeli, yabancılar ne verimde oynatılıyor. Kontejan sorununa bulaşmayan Türkler nasıl performans gösteriyor? Bunlar öncelikle yönetimlerin sonrasında Federasyonun sorunu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu takımlar ligde elbet puan kaybedecekler ve yenilecekler. Ama önemli olan %100 performans göstermezken de galip gelebilmek. Büyük takım olmak da böyle bir şey sonuçta. Yönetim ve teknik direktörlerin eksikleri kapamak için gece gündüz kafa patlattıklarına eminim. Ama bazı şeyleri aşmak hemen olmuyor ne yazık ki. Geçen yılki enkazların üzerine 4-5 oyuncu takviyesi ile takımlar bu hale geldiyse öncelikle bu iki hocaya teşekkür etmek lazım ve zaman tanımak gerekli. Bu Fener'den bir şey olmaz, G.Saray'ın takılması yakındır gibi Nostradamusluk yapmaya gerek yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lig bitmiş değil, daha çok sular akar köprünün altından ancak bu iki takım ligi sürükler. Ancak biraz da güzellikleri görmeye çalışalım. Özellikle taraftarlar olarak. Mesajı doğru iletmek lazım, aşırısıyla değil. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7786242737776712528?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7786242737776712528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/lig-bitti.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7786242737776712528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7786242737776712528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/lig-bitti.html' title='LİG BİTTİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrqIIfOUWmI/AAAAAAAAANQ/C7a0DZ1k0EU/s72-c/959.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3327132845961082985</id><published>2009-09-20T23:55:00.003+03:00</published><updated>2009-09-21T00:39:10.429+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:1 İSTANBUL BB:0</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SragOxGXk0I/AAAAAAAAANA/wyhyu5F1Ivo/s1600-h/ved2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383666580126667586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 247px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SragOxGXk0I/AAAAAAAAANA/wyhyu5F1Ivo/s320/ved2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bayramda izin sebebiyle bir süre yazılara ara vermek durumunda kaldım ancak yine de kaldığım yerde maçı izledim ve yorum yazmak için bilgisayarın başına geçtim. Yazıyı yazarkende Erman Toroğlu'nun Bodrum'dan yazdığı yazılar aklıma geldi. Bayramdan sonra yazıların eski yoğunluğuna kaldığım yerden devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Twente maçı takımda ağır hasar bırakmış bu gayet belli. Olabilecek kötü bir sonuç takımın güven kaybına sebebiyet vereceği için olması gerekeninde üzerinde temkinli bir oyun oldu. Hatta o kadar temkinliydiler ki neredeyse gol pozisyonuna bile kaçırırsam diye girmediler! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Takımın ilk onbirini mantıklı buldum. Çünkü yapılacak değişiklikler Twente maçında kötü performans gösterenleri üzerine çizgi çekilmiş psikozuna sokabilirdi. Daum onlara bir şans daha verdi. Ama biraz Kazım hariç Guiza bunu pek kullanamadı yine ama geçerli sebepleri vardı Guiza'nın bence. Ve sanırım seyirci ile karşı karşıya getirmemek için Guiza'yı oyundan almadı Daum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Takım Twente maçını gözünün önünde sıcak tuttuğu için 1-0'dan sonra savunmayı sürekli 3'lü 4'lü tutarak kontra yemeden ve Belediye'ye boş alan bırakmadan oynadı. Özellikle Bilica'nın performansı başarılıydı (bu da çok normal çünkü geriye yaslanan bir takım savunmacısı olarak en iyi ortamdı Bilica için). Lugano'daki düşüş hızla devam ediyor. İnatla uzun toplarla oyuna girmeye çalışıyor ve eline yüzüne bulaştırıyor. Daum'un uyarması ve arkadaşlarının da yardımcı olması gerekli. Kazım ve Santos bu maçta yerlerine daha çok sadık kaldılar ve önceki maçlara göre çok daha az ortaya kat ettiler. Geçen maçla kıyaslarsak ciddiyet ve asabiyet sorunları çözülmüş gibi. Ancak şimdi de sezon başındaki hızlı ve etkli paslaşmaların yerinde yeller esiyor. Fenerbahçe oyun mantalitesi olarak fizik gücüne dayalı yada sürekli baskılı bir oyun oynamadığı için elindeki en büyük silahını toprağa gömmüş durumda. Bu şekilde takım verimli olmadığı için mecburen çok daha yüksek efora girmek durumunda kalıyor ve birden kısırlaşıyor. Son 3-4 maç bunu açık bir şekilde ortaya koymaya başladı ve bu hücum organizayonlarında görünen o ki Daum'un bir B Planı yok elinde. Çünkü sezon balındaki gibi kanatlar da etkin değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex markaja girince (Emre'de olmayınca) Guiza'da istediği topları alamadı ve geçen yılki gibi ıssız adam rolüne girdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383666676059099586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 289px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SragUWecUcI/AAAAAAAAANI/kGw-0VGbTrA/s320/topuz.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Topuz henüz ürkekliğini atmış değil. Dolayısı ile takımı hücuma sürükleyecek fonsyonlarını açmış değil. Bu durumda Emre hızla aranmakta. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oyunun genelinde aklı karışık bir takım izledik aslında. Tribünlerde tepkiye erken girdiler. Onlarında biraz daha temkinli olması lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Takımın tüm bu sorunları aşabilecek oyuncu profili, yetenekleri ve bunu yapabilecek bir antrenörü var. Bunun geçici bir tıkanıklık olduğunu umut ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Fabio Bilica &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;MAÇIN POZİSYONU: Guiza'nın üst üste kaçırdığı gol. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Volkan'ın maçın başında elinden kaçırdığı top.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Vederson'un serbest vuruşu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Hüseyin Göçek mükemmel bir maç yönetti. Yardımcılar adları gibi yardımcı oldular maçın iyi gitmesi için. Tebrikler hakemlere. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3327132845961082985?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3327132845961082985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce1-istanbul-bb0.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3327132845961082985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3327132845961082985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce1-istanbul-bb0.html' title='FENERBAHÇE:1 İSTANBUL BB:0'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SragOxGXk0I/AAAAAAAAANA/wyhyu5F1Ivo/s72-c/ved2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2439400115251140029</id><published>2009-09-18T08:54:00.006+03:00</published><updated>2009-09-18T10:54:05.068+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:1 FC TWENTE:2</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrM5zbxjIsI/AAAAAAAAAMw/5YxyuTyzNjg/s1600-h/maÃ§3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382709535429567170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 203px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrM5zbxjIsI/AAAAAAAAAMw/5YxyuTyzNjg/s320/ma%C3%A73.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Nasıl bir yazı olacak bende merak ediyorum aslında çünkü yazacaklarım da en az dün sahadaki çubuklular kadar karışık olacak sanırım. Öncelikle bu ciddiyetsiz ve laubali oyundan başlamak lazım. Pazar günkü Bursa maçındaki takım nasıl oluyor da 4 günde bu denli değişebiliyor pek akıl işi değil. Takımın yorgun olması vs anlamsız çünkü Bursa maçında ekonomik olmak kaydıyla rakipten bir fazla mücadele ettiler, öyle kora kor bir maç olmadı. Kaldı ki 4 gün geçti aradan dinlenmek için yeterli süre vardı. Tek açıklama laubalilik ve umursamazlık. Emre maç sonu soyunma odasında neler yaptı neler dedi cidden merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382709302871431010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 303px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrM5l5bXl2I/AAAAAAAAAMo/biBopTmYdFM/s320/emre1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ayrıca merak ettiğim diğer bir konuda takımda Carlos diye dünya yıldızı kariyeri sayfalara sığmayacak bir oyuncu var. Yaşı biraz geçgin, maç başına 15km koşmasını yada üst düzey performans göstermesini beklemiyorum. Ama bu tarz ölü doğum olacağı görülen vakalarda neden müdahale etmez. Biri mi engeller kendisini yoksa içinden mi gelmemektedir. Kazım diye bir rapçi var sahada futbolcu demeye dilim varmıyor, tahammülü zor biri, asap bozucu, insanın sinirlerini paralize ediyor resmen tribünde. Baktın Daum'da müdahale etmiyor. Bu laubalilik de ortadayken Carlos maçın ortasında bu çocuğa güzel bir Osmanlı tokadı aşketse ne olurdu? Biraz itiş kakış olur aralarında, ayırırlar netekim. Daum Kazım'ı oyundan alır, Kazım tesisleri terkeder, F.Bahçe kariyeri biter ama adam olurdu en azından, gideceği yeni takımında yeni bir tokat yememek için çabalardı belki. Hiç bir eğitmenden yada hayat danışmanından alamayacağı dersi almış kolur kendisi de kurtulurdu. Tabi bu ekstrem bir örnek ama Kazım'ı, Guiza'yı, Cristian'ı ciddi bir şekilde uyarabilirdi. Takım da silkelenirdi belki. Belki o zaman Carlos maçı tek başına almış olurdu ama o oyundan çıkarken antrenörünün elini sıkıp yanına bile gitmeye gerek duymadı. Bence artık Carlos F.Bahçe'deki misyonunu da tamamlamış görünüyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;F.Bahçe'nin elinde yeterli malzeme var bunu biliyoruz ama bu maç disipilini konusunda neler yapılabilir ciddi şekilde üzerinde düşünülmeli. Özer, Mehmet, Semih belli bir düzende takıma adapte olmalı. Çünkü takım sabit 11'i ve yedekleri belli bir şekilde ilerliyor ve bu zaman içinde ciddi motivasyon ve kan kaybına yol açacak bu göründü artık. Eski illet yeniden hortlayacak gibi sanki. Umarım yanılırım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu şartlar altında derin bir analize de gerek kalmıyor haliyle. Çünkü olması gereken temelin üzerine teknik-taknik konuşmak-yazmak uygun olur. Herşeye rağmen öne geçilmiş bir maç ve Lugano'nun fuzuli yere yerini kaybedip orta alana basmaya gitmesi, takım 10 kişiyken boş alanda (Lugano'nun olması gereken yerde) Nkufo ile gol yendi ve bir çuval incir berbat oldu. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382709963310398914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrM6MVwSfcI/AAAAAAAAAM4/lIp6uqb3rBM/s320/ma%C3%A72.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Tac atan bile çoğu zaman boş oyuncu bulamadı. Hadi 3'lü 4'lüyü geçtim bir ikili pas bile yapacak adam yardıma gitmedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir not da taraftarlara olacak aslında. Ama bu notumu ilerleyen günlerde bir yazı ile birleştireceğim. Çok methedilen desibel rekorları kıran Beşiktaş tribünleri dahil hemde. Tarafar tribünde takımına yardımcı olmuyor. Sadece desibel yaratıp kendi egosunu tatmin ediyor. Ne bir hakeme baskı, ne bir rakibe baskı ne de takıma destek. Tamam şarkı türkü söylemek güzel ama rakibe sövmek yada, yan yana iki tribünün avazları çıktığı kadar karşılıklı bağırmaları takıma destek olmuyor. Futbolcular bunları duymuyor bile. Biraz İngiliz taraftarları örnek almalıyız ülke olarak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonuçta en ciddi rakibe karşı kaybedilen 3 puan. Bu dezavantajı avantaja çevrmek için Steaua'yı içeride dışarıda yenmek lazım. Ama bu oyunla değil tabi ki. Takımı sinüs eğrisi performans diyagramından kurtarmalı Daum-Aykut iklisi. Yoksa arkadan bir de G.Saray performans etkisi geliyor ki esas takımı düşürecek etki bu olacak ilerleyen günlerde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Artık o kadar yolu tepip maça giden ve Guiza le Kazım'dan daha çok terleyen Bendeniz bu satıra girmeyi haketti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Semih'in kenarda ısınırken ki yüz ifadeleri. Görülmeye değerdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Guiza ve Kazım'ı 82 dakika sahada tutmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Topuz'un nefis golü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: 5 hakemle oynanan Twente kalecisinin en az 10 dakika çaldığı maçta bir sarıyı çok görmesi.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2439400115251140029?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2439400115251140029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce1-fc-twente2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2439400115251140029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2439400115251140029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce1-fc-twente2.html' title='FENERBAHÇE:1 FC TWENTE:2'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrM5zbxjIsI/AAAAAAAAAMw/5YxyuTyzNjg/s72-c/ma%C3%A73.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-543907791786927942</id><published>2009-09-16T13:38:00.004+03:00</published><updated>2009-09-16T14:16:41.418+03:00</updated><title type='text'>HAKEMLER ve TEKNOLOJİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrDIWNnttwI/AAAAAAAAAMQ/ypZf4QGyc2k/s1600-h/Golge_Hakem_Hafta_28_Coban.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382022370555646962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrDI1LIs0_I/AAAAAAAAAMY/ewEEsIVkoJY/s320/bunual5ap6.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hafta sonu özellikle Bursaspor-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylar gündeme oturdu. Kimi yorumcu Deniz Çoban'ı formasını korumamakla, şeker gibi dağılmakla suçladı, kimisi futbolcuları haklı gördü, kimi federasyona çattı. Ama sonuç değişmedi. Ancak akılda kalanları fikir refahlığı içinde yorumlarsak bazı çıkarımlar elde edebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncelikle hareket noktamız futbolcunun da hakemin de insan olduğu ve hata yapma olasılığını bilmek olmalı. Hakemin yanlış karar verebileceği gibi oyuncunun da maçın yorgunluğu ve gerginliği ile süt dökmüş kedi gibi olmasını da beklememeliyiz. Saniyeler içinde gol atılan ve saliseler içinde karar verilen ve spor oyunları içinde yönetilmesi en olanından bahsediyoruz. Hakemin önü kapalı olabiliyor, kontra 70 metre topla pozisyondan uzak kalabiliyor, futbolcunun cinliğine kendisini atmasına kanabiliyor vs vs. Ancak bu gibi pozisyonlarda yanlış karar vermek hakemi etki altında bırakıp maçın kalanını o pozisyona takılı olarak yönetmesine sebep olduğu gibi oyuncuları da mal bulmuş mağribi gibi hakemin üzerine çullanmasına da sebep oluyor. Ben Deniz Çoban'ın Fenerbahçe maçında gerçekten kötü bir yönetim gösteridiğine inanıyorum ama bunları asla kurgulanmış bir senaryo dahilinde yapmadığını da biliyor ve hissediyorum. Ama gerçekten de facia hatalar yaptı ve bir anda kendisini Erman'ın dan Ahmet'ine, Bülent'inden Şansal'ına kadar hepsinin kucağında buldu. Lugano'ya çıkan kartı ağır buldum. Gökhan, Alex ve Guiza'ya çıkan kartların şekli haklı ancak hepsinin pozisyon başlangıcındaki kararları hataydı. Bu hatalar oyuncuların abartmaları ile sarıyı getirdi. Sorun da bu noktada başladı zaten. Hakem de bu pozisyonlara takılı kaldığı için Erman'ın ve Hıncal'ın borozanlığını yaptığı ikinci kırmızılar çıkmadı. Bu kırmızılar o gün F.Bahçe değil G.Saray'da olsa çıkmayacaktı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu tarz durumlarda hakemlerin rahatlatılması lazım. Bunun içinde basketboldaki sistemin futbola uygulanması lazım artık. Platini bir dolu reform uygularken bunu da uygulayabilecek cesareti göstermeli. Yani yardımcı ve ortanın cidden aynı anda anlaşamadığı pozisyonlarda kameradan görüntü izlenmesine izin vermeliler -taca çıkan topu da değil-. Kimileri futbolun doğasına aykırı diyor ancak asla katılmıyorum. 30 sene önce kaleciler eldiven de giymiyordu, gazeteciler sahaya da dalıyordu. Hakemlerin güvenini yeniden kazanması ve oyunun sağlığının devam etmesi, takımların mağduriyetinin engellenmesi için bu şarttır. Madem karşı olunuyor bu sisteme o zaman maç sonrasında görüntülerle de ceza verilmesin. Ne farkı kaldı ki? Şampiyonlar Ligi son eleme maçında Celtic karşısında Eduardo kendini yere attığı için hakemin haksız penaltısı ile Arsenal maçı alıyor sonra UEFA bu oyuncuya görüntülere bakarak 3 maç ceza veriyor. Ne anlamı kaldı bunun o zaman? Rakip mağdur oldu. Hakem mağdur oldu. Oyuncu da mağdur oldu. Taraftarlar zaten mağdur oldu. O anda kararsız kaldıysa hakem bir görüntü ile Eduardo'ya sarıyı çıkartır endirekt vuruşla oyunu başlatırdı. Biz de bu satırları yazmak durumunda kalmazdık. Ayrıca hakem yakalamayadığı için Eduardo sarı kart yerine 3 maç ceza almış oldu. Bu adil mi sizce? Evet atmasaydı kendini, bak ne güzel ibret olur denebilir. Ama öğrencinin kopya çektiğini öğretmen yakalarsa sınavdan sıfır alır mı? Alır. Peki sınav kağıtlarını okurken bu şüpheye düşse ve doğruluğu ortaya çıksa yine sıfır alır mı? Alır. Durum aynı. Yada hayatın herhangi bir diliminde benzer örnekleri düşünün. UEFA hak dağıtırken haksızlık yapıyor. Görüntüyü yasaklarken yasağı kendi deliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son Türkiye-Sırbistan basketbol maçında son saniye basketi verilmedi ve görüntülere bakarak iptal edildi. Futbolda böyle bir şansınız var mı? Basketbol 360 metrekarede 10 sporcu ile oynanan ve 3 hakemin de sürekli maçın ve alanın içinde olduğu bir sporken Futbol 5000 metrekarede 22 kişi ile oynanan ve 3 hakemden sadece 2'sinin oyunun içinde olduğu bir oyun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Teknolojiyi bu spora sokmadıkça daha çok milyon dolarlar heba olur, çok hakemler ölüm tehdidi ile görevlerini bırakıp evlerine kapanırlar ve daha çok Erman'a Hıncal'a konu veririz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-543907791786927942?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/543907791786927942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hakemler-ve-teknoloji.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/543907791786927942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/543907791786927942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hakemler-ve-teknoloji.html' title='HAKEMLER ve TEKNOLOJİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrDI1LIs0_I/AAAAAAAAAMY/ewEEsIVkoJY/s72-c/bunual5ap6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4289213793340225798</id><published>2009-09-15T23:37:00.003+03:00</published><updated>2009-09-16T00:29:59.966+03:00</updated><title type='text'>BEŞİKTAŞ:0 MAN.UNITED:1</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrAG4JkU3xI/AAAAAAAAAMI/xZN9BeXsdUg/s1600-h/bjk1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381809116418465554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 297px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrAG4JkU3xI/AAAAAAAAAMI/xZN9BeXsdUg/s320/bjk1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk söylenecek şey Beşiktaş'ın mücadelesi olacak sanırım. Aslında hafta sonu oynanan Bursaspor-Fenerbahçe maçının bir benzeri oynandı. Maç boyunca Beşiktaş kaleci Foster'ı rahatsız edecek tek pozisyon bile yaratamadı. Manu Beşiktaş'ı kalenin olabildiğince uzağında tuttu. Beşiktaş göbekten delemediği Manu'yu kanatlardan vurmaya çalıştıysa da dip çizgiye inmesine de kademeli savunmayla izin vermediler. BJK'nin ise tüm maç boyunca tek yaptığı ceza sahasına uzak noktalardan yaptığı şişirme toplarla gol aramak oldu. Daha doğrusu buna zorlandı. Beşiktaş'ta ciddi şekilde bir orta saha organizasyon ve oyun zekası sorunu var. Bunun mevcut kadro ile çözülmesi biraz zor görünüyor. Tabata ve Yusuf Arda-Kewell yada Emre-Alex ikililerinin yapacağı işleri yapamazlar. Fink-Ernst ikilisi ise bu dehaya gösteremez. Bu şartlarda ileride kimi oynatırsa oynatsın Denizli geriden gelecek desteği olmaksızın ne Nobre'yi ne de Bobo'yu kullanabilir. Kaldı ki elde Guzia yada Nonda-Baros gibi bir nokta golcüsü de yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş'ın şu ana kadar ki gol kısırlığının sebebi de burada yatıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş'ı gerçekten ligde ve Avrupa'da zor günler bekliyor. Bu gidiş geçen yılki F.Bahçe yada G.Saray etkisi yapıp çok erken havlu attırır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Manu ise Ronaldo'yla beraber havasını da kaybetmiş. Nani yada Rooney bu havayı geri getirebilecek gibi durmuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gruptaki diğer maçta Wofsburg'un CSKA'yı 3-1 yenmesi de BJK için dezavantaj oldu. Şimdi gidilecek CSKA deplasmanından alınacak bir beraberlik BJK'nin lige tutunmasını sağlar olası bir mağlubiyet ise CL'de bir son demek olur. Bu kadar erken biter mi? kendi sahanda aldığın bir mağlubiyet ve en nemli rakibe karşı alınacak bir mağlubiyet bence tüm umutları tüketir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Denizli 7 puan alan gruptan çıkar dedi. Ama bu grupta ciddi çarpışmaların olması anlamına gelir ki ben o kadar iyimser olamayacağım. 7 puana varmak için deplasmandan minimum 1 puan çıkarmak lazım artık. Bu sebeple CSKA deplasmanının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4289213793340225798?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4289213793340225798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/besiktas0-manunited1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4289213793340225798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4289213793340225798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/besiktas0-manunited1.html' title='BEŞİKTAŞ:0 MAN.UNITED:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SrAG4JkU3xI/AAAAAAAAAMI/xZN9BeXsdUg/s72-c/bjk1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3416595254572365561</id><published>2009-09-15T23:21:00.006+03:00</published><updated>2009-09-16T00:31:56.503+03:00</updated><title type='text'>ELVEDA ANKARASPOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq_6RnTdQwI/AAAAAAAAAMA/EbDTs-wFzn0/s1600-h/ank.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381795260246344450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq_6RnTdQwI/AAAAAAAAAMA/EbDTs-wFzn0/s400/ank.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eğer Tahkim'e başvurulmaz yada başvurulsa da reddedilirse dosya Ankaraspor 2. Lig'e düşmüş olacak. Hacettepe'den sonra Ankara bir takımını daha kaybedecek. Ankaragücü yada Ankaralıların bunu bir sorun olarak gördüklerini ve acı çektiklerini düşünmüyorum açıkçası. Zaten öngördükleri bir şeydi. Bir nevi gayrıresmi birleşme gerçekleşti ve Gökçek ailesi Ankaragücü'ne sızmış ve şehir üzerinde siyasi nüfuzlarını artırmış oldular. Ankara için zaten 3 takım dahi fazlaydı şimdi istedikleri dengeyi de yakalamış oldular. Ankara'nın düşürülmesi haklı yada haksız o konuya girmeyeceğim. Ama olayı şu örnekle kuvvetlendireceğim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yıl 2007. Fenerbahçe'nin 100. yılı kutlanıyor. Transfer sezonunun bitmesine 1 gün kalmış. Birden Sivas'tan Balili, M.Yıldız, Hayrettin, Musa Kuş herhangi bir bedel olmadan Fenerbahçe'ye geçiyor. Yada İlhan Cavcav G.Birliği'nden 4-5 oyuncuyu G.Saray'a veriyor. Ortalık nasıl karışırdı bir düşünün. Takımlar ne pankartlar açar gazeteler neler yazardı. Tabi konu zararsız Ankara takımları olunca konu manşetlere taşınmadı. Bu durumda rekabetten söz edilebilir mi? Bırakın Ankaraspor maçlarının şaibeli oluşunu, F.Bahçe Özer'e 4.5 milyon euro vermekle enayi olmuş olmuyor mu? Bak A.Gücü bedava aldı hepsini. Bu bile tek başına haksız rekabettir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sebeple alınmış olan kararda Federasyonu destekliyorum. Bu tip ucuz kahramanlıklar ortamda vücut bulmamalı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başta dediğim gibi Ankara ve Gökçek ailesi için bunun hiçbir önemi yok zaten taraftarı olmayan olmayan gariban bir takımdı Ankaraspor ve gözden çıkarılmıştı. Göstermelik Tahkim'e başvurmalar göreceğiz artık. İsmine üzülüyorum Ankaraspor'un sadece o kadar. Yakında Ankaragücü'nün başındaki MKE yerine Belediye ismi de gelirse şaşırmam. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3416595254572365561?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3416595254572365561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/elveda-ankaraspor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3416595254572365561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3416595254572365561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/elveda-ankaraspor.html' title='ELVEDA ANKARASPOR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq_6RnTdQwI/AAAAAAAAAMA/EbDTs-wFzn0/s72-c/ank.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8503899104570608651</id><published>2009-09-15T09:52:00.002+03:00</published><updated>2009-09-15T10:01:15.368+03:00</updated><title type='text'>ÜNİVERSİTE OKUMANIN FAYDALARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq86BMEjNTI/AAAAAAAAAL4/MH0kBIuufOM/s1600-h/SDOC6826.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381583871825622322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq86BMEjNTI/AAAAAAAAAL4/MH0kBIuufOM/s400/SDOC6826.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yıl 1996, aylardan Eylül. Fenerbahçe tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi gruplarına kalmış. Kuralar çekiliyor. Ben televizyon başında elimde takvim heyecanla bekliyorum. Niye mi? Çünkü Fenerbahçe’nin yanında bir de Juventus hayranlığı taşıyorum ve Eylül ayında umarım İstanbul’da Juventus ile oynamayız diye dua ediyorum. Çünkü üniversiteler Ekim’de açıldığı için ben Bursa’da oluyorum ve babamın en büyük zevklerinden biri benimle maç seyretmek. Bu durumda benim Bursa’dan İstanbul’a gitme şansım azalır. Neyse efendim kura çekimi başlıyor cam kaselerden toplar çıkıp özenle açılıyor, gruplar oluşuyor ve sonunda fikstür çıkıyor. Veee! Korkulan başa geliyor, Fenerbahçe İstanbul’daki ilk maçı 25 Eylül’de Juventusla oynuyor. Tam bir kabus. Babam akşam eve geliyor ve ilk cümle ‘Hadi iyisin Juventus maçında beraberiz’. Babam bu maça gitmek istediğimi çok iyi biliyor haliyle. Sonraki 1 hafta boyunca evde bir soğuk savaş başlıyor. Ama soğuk savaş sıcağa dönüşmeden bitiyor. Babam elinde maç için yeter miktar parayı bana uzatıyor. Hadi al da git diyor. Kafam bir üst kattan çıkacak gibi zıplıyorum. Benim için hayatın en önemli maçı neredeyse o anda. Beni İtalya ve Juventus hayranı yapan Paolo Rossi’nin takımı İstanbul’a geliyor ve ben onları seyretmeye gidiyorum. Boniek, Platini, Cabrini, Scirea benim küçüklüğümün Juve kahramanları ve şimdi Didier Deschamps, Zinedine Zidane, Alen Boksiç, Del Piero, Pessotto gibi önemli yıldızları canlı seyretme imkanı doğuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmayalım maça dönelim. Maç günü erkenden uyanıyorum. Maça beraber gittiğimiz Ali arkadaşımı da sabahın kör saatinde uyandırıyorum. Gece 21:30’da başlayacak maç için sabah 06:15 vapuru ile Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçiyoruz. 07:00 sularında kulübün önündeyiz. Hava sıcaklığı güzel ama kapalı her an yağdı yağacak. Ama bunlar önemsiz o an için. Benim ayaklar mutluluk ve heyecandan yere basmadığından en azından ıslanma ihtimali yok. Üzerimizde kısa kollu gömleklerle 12.5 saat öncesinden stadın etrafını tavaf ediyoruz. İlerleyen saatlerde kafamıza ufak damlalar düşüyor ve kendimizi o zaman Kalamış Parkı’nda bulunan Sera kafeye dar atıyoruz. Bir müddet orada birşeyler içip gazete okuyoruz ve sağanak yağışın dinmesini bekliyoruz. Tabi bu maçın ayrı bir anlamı daha var. Ülkeme ilk kez elektronik bilet okuyan otomatik turnikeler gelmiş. Daha önce birbirimizin üzerine yığılaraktan giren bizler şimdi neyle karşılacağımızı bilmiyoruz. Ama işte bu anda üniversite okumanın faydalı bir şey olduğunu anlıyor ve biletlerimizin barkodlu kısmını ıslanmasın diye katlayıp uygun bir şekilde saklıyoruz. Gömlek cebinde. Biliyoruz ki o kısım önemli ıslanmamalı. Maç saati yaklaşıyor, kapılar açılıyor ve insanlar ilk kez bu sistemden geçmeye başlıyor. Daha doğrusu başlayamıyor. Çünkü yurdum insanı o biletleri yağmurda ıslatmış! Turnikeler okumuyor. İzdiham izdiham üzerine. Eski maratonun duvar dibinde insanlar dizilmiş biletleri sallayıp üfleyip kurutmaya çalışıyorlar. Hem kurutuyorlar hem de zamanın başkanı Ali Şen’e sövüyorlar. ‘Biz bu maça giremeyelim de bak o zaman bu biletleri biiiiiiiiip’ şeklinde günün anlam ve önemine uygun cümleler sarfediyorlar. Biz ise kuru biletlerle, sırtı kuru karnı pek bir şekilde içeri giriyoruz. İçeride ilk ağzımdan çıkan ‘ulan sırf şunun için bile üniversite okunur’ oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ilerliyor, maç saati yaklaşıyor, Juventus 45dk önceden zemini ve tribünleri kontrol için tünelde beliriyor. O anda müthiş bir uğultu kopuyor. Bütün stad Juventus’a tezahürat yapıyor, Juventus’lu oyuncular şaşkın şaşkın tribünlere bakıyor. Bir süre sonra taraftarları alkışlıyorlar. Ama bu işte bir sorun çünkü tezahürat Juve lehine değil aleyhine. Tezahürat ne mi? Valla site kapanır diye korkuyorum ama zamanın tüm tribünleri tarafından ahenkle söylenen ‘ İ..e Juventus'a kafaaaam g......’ diyerek hep birlikte eğiliyor stad. Meğer Juventus’lu oyuncular kendi büyüklükleri önünde eğiliyoruz ve bunun için tezahürat yapıyoruz sanıp duygulanıp bizi alkışlamışlar. Ah bir bilseler ne dediğimizi halbuki. Sonrasında stadın ışıkları kesiliyor ve maytaplar eşliğinde Queen’den ‘We are the Champions’ şarkısı söyleniyor, herkes maçı içinde yaşıyor adeta. Tabi cümbüş şenlik, maytaplar derken maç başlıyor. Kalede Rüştü geride bir çırpıda ağızdan çıkan savunma İlker-Uche-Hogh-Erol, Tayfun-Kemalettin-Okocha-Bülent, Kostadinov ve Boliç ilk onbirdi yanılmıyorsam. Fena başlamamıştık maça Kostadinov’un net bir gol kaçırdığını hatırlıyorum. Ama Hogh’ün savunmadan çıkarken kaptırdığı top, Del Piero’nun Boksiç’e topu uzatması ve 22. dakikada güzel hayalin sona ermesi ve maçın kalanında sonucun değişmemesi ile 1-0 kaybediyoruz Juventus’a. Üzücü bir durum ama ben hayatında ilk kez şampiyonlar ligi maçı ve hem de Juventus’a karşı oynanmış bir maçın keyfi ile ayrılıyorum. Sanırım hayatımda ilk kez Fenerbahçe’nin bir mağlubiyeti beni üzmedi. Ama finalde Dordmund’a uzatmalarda 3-1 ile verilen maç beni daha çok üzdü. Yenildiğimiz takım şampiyon olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bunun rövanşı oldu. Hatırlayanlara Benhur, Tuncay ve Saffet Sancaklı ile Torino’ya galibiyete gidişimiz var ki ondan bahsedip bu güzel yazıyı mahvetmeyeyim.&lt;br /&gt;Buradan Ali Bora Baş arkadaşıma sevgilerimi gönderiyorum ama sabahın köründe kaldırdığım için söylenmelerini unutmuş da değilim hani.&lt;br /&gt;Kalın sağlıcakla&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8503899104570608651?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8503899104570608651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/universite-okumanin-faydalari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8503899104570608651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8503899104570608651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/universite-okumanin-faydalari.html' title='ÜNİVERSİTE OKUMANIN FAYDALARI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq86BMEjNTI/AAAAAAAAAL4/MH0kBIuufOM/s72-c/SDOC6826.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3260521201435477475</id><published>2009-09-13T23:38:00.006+03:00</published><updated>2009-09-14T01:11:21.519+03:00</updated><title type='text'>BURSASPOR:0 FENERBAHÇE:1</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq1q7PNiOuI/AAAAAAAAALg/0aRBT9CEOao/s1600-h/gol,.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381074695705737954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq1q7PNiOuI/AAAAAAAAALg/0aRBT9CEOao/s320/gol,.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe belki de sezonun en zor deplasmanından galibiyetle ayrıldı. Çok ihtişamlı bir oyun oynamadılar. Ancak nasıl oynanması gerekiyorsa o şekilde oynadılar. Milli maçtan yorgun çıkan Türkler ve G.Amerika'dan gelen 'jet-lag' etkisindeki Santos, Lugano faktörü, perşembe günü oynanacak önemli Twente maçına ve sezonun en formdası Emre'nin yokluğunu da eklersek oldukça ekonomik ancak Bursaspor'a nazaran yine de bir adım daha fazla mücadele ederek oyunu tamamladılar. İlk yirmi dakika olması beklenen sert ve baskılı Bursa oyununu savunmada alan daraltıp, bol yardımlaşmalı oyunla Bursa'ya pozisyon vermeden tamamladılar. Sonrasında oyunun kontrolüne eline aldılar ve maçı Fenerbahçe istediği gibi oynadı ve tamamladı. Maçı çok daha farklı kazanabilirdi ama özellikle Guiza ve Kazım'ın bencil oyunları buna izin vermedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daum sezon başında kafasından geçirdiği oyun planını her geçen gün daha iyi yerleştiriyor ve lige daha iyi ısınıp konsantre oluyor. Maç boyunca oyuna müdahaleleri ve oyuncu değişiklikleri çok yerindeydi. Ancak Guiza yerine Semih'in girmemesini yadırgadım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe'yi geçen sezondan ayıran en büyük özellik ciddiyet ve kendilerine olan saygıları. Henüz tam hazır olduklarını yada %100 kapasite ile oynadıklarını söylemek mümkün değil ama eldeki mevcut kapasiteyi yeşil sahaya dökmeye gayret ediyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381074876429290962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 202px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq1rFwdYzdI/AAAAAAAAALw/jE9nPQDALlg/s320/guiza.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sezon Fenerbahçe'nin en büyük eksiği ve Avrupa'da ilerlemesine mani olacak pozisyon sanırım golcü olacak. Guiza her ne kadar sezona iyi başlasa da (attığı goller olarak) goller harcinde takıma uyum sağlamakta hala zorluk çekiyor. Sezon başından beri girilen gol pozisyonu olarak G.Saray'dan fazla olunsa da verimlilik düşük. Daum'un Semih'i birinci golcü olarak düşünmediğini bildiğimize göre sanki devre arasında gidecek olan Carlos'un yerine bir sol bek değilde golcü alınsa daha faydalı olacak gibi. Çünkü elde Vederson ve Santos'un esas yerleri sol bek. Eldeki Deivid ve Uğur'da sol açık olabileceğine göre F.Bahçe'nin sol kanat sorunu yok. Devre arası ligi devam eden Brezilya'dan (alışkanlıkları bozmamak gerek) iyi bir golcüyü çok rahatlıkla getirebilirler. Vederson üzerinde duruldukça çok faydalı bir oyuncu kaldı ki milli takım için dahi düşünülebilir. F.Terim'in sol bek kıtlığı içinde dikkatine sunulur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mehmet Topuz oynadığı ilk maçta oldukça başarılıydı ve uzun periyot içinde çok faydası dokunacak bu belli. Hatta bazı maçlarda Cristian'ın yerine oynayarak yabancı kontenjanını rahatlatabilir. Bilica-Lugano ikilisinin devamı artık Topuz'un elinde. Daum'u zorlu kararlar bekliyor cidden.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maçın bir ilginç istatistiği ise F.Bahçe'nin bu maçtaki ve bu sezonki anlayışını da ortaya koyuyor aslında. Bursa takımının en az koşan oyuncu ile F.Bahçe takımının en çok koşanı neredeyse aynı değerde. Toplamda Bursa takımı 12 km daha fazla yol katetmiş (96km-84km). Topun koşması oyuncunun koşmasından daha efektif olduğu aşikar. Oyuncular bu istatistiği topu kazanmak için ve doğru noktada olmak için harcamalılar. Kalanı topu bilenler işi zaten ki öyle oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kazım için sezon başından beri yazdıklarımızın altına 'denden' koyarak devam ediyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sir Alex ise varlık sebebini bu maçla bir kez daha anlatmış oldu (Alex maçta F.Bahçe'nin en çok yol kateden 5. oyuncusuydu!). 1 sezon daha oynadıktan sonra Brezilya'ya dönecek olan Alex için şimdiden özlem duyabiliriz. Ülke Hagi ve Schumacher dahil böyle yetenekli bir oyuncu görmedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe için umutlarım artıyor. Her geçen gün takım savunması kuvvetleniyor. Bu Avrupa maçları için özellikle çok kıymetli. Rakibe pozisyon vermemek çok önemli (Bursa ilk pozisyonunu 90+3'de buldu ki pozisyon denirse ona) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hakemi eleştirme işin Erman Hoca'ya bırakalım ve O'nun özlü sözlerini dinleyelim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5381074799622676034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq1rBSVQ3kI/AAAAAAAAALo/Fb-uiXtN7OQ/s320/lugano.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Tabi ki Alex de Souza&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Guiza'nın Kazım'ın önüne bırkmayıp bencillik yaptığı an.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: F.Bahçe'li oyuncuların kızgınlıklarına gem vuramamaları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Alex'in sağ ayakla yaptığı gol vuruşu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Lugano'ya gösterdiği ilk sarı kart ve ardından gösteremediği ikinci sarı kart. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3260521201435477475?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3260521201435477475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/bursaspor2-fenerbahce2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3260521201435477475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3260521201435477475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/bursaspor2-fenerbahce2.html' title='BURSASPOR:0 FENERBAHÇE:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sq1q7PNiOuI/AAAAAAAAALg/0aRBT9CEOao/s72-c/gol,.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4965554850418610752</id><published>2009-09-12T00:09:00.002+03:00</published><updated>2009-09-12T00:12:30.182+03:00</updated><title type='text'>KUMA TAKIMLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sqq9D0flwzI/AAAAAAAAALY/Hf__bsU92d0/s1600-h/368600px-Sakaryaspor_Logosusvg.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380320578175877938" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sqq9D0flwzI/AAAAAAAAALY/Hf__bsU92d0/s320/368600px-Sakaryaspor_Logosusvg.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hepimizin tuttuğu bir takım vardır. Bir de tuttuğumuz takım haricinde bize sempatik gelenler. Her ülkede ayrı ayrı sevdiklerimiz ya da. İlk takımları niye tuttuğumuzu bilmeyiz. Doğuştan, babadan, o dönem öyleydi, arkadaşımdan vs gibi kendimize dahi açıklayamadığı sebeplerimiz olur. Ya ikinci takımlar? Hepsinin bir hikayesi vardır. Bende benzer sempati Sakaryaspor ve Juventus’a karşı var. Birisi Fenerbahçe’deki Sakaryalılardan diğeri ise Paolo Rossi’den dolayı. Sizin kuma takımlarınız hikayeleri neler acaba? &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4965554850418610752?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4965554850418610752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/kuma-takimlar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4965554850418610752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4965554850418610752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/kuma-takimlar.html' title='KUMA TAKIMLAR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sqq9D0flwzI/AAAAAAAAALY/Hf__bsU92d0/s72-c/368600px-Sakaryaspor_Logosusvg.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5003878836171689859</id><published>2009-09-11T00:30:00.002+03:00</published><updated>2009-09-11T00:34:35.044+03:00</updated><title type='text'>YETENEKLERİ GELİŞTİRMEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqlwUIDCkdI/AAAAAAAAALI/9yArWv-Sn7o/s1600-h/gokhan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379954720930697682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 284px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqlwUIDCkdI/AAAAAAAAALI/9yArWv-Sn7o/s320/gokhan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Günümüz futbolu kabuk değiştirdikçe eskiye oranla daha az yıldız oyuncu çıkar oldu klasik anlamda. Daha ağırlıklı olarak takım oyununa yatkın, mücadele gücü yüksek ve oyun disiplinine uyan oyuncuları takımlar tercih etmekte (R.Madrid hariç). Takımlar kendi yıldızlarını kendi içlerinde yaratmayı tercih ediyorlar. Ancak bu şartlarda bile bu oyuncular yeteneklerinden resitaller verebiliyorlar. Bir de ülkemizdeki duruma bakalım. Son yıllarda kaç tane yıldız diyebileceğimiz oyuncu çıktı ve neler yapıyorlar. Son 10 yılda kimler çıktı diye hafızamı zorluyorum biraz gerçekten zorlanıyorum. Tuncay Şanlı, Nihat Kahveci, Emre Belözoğlu ilk aklıma gelenler ama beni tatmin etmiyor. Son dönemde ise Arda Turan ve Gökhan Gönül umudumuz. İkiside gerçekten birer değer ancak sahada yaptıkları bazen gerçekten çalışmadıklarını gösteriyor gibime geliyor. Hiç unutmuyorum yıllar evvel Futbol Mundial programında Alan Shearer’a bir soru soruldu. Ceza sahası içinde bu kadar ince ve nokta vuruş yeteneğinizi neye borçlusunuz? Cevap çok mütevazı ama efektif ‘Bir sandalyeyi karşıma koyuyorum ve saatlerce değişik uzaklıklardan topu sandalyenin bacakları arasından geçirmeye çalışıyorum’ Yani 22cm çaplı futbol topunu yaklaşık 40cm’lik bir yerden geçirmeye çalışıyor. Çok basit bir iş değil, Shearer için hariç. Alan Shearer müthiş yetenekleri olan yada süratli bir oyuncu değildi. Ancak elindeki mevcut silahlarını çok iyi kullanabilen bir oyuncuydu. Her yerini geliştirmek yerine mevcut kuvvetli yönlerinin üzerine giden birisiydi ki söylemleri ve sahadaki uygulamaları bunu doğruluyordu. Peki bizim oyuncularımız neler yapar acaba. Gözüm doğal olarak Gökhan Gönül’de. Bir bek için olması gerekenlerin hepsi var gibi. Ama önemli bir özellik hariç özellikle çizgiye inen bir bek olarak. Orta demek istemiyorum adrese teslim pas diyelim. Bu özellik de çalışmakla geliştirilebilecek bir özellik ama 2 yıldır bir adım ilerlediğini görmedim. Gökhan bir maçta 10 civarında ceza sahası içine top gönderiyor. Toplar o kadar yumuşak gidiyor ki bunların pek çoğu ne kafa vurulacak ne de ayakla duvar olup kaleye gidecek toplar. Savunmanın en zayıf olduğu diz mesafesinde ve arkaya atılan kavisli sert toplar ya da kafa hizasının bir karış üzerine atılacak sert toplar. Gökhan bu topları şimdilik sadece ceza sahasına şandelliyor. Aynı anda R.Carlos yada H.Kewell’in ceza sahası içine gönderdiklerine bakın ve ne demek istediğimi anlayın (Bosna maçında yaptıkları bu tezimi doğrular nitelikte). Sadece süratle ceza sahasına girdiğinde yerden kontra topları tehlike yaratıyor. Bu özellik çalışmakla giderilecek bir özellik ancak Gökhan bunu antrenmanlarda sanki sıkı çalışmıyor. Ayağına bu kadar hakim, sert şut çekebilen bir adamın yapamayacağı bir iş değil. Ya destek ayağında yada vuruş tekniğinde bir hata yapıyor. Bu konuda Gökhan’ın desteğe ihtiyacı var. Carlos en iyi öğretmen olabilir. Çünkü Gökhan mevcut özelliklerine bunu da katarsa Avrupa’nın en iyi beki olmaması için hiçbir neden kalmıyor ve Gökhan bunu başarmış olarak görmek de bizim en büyük hakkımız. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5003878836171689859?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5003878836171689859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/yetenekleri-gelistirmek.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5003878836171689859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5003878836171689859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/yetenekleri-gelistirmek.html' title='YETENEKLERİ GELİŞTİRMEK'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqlwUIDCkdI/AAAAAAAAALI/9yArWv-Sn7o/s72-c/gokhan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4367043896450964108</id><published>2009-09-09T21:02:00.007+03:00</published><updated>2009-09-09T23:23:21.317+03:00</updated><title type='text'>BOSNA HERSEK:1 TÜRKİYE:1</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgL9VJylbI/AAAAAAAAAKo/8jmRLF7RpmQ/s1600-h/terim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379562903172191666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgL9VJylbI/AAAAAAAAAKo/8jmRLF7RpmQ/s320/terim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Takımda Ceyhun'u görmek beni her ne kadar şaşırttıysa da dirençli bir orta saha düşündü Terim diye aklımdan geçirdim. Terim'in zaten önemli maçlar öncesinde bu tarz sürprizleri vardır. Ama Arda'nın solda Semih-Tuncay'a uzak kalacak olması hücum gücünü etkileyecekti. Onun dışında tek değişiklik Sercan-Semih değişikliğiydi. Mücadele gücü ve teknik kapasitesi yüksek bir takım (semih-önder hariç) görüntüsü vardı kağıt üzerinde. Semih tek forvet olarak ilerde Tuncay ise Semih'e yakın forvet arkası gibi oynuyordu. Arda solda Hamit sağda eski görevlerine dönmüşlerdi!&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379563039682406530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgMFRsXKII/AAAAAAAAAKw/66qs_aOG0C0/s320/emre+gol.jpg" border="0" /&gt; Maç başladığında Emre ile gelen bir pozisyon ve ardından Emre'nin golü zamanlama olarak çok iyiydi. Ancak maç da attığımız golle bizim için bitmiş oldu zira devrenin kalan 40 dakikasını futbol değil 'tepik' oynarak geçirdik adeta. Hakemin gereksiz yarattığı faule Emre'de yediği sarı kartla destek oldu ve izlenmesi ıstıraba dönüşen bir ilk yarı izledik. Sonrasında ise mıknatısın kuzey ve güney kutuplarının birbirini itmesi gibi takım ikiye ayrıldı ve her iki kutup da birbirinin yalnız başlarına neler yapabileceğini izledi durdu. Emre haricinde bu iki kutbu birbirine yaklaştırmaya çalışan olmadı. Ceyhun'da Emre'ye yardım etmek bir yana gereksiz top kayıpları ile sürekli kontra yememize sebep oldu. Bu durumda Servet-Önder ikilisi sürekli olarak Bosnalı oyuncularla göğüs göğüse çarpışmaya mahkum edildi. Bu şartlar altında hataya zorlandılar ve ikisi de birer adet ölümcül hata yaptılar. Ve Terim buna yandan seyirci kaldı. Portekizli hakem de Terim'in maçı zemine sıfırdan iyi göremediğini düşünmüş olacak ki sahaya daha hakim bir noktadan maçı izleyip yorumlamasına izin verdi! Tabi bu anda geçen hafta oynanan Manu-Arsenal maçında Wenger'in tribüne Manu seyircilerinin arasına gidişini gözümün önüne getirdim. Bir Terim'e baktım bir de Wenger'e. Neden o Wenger neden bizimki Terim fotoğraf gayet net.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim anlayamadığım nokta ise takım bu kadar geride baskı yerken ve geriden top çıkartmaya çalışırken ne Tuncay ne Hamit ne de Arda yardımcı oldular, Emre'ye yaklaşmayı aklıllarından bile geçirmediler ve Terim'de bunu yandan sürekli izledi. Semih ve Semih'in özellikleri de bu şartlar altında sahada hiç görünmedi. Hakan Balta ise ülkede sol bek olmadığından dolayı orada oynuyor sanırım. Bir ülke düşünün ki sınırları içinde ne yerli ne de yabancı sol bek var (Çok bilen medya Carlos'u da eleştirilerle yedi bitirdi zaten onu da saymıyorum). &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379563788266311842" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 226px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgMw2YrEKI/AAAAAAAAAK4/PlwPKRjJi08/s320/terim+2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Senin elinde Arda gibi bir oyuncu varsa onu sola hapsedemezsin (maçın son 15 dakikasındaki Arda'nın neler yapabileceğini gördük). Arda'yı oraya hapsettiğin anda Semih'i de imha etmiş oluyorsun. Netekim ikinci yarıda bu hatasını gören Terim (hakem Terim'i yukarı göndermekle doğruyu yapmış demek ki!) Sercan'ı oyuna aldı ve Arda'yı Semih-Sercan ikilisinin arkasına yerleştirdi. 45-60 arası bu değişiklik sonuç verecek gibi görünsede rüzgar kısa sürdü. Ve ne yazık ki takımın forveti Semih ilk şutunu 70. dakikada atabildi. Takım savunması olmadığından Önder'in oyundan alınıp Ceyhun'un bu alana çekilmesi de işe yaramadı. Yaramadığı gibi Emre'ye daha da fazla yük bindi ve orta sahası olmayan bir takım oluştu. Sonlara doğru girilen pozisyonlar artık taktik eseri değil oyuncuların kendi refleksleri sonucu oluştu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Volkan için ayrı cümleler sarfetmek lazım. Milli Takım'ın olası bir mağlubiyetini tek başına önledi ve takımın en iyisi, maça en konsantre oyuncusu olarak göze çarptı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık oluşan tabloyu şansla yada başka bir şeyle açıklayabilir miyiz bilmiyorum ama Terim bunu nasıl açıklayacak merak ediyorum. Zira artık açıklanacak hiçbir durum yok ortada. Bu kolay grupta Bosna deplasmanına hayat memat maçına çıkıyorsak, Estonya'ya Bosna'ya Belçika'ya puanları dağıtıyorsak diyecek bir şey de kalmıyor geriye. Artık kalan iki maçı kazanıp Bosna'nın kalan 2 maçtan 1 puan almasını bekleyeceğiz ki geçiniz efendim geçiniz. Fatih Terim'e de Hıfzı Topuz'un kitabını okumak düşer sanırım bol bol boş zamanı olacak sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379564364876170274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgNSabLRCI/AAAAAAAAALA/bM16LnnlKGc/s320/elveda%2520afrika.jpg" border="0" /&gt; &lt;div&gt;Ne yazık ki Güney Afrika'daki kupayı bizden mahrum bırakan ve yine bizi Brezilya'yı, Arjantin'i İtlaya'yı tutmak zorunda bırakacak olan Terim'e teşekkürlerimizi sunmalıyız sanırım. En azından tutacağımız takımların kupayı alma ihtmalleri var deyip bununla avunacağız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;NOT: Maçı anlatan spikerde nefisti yani. Bir milli takım oyuncularının isimleri sürekli yanlış söylenir mi? İnsan biraz hazırlanır maça&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4367043896450964108?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4367043896450964108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/bosna-hersek1-turkiye1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4367043896450964108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4367043896450964108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/bosna-hersek1-turkiye1.html' title='BOSNA HERSEK:1 TÜRKİYE:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqgL9VJylbI/AAAAAAAAAKo/8jmRLF7RpmQ/s72-c/terim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4098800726592534158</id><published>2009-09-08T23:19:00.004+03:00</published><updated>2009-09-09T00:14:45.594+03:00</updated><title type='text'>IFFHS</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqbIknMD3dI/AAAAAAAAAKY/UwK2c0rNhRA/s1600-h/7_241753_IFFHS570_414_232.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379207336261049810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqbIknMD3dI/AAAAAAAAAKY/UwK2c0rNhRA/s320/7_241753_IFFHS570_414_232.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir yazı sonrasında yapılan yorum ve bir talep oldu. Ben de bu konuda aydınlatayım istedim ilgilileri. Nedir merak edilen? Ara ara hortalayan dünya kulüpler sıralaması. Hani şu adını bir türlü telaffuz edemediğimiz IFFHS. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;I&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;nternational &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;F&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;ederetion of &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;F&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;ootball &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;H&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;istory &amp;amp; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;S&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;tatistics, yani Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistik Federasyonu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;27 Mart 1984'de Alman Dr.Alfredo Pöge tarafından kuruldu. Amacı ise dünya futbolundaki gelişmeleri kronolojik olarak tutmak ve istatistikleri yayınlamaktı. FIFA tarafından tanınan bir kuruluştur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379207424547208498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 223px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqbIpwFHvTI/AAAAAAAAAKg/fViBYfPVBV4/s320/P%C3%96GE.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bizim konumuz ise bu sıralamanın nasıl oluştuğu ve inanırlığı üzerine. 2007 yılında kurulun bir araya gelerek verdiği kararar sonunda puan hesaplaması aşağıdaki gibi olmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;UEFA Şampiyonlar Ligi: 14 - 7 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet&lt;/div&gt;&lt;div&gt;UEFA Avrupa Ligi: 12 - 6 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Libertadores Kupası: 14 - 7 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güney Ameria Kupası: 12 - 6 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CAF Şampiyonlar Ligi: 9 - 4.5 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CAF Kupası: 7 - 3.5 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;AFC Şampiyonlar Ligi: 9 - 4.5 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;AFC Kupası: 7 - 3.5 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;CONCACAF Şampiyonlar Ligi: 9 - 4.5 - 0 puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;FIFA Kulüler Kupası: 14 - 7 - 0 (finaller: 21 - 10,5 - 0) puan galibiyet-beraberlik ve mağlubiyet &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunlar uluslararası turnuvalardaki hesap. Yerel Lig ve Kupalardaki puanlama sistemi ise her ligin kalitesine göre 4 grupta toplanmış. Bu grupların katsayaıları farklı. 1. grup ülkelerde galibiyet 4, beraberlik 2, 2. grup ülkelerde galibiyet 3 beraberlik 1.5. Diğer gruplarda benzer azalmalarla devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yerel Kupalarda ise son 16, çeyrek, yarı final ve final maçları göz önüne alınıyor. Uzatmalar, penaltılar göz önüne alınıyor. Toplanan puanlar maç sayısına bölünüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;FIFA tarafından tanınmayan lig yada organizasyonlarda kazanılan maçlar listede göz önüne alınmıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabi biz kalkıp tek tek bu puan hesabını tutamayız. Ancak yapılan tabi ki istatistik. Ancak güvenilirliği ne kadar gerçekçi onu tartışmak gerekir. Yıllık değerlendirme açıkçası beni çok fazla ikna etmiyor. Aşağıda bu yılın tablosu yer alıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iffhs.de/?10f42e00fa2d17f73702fa3016e23c17f7370eff3702bb1c2bbb6f28f53512"&gt;http://www.iffhs.de/?10f42e00fa2d17f73702fa3016e23c17f7370eff3702bb1c2bbb6f28f53512&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak toplam değerlendirme bir şeyler anlatıyor aslında. Yİne de toplam değerlendirme içinde bazı doğruları barındıryor va daha güvenilir duruyor. Aşağıdaki linktede 1991'den bu yana yapılan puanlama sonucunda 18 yıllık bir tablo var. G.Saray 41., F.Bahçe 79., BJK 87., Trabzon 186. sırada kendilerine yer buldular. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diğerleri ise incelemeye değer. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iffhs.de/?3d4d443d0b803e8b40384c00205fdcdc3bfcdc0aec70aeedbe1a"&gt;http://www.iffhs.de/?3d4d443d0b803e8b40384c00205fdcdc3bfcdc0aec70aeedbe1a&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında tarihin en iyi hakemleri sıralamasında (1987-2007 arası) ilk 10&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Pierluigi Collina,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Markus Merk&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Peter Mikkelsen&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Kim Milton Nielsen&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sandor Puhl&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6. Anders Frisk&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7. Lubos Michel&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pierluigi Pairetto&lt;/div&gt;&lt;div&gt;9. Michel Vautrot&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10. Urs Meier&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu listede faal hakemlik yapan yok. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2008 yılında en iyi Milli Takım Teknik direktörü sıralamasında &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Luis Aragones&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Guus Hiddink&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Fatih Terim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Daniel Batista&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Joachim Löw&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Daniel Batista hariç kalanı Türkiye'de görev yaptı, 4'ün 3'ü F.Bahçe'de çalıştı ve hepsinin kuyruğuna teneke bağlanarak gönderildi. Ne ilginç değil mi!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1996-2008 arasında DÜnyadaki Teknik direktör sıralaması ise:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1. Sir Alex Ferguson&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Marcelo Lippi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Arsene Wenger&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Guus Hiddink&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Sven-Goran Erikson&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fatih Terim 31., Şenol Güneş ise 54. sırada yer bulan Türk hocalar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunların haricinde siteyi incelerseniz başka kriterler de değerlendirilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım bazı meraklar giderilmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.iffhs.de/?3d4d443d0b803e8b40384c00205fdcdc3bfcdc0aec70aeedbe1a"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4098800726592534158?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4098800726592534158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/iffhs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4098800726592534158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4098800726592534158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/iffhs.html' title='IFFHS'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqbIknMD3dI/AAAAAAAAAKY/UwK2c0rNhRA/s72-c/7_241753_IFFHS570_414_232.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-9067352142572429450</id><published>2009-09-08T12:16:00.004+03:00</published><updated>2009-09-08T13:40:40.606+03:00</updated><title type='text'>AVANTAJ KİMDE</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqY0kPiFLQI/AAAAAAAAAKQ/VNalj429dBI/s1600-h/Fikstur_Sali_gunu_cekiliyor.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379044602190048514" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqY0kPiFLQI/AAAAAAAAAKQ/VNalj429dBI/s320/Fikstur_Sali_gunu_cekiliyor.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Takımların Avrupa fikstürünü inceledik. Şimdi de lig fikstürlerini inceleyelim biraz da. Kim avantajlı kim değil. Hava şartları etkiler mi vs.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İklim:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe, Diyarbakır, G.Antep, Kayseri gibi kışın saha ve hava şartları ağır takımlarla daha Kasım başına kadar oynayıp tamamlıyor. Sadece Sivas ile Ocak sonu oynayacak.&lt;br /&gt;G.Saray ise Kasım'da Diyarbakır, Şubat'ta Kayseri deplasmanına, Beşiktaş'ta Kasım'da Sivas, Şubat'ta G.Antep ve Kayseri'ye konuk olacak. Hava şartlarını bilemeyiz ama ihtimalin yüksek olduğu haftalar. Daha fazla ayağa top yapan bir takım olduğundan dolayı F.Bahçe biraz daha avantajlı görünüyor iklim konusunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Derbiler:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ilk yarıda G.Saray (10.h) ile içeride Beşiktaş(13.h) ile dışarıda oynarken ikinci yarı deplasmana çıkıyor. Son iki sezondan farklı olarak da Trabzon ile içeride oynayıp kapatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray ise Beşiktaş ile içeride (5.h) F.Bahçe ile dışarıda (10.h) oynayıp sezonu G.Birliği deplasmanı ile kapatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş G.Saray ile dışarıda (5.h), Fenerbahçe ile içeride (13.h) oynayıp Bursa deplasmanı ile sezonu bitiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derbilerde bir artı-eksi durumu yok görünüyor ancak son maçlara kalması halinde rakiplerin son haftaya girerkenki durumları ayırt edici olacak gibi. Gidişat her ne olursa olsun Beşiktaş'ın son maçının daha zorlu olacağını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Avrupa maçları ile çakışma:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. grup maçları öncesinde G.Saray-Beşiktaş maçı var. (3 büyük takımında hafta içi maçı var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. grup maçı öncesinde G.Saray-Trabzon ve hemen ardında Fenerbahçe-Galatasaray derbisi var. Bu dönem (17-25 Ekim) G.Saray için oldukça zorlu geçeceğe benziyor. (3 büyük takımında hafta içi maçı var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. grup maçları sonrasında Trabzon-Beşiktaş maçı yer alıyor. (3 büyük takımında hafta içi maçı var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. grup maçı öncesi Beşiktaş-F.Bahçe maçı var ama maçın ardında sadece Beşiktaş'ın Avrupa maçı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. grup maçı öncesi Trabzon-F.Bahçe maçı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki duruma bakınca derbiler ve Avrupa maçları arasında Beşiktaş’ın daha fazla yıpranma ihtimali olduğunu görüyoruz. F.Bahçe ise bu konuda en avantajı görünüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;NOT: Daha detaylısı aşağıdaki postlarda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Son 10 hafta:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe: 2 derbinin sıkıştığı son 10 haftada F.Bahçe G.Birliği, Ankaraspor ve Ankaragücü deplasmanları hariç İstanbul'da (İstanbul'daki maçın biri A.S.Yen'de). Deplasman yorgunluğu, dinlenme, kamp yapma açısından avantajlı bir fikstür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray: 5' içeride 5'i dışarıda maçları var. Trabzon(D), F.Bahçe ve Sivas(D) ile üst üste oynayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş: 6 deplasman ve 4 iç saha maçı var. G.Saray gibi son 5 hafta Trabzon, F.Bahçe (D) ve Sivas ile oynuyor. Son maçı Bursa'da. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Genel değerlendirmede Fenerbahçe tüm yıl fükstüründe en avantajlı, Beşiktaş ise dezavantajlı görünüyor. Ancak takımların form durumalrı bu avantajı yada deazavantajı belirleyecek. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-9067352142572429450?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/9067352142572429450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/avantaj-kimde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/9067352142572429450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/9067352142572429450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/avantaj-kimde.html' title='AVANTAJ KİMDE'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqY0kPiFLQI/AAAAAAAAAKQ/VNalj429dBI/s72-c/Fikstur_Sali_gunu_cekiliyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-9209006500536077012</id><published>2009-09-07T14:03:00.004+03:00</published><updated>2009-09-07T14:16:31.931+03:00</updated><title type='text'>TAKIM SEVGİSİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTq8nzUPcI/AAAAAAAAAKI/Gyx-inA20ng/s1600-h/liverpool.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378682182184484290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTq8nzUPcI/AAAAAAAAAKI/Gyx-inA20ng/s320/liverpool.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzunca yıllar evvel bir yazı okumuştum. Şimdi ne yazarını hatırlıyorum ne de yazıda konusu geçen yazarı. Çok da araştırdım ama bir türlü ulaşamadım ismine. Ama yazı harf harf aklımda. Konu İngiltere'de Times gazetesine yazan ünlü bir ekonomist ile ilgili. Bu yazar sağlam bir Liverpool taraftarı. Ve bir gün bu yazara diyorlarki gel Liverpool hakkında yaz. Adam da ben ekonomistim bu konu beni aşar, bilenlere bırakalım dese de bir şekilde ikna ediyorlar. Yazının tamamını değil ama can alıcını kısmını aktarıyorum. Kimilerine biraz iddialı gelecek hatta kızacak ama burada irdelenmesi gereken sadece adamın takım sevigisinin düzeyi ve tarifi olmalı. Liverpool sevigisini şu cümlelerle anlatıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Bir gün küçük kızım yanıma geldi ve bana; Baba Liverpool'u mu çok seviyorsun yoksa beni mi diye sordu. Hafif bir duraksama sonrasına tabi ki seni seviyorum kızım bu da sorulur mu diye cevapladım. Ama nereden bilebilirdi ki kızım 10 Liverpool ise 35 yıldır benim hayatımda."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-9209006500536077012?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/9209006500536077012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/takim-sevgisi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/9209006500536077012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/9209006500536077012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/takim-sevgisi.html' title='TAKIM SEVGİSİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTq8nzUPcI/AAAAAAAAAKI/Gyx-inA20ng/s72-c/liverpool.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2627019916633131419</id><published>2009-09-07T13:39:00.002+03:00</published><updated>2009-09-07T13:57:21.260+03:00</updated><title type='text'>AZ ONDAN BİR TUTAM ŞUNDAN</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTm-tof3yI/AAAAAAAAAKA/HCSsIyShd1I/s1600-h/rijkaard%204.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378677820062949154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTm-tof3yI/AAAAAAAAAKA/HCSsIyShd1I/s320/rijkaard%25204.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta Tam Saha'da Rijkaard'ın röportajını okudum ardından Estonya maçını izledim. Rijkaard'ın tespitleri ne kadar muhteşem değil mi. Türk futbolu bu kadar güzel anlatılabilirdi cidden. Maç içindeki takımların gelgitleri, bir maç muhteşem oynayıp diğer maçta saç baş yoldurmaları. En inanılmaz maçları kazanıp olmadık maçlarda çimlere gömülmeleri. Her yazar ve taraftar kendince tekik taktik yorumlar yaptı. Ama hiç kimse Rijkaard gibi yalın ve arka planıyla ortaya koyamadı durumu. Bu konuda baktım bugün diğer yazarlarda yazılar yazmış tesdüf gibi. Ancak demek ki doğruyu görebiliyoruz ancak çözüm bulma ve önlem alma konularında sıkıntılarımız var. Bu iş tabi ki bugünden yarına çözülebilecek bir konu değil. Biraz sabır ama bu sabır içinde doğru insanlar (Rijkaard, Daum, Aykut Kocaman gibi), doğru yöntemler ve mental değişim gerekli. Üzerinde ciddi çalışmalar lazım takımların. Bunun yanında o oyuncuların doğalarını ve DNA'Larını bozmadan bunu yapmak lazım ki mevcut yeteneklerin ide kaybetmeden birşeyler verebilsinler. Ve en önemlisi artık bu teknik adamlarla uzun çalışma periyotları yakalanmalı. Başarı gelmediği için bu adamları 1 yıl sonra kapının önüne koymanın hiçbir anlamı yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Büyük oyuncular kaliteli teknik adamlarda daha büyük değillerdir. Onlar tek başlarına başaramayabilirler ama büyük teknik adam takımı onsuz oynatabilecek çözümü daima bulur"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Aslında her şeyden biraz var Türk futbolunda. Ama hiçbir şey tam yok. Bu işli hem orlaştırıyor hem de komplike hale getiriyor. Daha çok tepkisel bir oyununuz var. Karşı takıma göre taktikler belirleniyor. Kalite, güç aslında üç aşağı, beş yukarı aynı. Ama Türkiye’yi farklı&lt;br /&gt;kılan şey biraz da şu işler kötü gittiğinde bir anda oyun mantalitesi kaybolabiliyor. Yürekten oynayan oyuncu sayınız çok. Ama bu bazen aklı devre dışı bırakıyor. Herkes kendi başına maçı çevirmeye kalkıyor. O zaman da bütünlük kayboluyor. Türk futbol kimliğini tanımlasak esinlikle yetenek var deriz, ruh var deriz, mücadele var deriz. Ama hepsi bir anda ortaya çıkabiliyor. Bir anda herkesi defansta, sonra bir anda herkesi hücumda görebiliyorsunuz. Bu&lt;br /&gt;biraz dağınıklık yaratıyor. Takım oyununda asıl olan dengeli olabilmektir. Ne olursa olsun&lt;br /&gt;pozisyon alışınız, soğukkanlılığınızı kaybetmemeniz gerekiyor. Sanki bu konuda bir eksiklik var gibi. Coşku konusunda hiçbir sıkıntı yok, ama bazen o coşku bozucu bir etki de yarabiliyor."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;RIJKAARD RÖPORTAJINDAN ALINTI, TAM SAHA DERGİSİ, EYLÜL 2009&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2627019916633131419?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2627019916633131419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/az-ondan-bir-tutam-sundan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2627019916633131419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2627019916633131419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/az-ondan-bir-tutam-sundan.html' title='AZ ONDAN BİR TUTAM ŞUNDAN'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqTm-tof3yI/AAAAAAAAAKA/HCSsIyShd1I/s72-c/rijkaard%25204.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5166163024974017419</id><published>2009-09-06T23:21:00.004+03:00</published><updated>2009-09-06T23:25:50.546+03:00</updated><title type='text'>HATIRLADINIZ MI?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bugün biraz geçmişe gidelim. Yani en azından benim hatırlayabildiğim geçmişe. Bazı yabancılar vardı ki kıymeti pek anlaşılamayan ancak gittiklerinden sonra kafalara dank eden. Ya da kuyruklarına teneke bağlayarak gönderilenler. Şimdi bu isimlerin unutulmaya yüz tutanlarını hatırladıkça herkesin yüzüde hafif bir tebessüm oluşacak ve yıllarca gerilere gidilecek. Fenerbahçe sonrası yaptıklarını biraz araştırdım ve onları nasıl hatırladıklarımı yazdım. Bakalım sizler nasıl hatırlıyormuşunuz bu oyuncuları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fadıl Vokri: 1990-1992 yılları arasında Fenerbahçe’de oynayan Arnavut oyuncu hızlı bir golcü olmamasına rağmen topu çok iyi saklayan ve son vuruşları iyi olan bir oyuncuydu. İlk geldiği yıl TSYD maçında 5-2’lik GS maçında 2 gol birden atarak benim hafızamda yer edinmişti. Vokri şu anda Kosova Fubol Federasyonu Başkanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dzoni Novak: 92-93 yılını Fenerbahçe’de geçirdi Sloven oyuncu. Kısa boyu, göbeği ama sürati ve top tekniği ile sivrilmişti. Sol bek mevkiinde oynayıp bir çok asistin altında adı geçmişti. Ancak kabus yılların oyuncusu olduğundan ömrü uzun olmadı. FB’den sonra ülkesinde Olimpia, ardından Fransa’da Le Havre, Sedan ve Almanya’da Unteraching’de forma giydi. 2002-2003 yılında Olimpiakos ile şampiyonluk yaşayıp futbola 34 yaşında veda etti. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378452636615891346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqQaLT7A2ZI/AAAAAAAAAJo/sxjaqYRbIrI/s400/brian_steen_nielsen_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Brian Steen Nielsen: 1993-1995 arasında 2 yıl forma giydi. Sürati, sert şutları, mücadeleci, hırslı kişiliği ve yumruk şovuyla ile taraftarın sevgilisi oldu. FB’Den sonra Japonya’nın Urawa Red Diamond’s takımında forma giydi. Daha sonra ülkesine dönüp 2004 yılında Aarus’da futbolu bıraktı. Şu anda aynı kulübün sportif direktörlüğünü yürütüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerson Candido de Paula: 1991-1993 yılları arasında orta saha oyuncusu olarak Bari’den geldi. Yere sağlam basan, mücadeleci, top tekniği iyi olan bir orta saha oyuncusuydu. Özellikle Tanju ile yaptıkları gol sevinçleri mahalle ve okul maçlarındaki gol sevinçlerine örnek teşkil etmiştir. FB sonrasında İtalya ve Brezilya serüveni sonunda Atletico Paranaense’de futbol hayatını noktaladı.&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378452820234053346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqQaV_8_puI/AAAAAAAAAJw/zLt07-m3VeY/s400/frank_pingel_1994.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Frank Pingel: Erol User’in yöneticiliğinde ‘Bombayı patlattık mı?’ diye bir avuç taraftara bağırarak lanse ettiği Bursaspor’dan transfer edilen Danimarka’lı golcü. TSYD maçında Kuzmanovski’nin rüzgar yapması sonucu dizinin dönmesiyle FB kariyeri bitti. Güçlü fiziği!!! ve sert şutlarını gösteremeden sahneden çekildi. Fransa’da futbol kariyerini noktaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robert Enke: Fenerbahçe macerası Pingel’den de kısa süren Alman kaleci 2003’de İlk çıktığı maçta İstanbulspor’dan daha doğrusu Balili ve Yordanov’dan facia 3 gol yiyerek Saraçoğlu’nun başına yıkılmasını sağladı. Barcelona’da yedeklik sonrası, Tenrife macerası ve Hannover96’ya dönüş. 2007’de Almanya’da yılın kalecisi seçiliş. Halen takımın kaptanlığını yapmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milan Rapaiç: Muhteşem sol ayağı ve efendiliği ile taraftarın gönlünde tartışmasız taht kuran bir Hırvattı. 2002’de Saraçoğlu’nda 3-0 geriden gelip ve 4-3 kazanılan G.Antep maçında muhteşem bir 4. gol atarak hafızalara adını kazıttı. Her gittiği yerde sevilen oyuncu FB’nin ardından Hajduk Split, Ancona, S.Liege formalarını giydi. 36 yaşındaki oyuncu halen ülkesinde Trogir takımının formasını giymekte. Bugün geri gelse Carlos etkisi yapabilir. Hala taraftarın “Rap Rap Rapaiç”idir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dimas Teixeira: 1999’da gelip 1 sezon sol bek olarak görev yaptı. Portekiz milli takımının değişmeziydi o dönemde. Standart Liege, Sporting ardından 2002’de Marsilya’da kariyerine son verdi. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378452946497029026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqQadWUbw6I/AAAAAAAAAJ4/XfcdYLeVuhA/s400/jes+hogh.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jes Hogh: Danimarkalı oyuncu her kuzeyli gibi ciddi, işine bağlı bir oyuncu olarak sivrildi. Meşhur İlker-Uche-Hogh-Erol dörtlüsünü toparlayan adamdı. Ardından hep bir Hogh arattı bizlere. 4 yıllık Fenerbahçe kariyeri sonunda Chelsea’ye transfer oldu. Bileğindeki sakatlık sebebiyle 2001’de Chelsea’de futbolu bıraktı. 2007 yılında otel odasında eşiyle telefonla görüşürken beyin kanaması geçirdi. Sağ tarafına felç geldi ve konuşma yetisini kaybetti. Halen tedavisi devam ediyor. İyi olduğuna dair rivayetler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viorel Moldovan: “Baliç taç çizgisine yakın yerden serbest vuruş kullanıyor. Orta geldi, Moldovan vurdu kafayı ve top ağlarda goool!” Moldovan hep böyle hatırlanacak sanırım. Çok iyi bir nokta golcüsü olmasına rağmen Avrupa’nın önde gelen takımlarında oynayamadı. Daha sonra 4 yıl Nantes forması giydi. İsviçre’de Servette ve ardından ülkeye geri dönüş. 2007 yılında Rapid Bükreş formasıyla futbolu bıraktı. 1.5 yıllık antrenörlük hayatı var henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında yokmuydu oyuncular hatırlanacak olmaz mı! Wagenhaus, Suleyman Oulare, Sergio, Hotiç. Siz bunları nasıl hatırladınız? &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5166163024974017419?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5166163024974017419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hatirladiniz-mi.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5166163024974017419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5166163024974017419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hatirladiniz-mi.html' title='HATIRLADINIZ MI?'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqQaLT7A2ZI/AAAAAAAAAJo/sxjaqYRbIrI/s72-c/brian_steen_nielsen_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3693852125058698097</id><published>2009-09-04T00:45:00.007+03:00</published><updated>2009-09-04T08:54:15.714+03:00</updated><title type='text'>HINCAL'DAN MASALLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqA5GQ_9U0I/AAAAAAAAAJY/R4fh5oxE0O8/s1600-h/ofsayt.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377360734885598018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 285px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqA5GQ_9U0I/AAAAAAAAAJY/R4fh5oxE0O8/s400/ofsayt.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bu yazıyı F.Bahçe'nin haklarını korumak için değil kuralları anlatmak, bazı ithamları çürütmek ve körü körüne yazılara inanmayı engellemek için yazdım. Bizim çok bilen yazarımız Hıncal Uluç son yazısında F.Bahçe'nin Manisa'ya son dakikada attığı golün ofsayt olduğunu, Manisaspor'un bariz penaltısının ve golünün verilmediğini yazmış. Şimdi bir bakalım gerçekten böyle mi?&lt;br /&gt;Önce gol pozisyonuna bakalım. Yukarıda bir şema var. FIFA'nın 2009-2010 için yayınladığı oyunun kuralları kitapçığı. 11. kural ofsayt, sayfa 103 ne diyor: Ofsayt pozisyonundaki A oyuncusu atılan topa doğru koşar, ofsayt olmayan B oyuncusu da topa koşar. A oyuncusu topa dokunmaz ise pozisyon ofsayt ile değerlendirilmez. Bu kural, gerçeğe bakarsak geriden yüksek bir top atılıyor. Semih ofsayt pozisyonunda o anda doğru. Ancak Semih topa doğru koşmuyor dahi, hareketlenen ise Alex (zaten net bir şekilde top Alex'e atılıyor). Alex topa vuruyor ve Semih artık ofsayt pozisyonunda değil. Direkten dönen topu gelip tamamlıyor. Dolayısı ile gol nizami. Bu gol Fenerbahçe için değil kim için olursa olsun ofsayt değil. Çünkü kural açık. Hıncal ise ucuz şovenistlik yapıp Erman'a sallamakla yazısını dolduruyor. Sonra da kuraldan bahsediyor yazısında. Hangi kural Hıncal? Senin taş devrinden kalma kuralların mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377374780468654610" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 347px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqBF3036chI/AAAAAAAAAJg/r9whZiscsUs/s400/%C3%A7ift+dalma.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim penaltı pozisyonuna. İlk anda gördüğümde dahi penaltı olmadığına kanaat getirmiştim. Manisalı oyuncu ilk pozisyonda Önder'in ayağına basmasına rağmen kurtuluyor ve ceza sahasına giriyor. Çünkü o anda avantajın bu şekilde olacağını biliyor. Girdikten sonra topun dibine girip Bekir'in üzerinden aşırıyor. Ancak tam bu sırada Bekir sol ayağını dizinden kırıp sağ ayağıyla yerden kayarak müdahale yapıyor. Hani Semih Yuvakuran'ın en iyi yaptığı hareket. Ancak salise farkla topa dokunamıyor. Fizikteki atalet kuralına göre durması mümkün değil ama Manisalı oyuncu rahatlıkla topa ulaşabilecekken sol ayağını Bekir'e takarak yüz üstü değil sırt üstü düşüyor. Evet hakemlerin en çok kandıkları pozisyon bu. Verirlerse neden verdi deme şansımız yok ama aslı verilmemesi. Son Manu-Arsenal maçında İngiliz hakem Rooney'nin bu hareketini yuttu ve penaltıyı verdi. Ortalık da toz duman oldu maçtan sonra. Tolga Özkalfa ise yemedi. Gayet açık. Fubol izleyeni için bir tüyo verelim madem. Süratle ileri doğru top süren ve rakibinden sıyrılmak üzere olan bir oyuncunun rakibin müdahalesi ile sırt üstü yada yanına doğru düşmesi fizik kurallarına aykırıdır. Bu şekilde karar verecek olan hakemlerin yanılma payı sıfırdır. Hıncal Bey ne demiş buna yazısında: "&lt;em&gt;Çift dalmak yasak, rakibe dokunmasan dahi yasak. Bırak rakibe dokunmayı, topa dokunsan dışarı atsan yine de yasak. Arkadan dalarsan kırmızı kart, önden dalarsan sarı kart. Cezası da yazılı. Sadece serbest vuruş ya da penaltı değil. Kart cezası da var çift dalmanın. Hâlâ diyor ki kenardan dolaşabilirdi, üstünden atlayabilirdi, falan"&lt;/em&gt; Kural yukarıda. Hıncal'ın bu dediklerini doğruluyor bu sefer. Ancak sevgili Hıncal, savunma oyuncusu çift dalmıyor, yandan rakibide kollayarak kayarak müdahale yapıyor. Ne topa ne de rakibe müdahalesi var. Maçtan 4 gün sonra yazı yazıyorsun ama zahmet edip pozisyona bakmıyorsun. Yazdıkların da masaldan öte değil. Bilmiyorum kaç yıldır bu işin içindesin ama lütfen artık futbol yazma. Fener'e de yazma G.Saray'a yazma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki linki de sevgili Hıncal Uluç'a gönderiyorum, İngilizcesi varsa bakar okur, sallamak yerine fikri olur. Yoksa ben zaman ayırıp kendisine bunları çevirebilirim. Sonuçta öğrenmenin yaşı yok. Kuralları bilirse Fenerlisi de Galatasaraylısı da kurtulur bari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun kuralları: Law of the Game &lt;a href="http://www.fifa.com/mm/document/affederation/federation/81/42/36/lawsofthegameen.pdf"&gt;http://www.fifa.com/mm/document/affederation/federation/81/42/36/lawsofthegameen.pdf&lt;/a&gt; )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3693852125058698097?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3693852125058698097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hincaldan-masallar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3693852125058698097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3693852125058698097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/hincaldan-masallar.html' title='HINCAL&apos;DAN MASALLAR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqA5GQ_9U0I/AAAAAAAAAJY/R4fh5oxE0O8/s72-c/ofsayt.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6259601897924961875</id><published>2009-09-04T00:21:00.002+03:00</published><updated>2009-09-04T00:28:01.722+03:00</updated><title type='text'>DÜNYA STADYUMLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqAz9WIi80I/AAAAAAAAAJQ/kUYcHSuYVm0/s1600-h/world+stad.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377355084086833986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqAz9WIi80I/AAAAAAAAAJQ/kUYcHSuYVm0/s320/world+stad.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hazır stadyumdan bahsetmişken geçen gün tesadüfen bulduğum bir siteyi paylaşayım. Burada dünyadaki tüm sporların yapıldığı stadyumların bilgileri var. Boş zamanda incelenebilir. Gelecekte yapılması planlanan stadların da tasarımları var aynı zamanda. Bana ilginç geldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.worldstadiums.com/"&gt;www.worldstadiums.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6259601897924961875?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6259601897924961875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/dunya-stadyumlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6259601897924961875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6259601897924961875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/dunya-stadyumlari.html' title='DÜNYA STADYUMLARI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SqAz9WIi80I/AAAAAAAAAJQ/kUYcHSuYVm0/s72-c/world+stad.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2623053299226081037</id><published>2009-09-03T15:29:00.005+03:00</published><updated>2009-09-03T16:31:29.463+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE 45. SIRADA</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_EMlQrsnI/AAAAAAAAAI4/tuaKRJunYnk/s1600-h/IMG_5588.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_D5hrE0XI/AAAAAAAAAIw/AtdZp1S6BGE/s1600-h/IMG_4744.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377231873162662258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_D5hrE0XI/AAAAAAAAAIw/AtdZp1S6BGE/s320/IMG_4744.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aslında klasik gazete haberlerini bloğa koymayı sevmiyorum ama bunu okuyunca nötr tarafıma göre bu tarafım ağır bastı açıkçası bu haber için. Ayrıca üzerinde yazmayı istediğim bir konuydu fırsat da doğmuş oldu. Tabi yine gazete haberinden çıkıp bunun yorumunu da yapacağım. Kaynak dünyanın en çok satan uluslararası futbol dergisi World Soccer ve haber şu şekilde: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"World Soccer dergisinin yaptığı araştırmaya göre, Fenerbahçe geçtiğimiz yıl dünyada tribünleri en çok dolduran ekiplerden biri oldu. Sarı-lacivertliler, 50 takımlı listeye 45. sıradan girdi.Araştırmaya göre, Kanarya 2008-2009 sezonunda ortalama 34 bin 559 kişiye oynarken, listenin ilk sırasındaki Manchester United 75 bin 304 taraftarla sezonu geçirdi. Listeye Fenerbahçe'nin dışında Türkiye'den başka bir takım giremedi."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Burası epey ciddi bir şekilde araştırılması gereken sosyoloji konusu. Çünkü sonuçlarından diğer futbol kulüplerinin de nasiplenmesi mümkün. Ülkede rant değeri bu kadar yüksek olup bunun karşılığında 2008-2009 da edindiği başarı bu kadar düşük olan ama karşılığında 35.000'lik bir kitleyi toplayan bir kulüp var ortada (geçen sezon sedece Guiza flaş transfer olarak yapıldı) Sosyolog değilim ama bir taraftar gözüyle benim de analizlerim var bu konu hakkında: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377233140978279650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_FDUp35OI/AAAAAAAAAJI/HhCHG09xESs/s320/delle-alpi5.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;1- Stadyum kalitesi: &lt;/strong&gt;Şükrü Saraçoğlu, taraftarına oldukça iyi imkanlar sunan, rahatça girilebilen, rahat maç izlenen, ferah, tribün ısıtması olan, görüş açısı geniş, akustiği sağlam, kendi koltuğunua oturabildiğin ve arka planı (food court, WC ve alışveriş gibi) iyi tasarlanmış bir stadyum. Yurt dışında maç için yada gezi için gittiğim stadyumlar içindeki yeri oldukça yüksek. Bir Emirates, Allianz Arena yada Stade de France ile kıyaslayamayacağım tabi ki. Örnek vermek gerekirse Torino'daki Delle Alpi, adeta mahrumiyet bölgesi. Devre arası sıcak bir şeyler içmek zor, ulaşımı zor, stad koca bir alanda kendi haline terk edilmiş gibi soğuk, giriş tünelleri karanlık. Bu haliyle Juventus stadı dolduramıyor. Stad kalitesi çok çok düşük. Barcelona'nın stadı Camp Nou da Delle Alpi'den hallice. Ne yazık ki Barcelona'nın şu anki stadının tünelleri, toplantı odası ve iç planları Barca'ya yakışmayacak şekilde. Zaten denizin üzerine 100.000'lik yeni bir stad projeleri var ki tespit çok doğru. Üstte yazılan imkanlar olduğunda kimse stada gitmekten çekinmiyor. Bayan, çocuk rahatlık giriliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;2- Seyirci Profili:&lt;/strong&gt; Stad kalitesi iyileşince otomatikman seyirci profili de değişiyor. Sadece ses çıkaran değil takımına destek amaçlı gelenlerin doldurduğu bir stad oluyor. Bunu bilenler bu seviye artışıyla berbare kombine ve günlük biletlere daha çok rağbet gösteriyorlar. Çünkü kendilerine yakın insanlarla maç seyretmek daha farklı bir durum&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;3- Maç ortamından keyif almak:&lt;/strong&gt; Maç sadece yeşil sahada oynanan bir oyun değil. Öncesi sonrası ile birlikte yaşanan bir olgu. Fenerbahçe stadı bunu taraftarına sağlıyor. Herkes gittiği maçtan galip ayrılmak ister ancak bu stadın içinde bulunmak bile insana keyif verebilmeli. Kaldıki konum olarak Kalamış'a yakın olması, restorantlar, deniz kenarı konumu ulaşım kolaylığı sebepleri ile rağbet edilen bir stadyum olması doğal.&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377232608052307650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_EkTWa5sI/AAAAAAAAAJA/MkKp16Ojos0/s320/IMG_5558.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;4- Takım profili:&lt;/strong&gt; Artık son yıllarda değişsede kaliteli oyuncuları sahada görmek taraftarı stada çeken bir diğer etken. Her maç binlerce insan Alex'i, Carlos'u Guzia'yı merak ediyor ve akın ediyor. Kaliteli oyuncu = çok taraftar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;5- Taraftar bilinci:&lt;/strong&gt; Bu konuda sanırım Fenerbahçe taraftarı açık ara önde. Özellikle kombinenin kendisine ve kulübe ne getirceğinin farkında. Profilin yükselmesi buna bir etken tabi ki. Bilinç arttıkça maça giden sayısı da beraberinde artıyor. İngiltere'de hiç bir iddiası kalmayan orta sıra takım bile tribünleri son maçta tamamen doldurabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Buradan hareketle G.Saray stadyum yapmakla ne kadar iyi bir iş yaptığını iş bitince görecek. Ancak G.Saray yönetiminin taraftar bilincini de artırmak için ciddi kampanyalar ve projeler de üretmesi gerekli. Stad tek başına yeter şart değil ama olmazsa olmaz şartıdır. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2623053299226081037?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2623053299226081037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce-45-sirada.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2623053299226081037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2623053299226081037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/fenerbahce-45-sirada.html' title='FENERBAHÇE 45. SIRADA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp_D5hrE0XI/AAAAAAAAAIw/AtdZp1S6BGE/s72-c/IMG_4744.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2521331700727704563</id><published>2009-09-03T11:29:00.003+03:00</published><updated>2009-09-03T11:50:06.479+03:00</updated><title type='text'>YAKTIN BİZİ SEEDORF</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp-C-kjjmmI/AAAAAAAAAIo/D9qVRzLY-8E/s1600-h/seedorf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377160491579972194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp-C-kjjmmI/AAAAAAAAAIo/D9qVRzLY-8E/s320/seedorf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hafta sonu oynanan ve İnter'in Milan'ı 4-0 yendiği maçta yaşanan bir olay kafalara takıldı. Eto'o 39. dakikada derin bir topla ceza sahasına girdi ve Gattuso tarafından düşürüldü. Penaltı gole çevrildi maç 2-0 oldu ve Gattuso sarı kart gördü. Bu sırada teknik direktör oyuncu değişikliğine gitmek üzeriydi. Seedorf'a son taktikleri veriyordu. Gattuso çıkıp yerine Seedorf girecekti ancak Seedorf tekmeliklerini ve ayakkabılarını giyme işini biraz uzatmıştı. Derken 3-4 dakika sonra Gattuso orta alanda zamanlama hatası ile sert bir faul yaptı ikinci sarı ve Gattuso dışarı. Tabi bütün planlar alt üst. Gattuso'da oyundan çıkarken zaten kenara söylene söylene çıktı. Bu işin ardında şans faktörü de var sonuçta Seedorf'un suçu değil ama bu konuda kendini suçlu hissetmiş olacak ki özür dilemiş. Ancak maçın ikinci yarısında herşeye rağmen Milan'ın en iyisiydi. Sakatlıktan yeni çıktığı için ısınma kısmını biraz uzattığını ve tekmeliklerini giyerken Gattuso'nun atıldığını bu konuda suçu varsa kendi adına özür dilediğini belirtmiş. Enteresan bir andı maç içinde. Bazen ne olursa olsun futbolda kısmetten öte gidilmiyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2521331700727704563?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2521331700727704563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/yaktin-bizi-seedorf.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2521331700727704563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2521331700727704563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/yaktin-bizi-seedorf.html' title='YAKTIN BİZİ SEEDORF'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp-C-kjjmmI/AAAAAAAAAIo/D9qVRzLY-8E/s72-c/seedorf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7141881042739031161</id><published>2009-09-03T01:15:00.003+03:00</published><updated>2009-09-03T01:21:12.795+03:00</updated><title type='text'>TARIK DAŞGÜN ve GİBİLERİ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7up7P6aXI/AAAAAAAAAIQ/5caEJ-oE5LE/s1600-h/tarÄ±k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376997409173432690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 120px; CURSOR: hand; HEIGHT: 252px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7up7P6aXI/AAAAAAAAAIQ/5caEJ-oE5LE/s400/tar%C4%B1k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gençlerbirliği’nden Fenerbahçe’ye geldiğinde çok büyük sansasyon yaratan ve ümitler beslediğimiz bir oyuncuydu. Aynı zamanda yetenekleri ülke yeni bir yıldız mı kazanıyor sorusunu da aklımıza getirdi. Maçlarda Oğuz’dan pas alamıyor ondan oynayamıyor, antrenörler ona ilgi göstermiyor gibi mazeretleri ardı ardına sıralandı. Ancak Tarık hakkında yaşadığım bir olay neden Tarık’ın bu hale geldiğini bana net bir şekilde anlatıyordu. 1995-1996 sezonu. Oğuz ve Aykut’un kovulmasına sebep olan meşhur Trabzon maçı sonrası içeride İstanbulspor ile oynanacak. Günlerden Cuma bilet almak için erken saatlerde kulüp binasının yolunu tuttum ama gişe açılmadığı için antrenmanı seyredeyim dedi. Oyuncular, Parreira herkes idmana başlamak üzere. O anda yanıman sarı bir Opel Astra geçti tesislerden içeri girdi. Arabadan esneyerek Tarık indi. Belli ki yeni kalkmış yada akşamdan kalmış artık ne denirse. İşte o anda notumu vermiştim Tarık’a. Takım 1 gün sonra şampiyonluk maçına çıkacak ve üzerindeki rahatlık inanılmaz, kabul edilmez -Guradiola'nın idmana 1 dk geç geldiği için Xabi, İniesa, Eto'o nun daiçinde olduğu 6 oyuncuya ciddi para cezası vermişti- Sonraki F.Bahçe ömrü uzun olmadı ve Otto Bariç Tarık’ın F.Bahçe kariyerine son verdi. Zaten sonraki yaşamında hiçbir yerde dikiş tutturamaması, esrar illetine bulaşması 32 yaşında futbolu bırakmasına sebep oldu. Tarık yeteneklerine ihanet eden, özdisiplinden yoksun bir oyuncuydu ve ben o gün görüp yaptığım yorumda yanılmamıştım. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376997496086198082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 285px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7uu_Bh90I/AAAAAAAAAIY/doZL4b93ebg/s400/r%25C4%25B1dvan%252Bdilmen.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Aynı görüşlerim Sergen Yalçın, Rıdvan Dilmen, Yusuf Şimşek içinde geçerli. Kariyerlerinde Tarık gibi kötü anıları yok ama ne yazık ki yeteneklerini bu kadar kolay çarçur eden, futbolun gereklerini yerine getirmeyen ve sadece ülke sınırları içinde kalan oyuncular olması beni üzüyor. Bu oyuncuların yeteneklerini gözümün önüne getirdiğimde Messi’den, Kaka’dan farkları yoktur. Ama bu oyuncuların farkı işlerine ve arkadaşlarına duydukları saygı, özdisiplinleri ve bu işin emek verilerek yapılacak olmasını bildikleri. Keşke Rıdvan’ı Real’de, Sergen’i Barca’da, Yusuf’u da Milan’da izleseydik. Beni bunlardan mahrum bıraktıkları için bu oyuncuları affedemem. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376997557315871970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 317px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7uyjH0pOI/AAAAAAAAAIg/y1eWfDBTNOk/s400/sergen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7141881042739031161?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7141881042739031161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/tarik-dasgun-ve-gibileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7141881042739031161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7141881042739031161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/tarik-dasgun-ve-gibileri.html' title='TARIK DAŞGÜN ve GİBİLERİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7up7P6aXI/AAAAAAAAAIQ/5caEJ-oE5LE/s72-c/tar%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2526602337825079921</id><published>2009-09-02T22:58:00.002+03:00</published><updated>2009-09-02T23:05:26.442+03:00</updated><title type='text'>LANETLİ YAZILAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7P0CqqbQI/AAAAAAAAAII/29Z_3k2NDSs/s1600-h/YasakSokak_lanet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376963498102910210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 206px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7P0CqqbQI/AAAAAAAAAII/29Z_3k2NDSs/s320/YasakSokak_lanet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir arkadaşım uyardı beni, ben de iki satır yazayım dedim. Uzun bir zaman dilimi olmadı blog yazmaya başlayalı ama yazıların bazılarında lanet var sanki. Yaklaşık 1 hafta içinde F.Bahçeli Emre'yi, Tottenham'lı Modriç'i ve Arsenal'li Diaby'nin parlak günlerini ve başarılarını yazdım. Bu yazıların ardından sırasıyla önce Modriç'in ayağı kırıldı, ardından Manu karşısında Diaby kendi kalesine attığı golle Arsenal'e maçı kaybettirdi son olarak da hafta sonu Emre gereksiz bir kartla uzunca birzaman takımını yalnız bırakacak. Artık oyuncu profili yazmaya korkar oldum. Tabi bunların hepsi tesadüf. Bakalım bir de Cristiano Ronaldo hakkında birşeyler yazayım. Üzgünüm Florentin Perez şansına küs. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2526602337825079921?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2526602337825079921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/lanetli-yazilar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2526602337825079921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2526602337825079921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/lanetli-yazilar.html' title='LANETLİ YAZILAR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp7P0CqqbQI/AAAAAAAAAII/29Z_3k2NDSs/s72-c/YasakSokak_lanet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-1176064873943686951</id><published>2009-09-02T11:42:00.003+03:00</published><updated>2009-09-02T11:48:59.262+03:00</updated><title type='text'>AVRUPA LİGİ 20 YIL ÖNCE DE VARDI!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp4wcei18NI/AAAAAAAAAIA/jWOD5dYuCY4/s1600-h/champions_league_logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376788270920626386" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 316px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp4wcei18NI/AAAAAAAAAIA/jWOD5dYuCY4/s320/champions_league_logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arsene Wenger benim yıllardır özellikle takip ettiğim ve kendisini hayranlıkla izlediğim bir futbol sanatkarıdır. Geçtiğimiz Salı günü goal.com daki bir haberi okurken yıllar öncesine gittim. Wenger açıklamasını şu şekilde yapmış ‘%100 emin değilim ama tahminime göre 10 yıl içinde bir Avrupa Süper Ligi kurulacak. Sadece Şampiyonlar Ligi geliri büyük takımların harcamalarını karşılayacak şekilde değil çünkü çoğu UEFA tarafından alınıyor. Amaç yerel ligleri öldürmek değil ama hafta içi Avrupa Ligi, hafta sonu yerel ligler oynanabilir’&lt;br /&gt;Yıllar öncesine gidişim ise şundan. Yaklaşık 12-13 yaşlarındayken hep Fenerbahçe’nin Avrupa’nın en büyüğü olmasını hayal eden ben elde kağıt kalem büyük transleri takıma kazandırır, tüm kupaları Fenerbahçe’ye toplardım. Bu arada sürekli Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu bir de Avrupa Ligi yapmıştım. İçinde kimler yoktu ki bu ligin. Bu oyunu 2-3 yıl sürdürdüm. O zaman sadece oyun olan bu lig sanırım gelecekte karşımıza çıkacak ve bunu Wenger’in ağzından duymak beni daha çok mutlu etti.&lt;br /&gt;Avrupa Ligi bu kıtanın kaçınılmaz sonu olacak sanırım ancak seçimin nasıl yapılacağı ve statüsü çok önemli. Çünkü buradaki takımlar aradaki arkı çok daha hızlı açmaya başlayacaklar. Bu lig eski adıyla G-14 yeni adıyla &lt;a href="http://www.ecaeurope.com/"&gt;European Clubs Association&lt;/a&gt;  olan organizasyon etrafında dönecekse Fenerbahçe ve Galatasaray’ın daha çok çalışması gerekecek bu lige katılmak için. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-1176064873943686951?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/1176064873943686951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/avrupa-ligi-20-yil-once-de-vardi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1176064873943686951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1176064873943686951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/avrupa-ligi-20-yil-once-de-vardi.html' title='AVRUPA LİGİ 20 YIL ÖNCE DE VARDI!'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp4wcei18NI/AAAAAAAAAIA/jWOD5dYuCY4/s72-c/champions_league_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8522284827910392533</id><published>2009-09-02T00:33:00.004+03:00</published><updated>2009-09-02T00:58:25.624+03:00</updated><title type='text'>CEZA ADİL Mİ?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp2UHsUIt7I/AAAAAAAAAHw/LQM-2IiUWJ4/s1600-h/axel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376616390025852850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp2UHsUIt7I/AAAAAAAAAHw/LQM-2IiUWJ4/s320/axel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hafta sonu oynanan Anderlecht-Standart Liege maçında Liegeli oyuncu Axel Witsel’in Anderlecht’in Polonyalı oyuncusu Marcin Wasilewski’ye yaptığı ağır faul sonucu Wasilewski’nin ayak bileğinden kırıldı ve futbol kariyerinin sona ermesi söz konusu. Az önce Belçika futbol federasyonu 23 Kasım'a kadar futbol oynamama cezası verdi. Yani toplam 10 lig maçı ve 1 kupa maçında yer alamayacak. Bu hareket karşısında ölüm tehditleri aldığı söyleniyor. Bundan sonra neler olabilir bilemiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ancak bu ve buna benzer pozisyonlara futbolda rastlıyoruz, Okan Buruk, Metin Diyadin hemen akla ilk gelenler. İlk grup pozisyonlar ki kasıt olmadan pozisyon gereği ayak kırılmaları görülebiliyor. Bunlar tamamen şansızlık. İkinci grup pozisyonlar ise kasıtın olmadığı ancak futbolda yapılmaması gereken hareketler. Yani aslında olmayabilecek sakatlıklar. Üçüncü grup ise tamamen kasıt unsuru içeren hareketler. Yukarıdaki pozisyon ise bence ikinci gruba giriyor çünkü televizyondan da izledim pozisyonu. Witsel kırmızı kart sonrası ben ne yaptım der gibi hakemin yüzüne baktı çünkü rakibin ayağının kırıldığının farkında değildi. Ama bu suçunu, düşüncesizliğini ve hatta aptallığını kapatmaz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376618231319762690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp2Vy3q0FwI/AAAAAAAAAH4/Xd_XLDPW-SQ/s320/3379.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yukarıdaki resimin sonucu ise malum. Arsenal'li Eduardo'da bu hareket sonucu 6 ay futboldan uzak kaldı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Futbolcular ayakları ile para kazanan insanlar. Bir oyuncunun bu şekilde rakibe girmesini kabullenmek mümkün değil. Bu şekildeki bir giriş için 1 yıl ceza dahi az. Taammüden adam öldürmek, hatalı sollamak gibi bir şey. Düşünün yaptığınız işi ve mesai arkadaşınız gelip sizin işiniz için en önemli organınızı kasıtlı bir şekilde kırıyor. 6 ay işsizsiniz sonrası ise uzun bir rehabilitasyon süreci. Mesai arkadaşlarınıza nasıl bakarsınız, işe gelmek tedirginlik yaratmaz mı? Bu insanı mahkemeye vermez misiniz ve iyi bir avukatla nasıl bir tazminat çıkar acaba? Ancak bu iş yeşil sahada olduğu zaman daha basit bir şekilde geçiştiriliyor. Yine Witsel'in cezası ki fena sayılmaz hani benzerlerine göre. Bu tarz oyuncuların süratla futboldan uzaklaştırılması gerekli. Gerçekten gereksiz insanlar topluluğu. Bir insan nasıl düşünmez böyle bir hareketin nasıl sonuçlanacağını. Bir taç korner yada kontra bir top kazanmak çok daha mı önemlidir bir ayak kırılmasından? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ceza umarım bir ders olur futbolculara ve daha ağırlarıyla karşılaşmadan sahalarda bir daha görmeyiz. Çünkü kırılan kendi ayakları da olabilir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8522284827910392533?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8522284827910392533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/ceza-adil-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8522284827910392533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8522284827910392533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/ceza-adil-mi.html' title='CEZA ADİL Mİ?'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp2UHsUIt7I/AAAAAAAAAHw/LQM-2IiUWJ4/s72-c/axel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-631530252965459902</id><published>2009-09-01T14:16:00.006+03:00</published><updated>2009-09-01T15:59:35.400+03:00</updated><title type='text'>VICKY CRISTINA BARCELONA BARCELONA BARCELONA</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp0Z7KOW9-I/AAAAAAAAAHo/hk3LBbN0ja8/s1600-h/best+players-uefa.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376482034297796578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 234px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp0Z7KOW9-I/AAAAAAAAAHo/hk3LBbN0ja8/s400/best+players-uefa.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Scarlett Johanson ve Penelope Cruz’un oynadığı ve hatta Cruz’un 2009’da yardımcı kadın Oscar’ı aldığı bir filmdi. Film Barcelona'nın bohem havasında çekilmiş bir aşk hikayesini anlatıyordu. Oscar’ı Barcelona futbol takımı gibi domine etmediler ama güzel bir filmdi. Şimdi ise futbolun Oscarları dağıtıldı UEFA tarafından. Barcelonan'ın 5'de 5 yapıp tulum çıkardığı sezonda heykelciklerden ikisi yine Barcelona’ya gitti. 12 adayın 6’sı Barcelona’dan ve bunun 4’ü alt yapıdan olduğuna dikkat çekmek isterim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adaylar ve kazananlar koyu kırmızı olarak yazıldı&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kaleciler &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Petr Cech (Chelsea)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Victor Valdes (Barcelona) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Edwin van der Sar (Manchester United)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Savunma&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gerard Pique (Barcelona)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;John Terry (Chelsea)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nemanja Vidic (Manchester United) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Orta Saha&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Steven Gerrard (Liverpool)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Xavi Hernandez (Barcelona)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Andres Iniesta (Barcelona)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Forvet&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Samuel Eto'o (Barcelona, şimdi Inter)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Lionel Messi (Barcelona)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cristiano Ronaldo (Manchester United, şimdi Real Madrid)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-631530252965459902?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/631530252965459902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/vicky-cristina-barcelona-barcelona.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/631530252965459902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/631530252965459902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/vicky-cristina-barcelona-barcelona.html' title='VICKY CRISTINA BARCELONA BARCELONA BARCELONA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sp0Z7KOW9-I/AAAAAAAAAHo/hk3LBbN0ja8/s72-c/best+players-uefa.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4927026929611175538</id><published>2009-09-01T12:09:00.003+03:00</published><updated>2009-09-01T12:13:27.252+03:00</updated><title type='text'>KERAMET KİMDE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpzlZXrIOhI/AAAAAAAAAHg/Yksh9shBE18/s1600-h/haber_ic_152689.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376424279187929618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpzlZXrIOhI/AAAAAAAAAHg/Yksh9shBE18/s400/haber_ic_152689.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yılki başlangıç geçen yıllara göre daha bir yumuşak oldu sanki. Aziz Yıldırım’ın masum 3 yıl şampiyonluk vaadi haricinde iddialı açıklamaları sezon başında okuyup duyamadık. Zaten 3 büyük kulüp başkanın şampiyonluk sözü vermesi kadar doğal bir söylem olamaz. Bu takımların varlık sebeplerinden birisi şampiyon olmak değil midir? Neden eleştirilir o zaman bu insanlar. Zaten Avrupa’da başarı bekleyen ve dile getiren yok içlerinde. Demek ki herşey süt liman.&lt;br /&gt;Bu yumuşak girişin pek çok sebebi vardır tabi ki. Geçmişte edinilmiş öğretiler en başta geliyor olabilir mesela. Taraftarı ve medyayı daha ilk günden hidrojen ile doldurulmuş balona çevirmek istemiyorlar ki yükselişin inişi hasarlı olmasın. Ancak başkanlar aynı başkan, yönetimler aynı yönetim, taraftarlar aynı taraftarken bu yumuşuklağın tek sebebi tecrübe olmasa gerek. Kaldı ki ilerleyen haftaların bize ne getireceğini bu insanları nasıl değiştireceğini bilmiyoruz henüz. Aziz Yıldırım’ın 11 yıldan sonra, Demirören’inde bir şampiyonluktan sonra değişmiş olmasına inanmak zor açıkçası. Bu değişiklik sebebi Mustafa Denizli, Frank Rijkaard ve Chrispoph Daum olma ihtimali oldukça yüksek bir oran toplam içinde sanki. Ya da ben öyle olduğuna inanmak istiyorum. Bu üç isimde ulaşabildikleri futbol çerçeveleri içinde güvenilir, sözü ağızdan çıkarırken 2 değil 3 kez beyin kıvrımlarından geçiren insanlar. Kelime ve cümleleri, harfleri özenle seçip savurmadan boşluklara dolduruyorlar. Dolan boşluklar bir başkasının pervasız cümleleri ile dağıtılamayacak kadar sert oluyor, en azından şimdilik. Böyle bir ortamı uzun yıllardır özlemişiz. Rakibi ezmeden, onu yücelterek yapılan açıklamalar. Gereksiz soruları ustaca çalımlayan, vermesi gerekli mesajı adrese doğruca ulaştıran teknik patronlar. Böyle bir ortamı bulan Türk futbolu ve taraftar kitlesi yıllardır kaçırdığı trenin son vagonunu yakalama fırsatı buldu. En büyük dileğim haftaların getireceği yıpratıcı mücadele içinde camilarının arka plan seslerine yenik düşmemeleri. Bu üç ismin yenik düşmesi gerçek manada yenilmelerinden değil kirlenmemek için nazikçe sahneden çekilmeleri ile gerçekleşir. Çünkü bu zamana kadar edindiklerini bir çırpıda kaybetmek istemeyecek kadar zeka sahibidirler. Salt teknik adamlıktan adamlığa terfi ettirdikleri bu mevkilerini yıpratmamak tribünlerin en büyük görevi olmalı. Sonuçta kaybeden Türk Futbolu olacaktır bu üç isim değil. Sürekli istikrar, futbol barışı ve kalıcı başırı isteyen takım ve taraftarlara önemle duyrulur.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4927026929611175538?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4927026929611175538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/keramet-kimde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4927026929611175538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4927026929611175538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/09/keramet-kimde.html' title='KERAMET KİMDE'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpzlZXrIOhI/AAAAAAAAAHg/Yksh9shBE18/s72-c/haber_ic_152689.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8408555474970919052</id><published>2009-08-30T22:48:00.009+03:00</published><updated>2009-08-31T00:29:47.704+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:2 MANİSASPOR:1</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SprnEXoHqEI/AAAAAAAAAHI/jDseC-eME4Q/s1600-h/semih.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375863167467890754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 184px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SprnEXoHqEI/AAAAAAAAAHI/jDseC-eME4Q/s320/semih.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="left"&gt;Tam yazımı yazmaya başlamıştım ki 90+3'de 2. gol oldu ama yazacaklarım değişmeyecek. Öncelikle bu gol her kanalda ve kalemde çok tartışılacak. Ancak benim kendi görüşüm ilk pozisyonda Semih ofsaytta gibi duruyor ama topun atıldığı adam Alex ve Semih hareketsiz olduğu için pasifte kalıyor. Alex'in topa vurmasından sonra ise tartışmalı bir durum yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375863231958190626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SprnIH3ziiI/AAAAAAAAAHQ/T8BBUymRAxQ/s320/emre+k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe değil galibiyeti beraberliği bile haketmediği bir maçı bitirdi ve Manisa'ya yazık oldu. Emre'de geçen haftadan kalan kırmızı kart borcunu ödeyerek mubarek ramazan ayında hafiflemiş oldu. Lugano bile adam olurken Emre hala alışkanlıklarını bırakmış değil. Maç kaybedilmiş olsaydı Emre bunun hesabını daha ağır ödeyebilirdi. Yani geçen hafta hakemin eline vurmak, bu hafta hakemi göğüslemek. Neyse 2 hafta hakemler rahat şimdi. Emre'nin tacizlerinden kurtuldular. Emre'yi beğeniyoruz, takıma katkısını kabul ediyoruz ama bu yaptıkları herşeyi alıp götürüyor. Yani Emre sürekli siciline yeni şeyler işliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375863063658673170" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Sprm-U6EtBI/AAAAAAAAAHA/dxMvrrxu_z4/s320/alex.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mesut Bakkal gerçekten güzel bir takım hazırlamış. Genç, oyunu her alanda oynayabilen, özellikle yardımlaşması mükemmel bir ekipti Manisaspor. Ancak bazı temel noktalardaki hataları ve acemilikleri maçı kaybettirdi. Sanırım bu galibiyeti sadece büyük takım ve büyük oyuncu olmalarından dolayı çevirdiler. Çünkü takımda iyi diyebileceğimiz bir adam dahi yoktu. Yardımlaşma sıfırdı. Taç atmaya bile adam bulamadılar çoğu zaman. Topu alıp rakip sahaya geçtiklerinde ne yer değiştiren, ne boşa kaçan ne de top isteyen bir oyuncu vardı sahada. En büyük silahları olan kısa ve hızlı paslaşmalar yoktu ve ciddi top kaybı ile oynadılar. Bunlar yardımlaşmanın olmadığının bir diğer işaretiydi. Fenerbahçe kontraya çıkıyor Manisa savunmada 5 kişi Fenerbahçe 3 kişi o top dönüp Fenerbahçe'ye kontra oluyor Manisa 3 kişi Fenerbahçe'de 3 kişi. Fenerbahçe'nin nasıl kopuk oynadığının basit bir işareti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alex ve Guiza %10 kapasite oynadılar. Özellikle Alex sakatlıktan yeni çıkmış olmanın tedirginliği ile hiç zorlamadı kendini. Gollerdeki asistler bu durumu kurtarmaz zira maç bu hale de gelemeyebilirdi. Ama yine de Alex ve Guiza her an maçı değiştirebilecek adamlar olduklarını gösterdiler. Zor futbolcular kısacası. Alex var diye Emre'de bu alana pek girmedi, Santos'da inanılma kötüydü. Kazım da desteksiz arkadan kalınca gol pozisyonuna da girmek hayal oldu Fenerbahçe için. Ve bu sezonki en kısır maçını yaşadı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375863299516805874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 210px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SprnMDjCMvI/AAAAAAAAAHY/s1TWfAuJ5CY/s320/guiza+gol.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sion maçının ardından bu maçta da Daum müdahalelerde geç kaldı. Takımın kilitlendiği belli olduğu anlarda ve özellikle kanatların işlemediği bir maçta daha önce varlığını hissetirmeliydi. Gökhan'ın son dakika sakatlığı ve yabancı kontenjanı sebebiyle Bekir sağ beke geçti ancak Vederson'un mutlaka oyuna girmesi gerekirdi. Bekir'den sağ bek oluyorsa Vederson'dan da olurdu. Çünkü zaman ilerledikçe Bekir'in ağırlığı daha hissedilir oldu. Takım daha kontrolsüzce ileri çıktığında hatların aralarını doldurabilir, sürati ile Önder ve Lugano'nun kademelerini alabilirdi. Belki gol de olmazdı. Santos'un kötü oluşu ve ani top kayıpları da Carlos'u çok zorladı. Dolayısı ile ortaklaşa bir gol yedi aslında F.Bahçe.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daum'un bu iki haftalık lig arasında orta saha hücum bağlantılarını onarması lazım. Derslik birçok poizyon vardı. 2 aydır non-stop çalışan bir takımın rejenere olması ve sakatların düzelmesi için ideal bir zaman dilimi. Bu şekilde devamla ligde umduğunu bulamayabilirler. Sion maçında hadi dedik ama Manisa maçı tehlike sinyalini verdi. Sezon sonunda F.Bahçe şampiyon olursa dönüp bu maçı hatırlamamız gerekli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Mehmet Nas&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Alex'in 2. goldeki kafa dokunuşu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Emre (sahada top sürmeleri ve mücadelesi hariç herşeyi) ve son dakikalarda şımarıklık yapıp gereksiz top çevirip golü yiyen Manisalı oyuncular.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Simpson'un uzak köşeye aşırtması (ne yazık ki gol olmadı)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Maçın başında ceza sahası içinde Kazım'ın taban hareketi (penaltı değil çift vuruş) &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8408555474970919052?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8408555474970919052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/fenerbahce2-manisaspor1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8408555474970919052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8408555474970919052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/fenerbahce2-manisaspor1.html' title='FENERBAHÇE:2 MANİSASPOR:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SprnEXoHqEI/AAAAAAAAAHI/jDseC-eME4Q/s72-c/semih.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3803794273276946532</id><published>2009-08-29T21:01:00.006+03:00</published><updated>2009-08-29T21:20:19.344+03:00</updated><title type='text'>MAN.UTD.:2 ARSENAL:1</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SplwspzOegI/AAAAAAAAAG4/ri0d15w1Txo/s1600-h/manu+ars.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375451542680664578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SplwspzOegI/AAAAAAAAAG4/ri0d15w1Txo/s400/manu+ars.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avrupa'nın ve Premiere Lig'in ilk büyük maçı oynandı. Old Trafford'da ilk yarısını Arshavin'in attığı gol ile 1-0 önde kapatan Arsenal ikinci yarıda 5 dakikada yediği saçma gollerle maçı kaybetti. Ve kendisine, oynadığı futbola ihanet etti. 60.dakikaya kadar maç Emirates'de mi yoksa Old Trafford'da mı oynanıyor anlamadık. Neredeyse maçın tamamı Arsenal'ın kontrolünde ve üstünlüğünde oynandı. Ancak Rooney'in kendini yere atması sonucu kazandığı penaltı golüyle arkasından da maçın neredeyse yıldızı Diaby'nin saçma sapan kendi kalesine attığı gol yiğidin hakkını yiğide verdirmedi. Manu neredeyse kaleye bile inemediği maçı anlamadığı şekilde kazandı. Son yarım saat doğal olarak Arsenal'in gol kovalaması ve Manu'nun kontraları ile geçti. Ancak yüksek tempoda oynanan ve çok keyifli bir maçtı. Gözüme çarpan en önemli şey ise hakemin mükemmel yönetimiydi. Bence penaltı değildi ama hakemler bu pozisyonların %90'ını çalıyor, hakemi bu konuda eleştiremeyiz. İkili mücadeleleri çok iyi yönetti, oyuncular sürekli ayakta kalmak için çabaladılar. Arsenal inanılmaz mücadele etti ve 15 kişi ile oynadı gibi geldi bana. Song-Diaby ve Eboue üçlüsü yine harika işler yaptılar ama çok da gol kaçırdılar. İki takımın neden sürekli Avrupa'nın tepelerinde gezdiğini anlamak zor olmasa gerek. Türkiye'de bu tempoyu yapacak takım yok henüz. Bu sebeple bu iki takımın önünde saygıyla eğilmek lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada Tottenham yine kazandı ve 4'de 4 yaptı hızla devam ediyor. Bu sezon Premiere League izlenmeye değer. Kaçırmayın. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3803794273276946532?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3803794273276946532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/manutd2-arsenal1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3803794273276946532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3803794273276946532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/manutd2-arsenal1.html' title='MAN.UTD.:2 ARSENAL:1'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SplwspzOegI/AAAAAAAAAG4/ri0d15w1Txo/s72-c/manu+ars.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2338479769944497722</id><published>2009-08-29T01:17:00.005+03:00</published><updated>2009-08-29T01:39:51.073+03:00</updated><title type='text'>BEŞİ BİR YERDE</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphZCHe9uMI/AAAAAAAAAGQ/XNqLg25zK-c/s1600-h/palmares_futbol_gran.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375144048170219714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphZCHe9uMI/AAAAAAAAAGQ/XNqLg25zK-c/s400/palmares_futbol_gran.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphY7MN2t5I/AAAAAAAAAGI/zs7qVJRHm5I/s1600-h/palmares_futbol_gran.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üst üste alınan 5 kupa. La Liga, İspanya Kupası, İspanya Süper Kupası, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Süper Kupası. Başka alınacak hazırda bir kupa kalmadı. Bu hafta başlayacak olan La Liga'ya daha iyi bir giriş olamazdı sanırım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk kez golsüz biten bir süper kupa maçı. Uzatmada Messi'nin golü ve gelen bir kupa daha. Çok kaliteli bir maç olmadı. Shaktar maç boyunca Barcelona'ya top yapacak alan bırakmamaya özen gösterdi. Çoğunlukla bunu başardı. Özellikle Henry ve İbrahimoviç'e top indirmekte zorlandılar. Alan savunmasını mükemmele yakın yaptı Shaktar. Ancak denegedeymiş gibi görünen oyunda Messi faktörü vardı. Barcelona bildiğimiz pas trafiğini yapamadı. Ancak yine de bir Barça ağırlığı netti. Oyun Shaktar sahasında geçti ama forvete bağlantı kopunca çok pozisyona giremediler. Ama Barça olmak da bu olsa gerek. Keyifli bir La Liga olacak. Bu cumartesi 21:00 NTV'de Real Madird-Deportivo, Pazartesi 23:00'de de Barcelona S.Gijon maçalarına bekleriz efendim. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2338479769944497722?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2338479769944497722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/besi-bir-yerde.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2338479769944497722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2338479769944497722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/besi-bir-yerde.html' title='BEŞİ BİR YERDE'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphZCHe9uMI/AAAAAAAAAGQ/XNqLg25zK-c/s72-c/palmares_futbol_gran.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5279621571740485096</id><published>2009-08-29T00:36:00.006+03:00</published><updated>2009-08-29T01:16:50.724+03:00</updated><title type='text'>LİG ARASI AVRUPA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphOBsukIjI/AAAAAAAAAFg/_bNIO-f1eBQ/s1600-h/kupa+logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375131946359988786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphOBsukIjI/AAAAAAAAAFg/_bNIO-f1eBQ/s320/kupa+logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Gruplar ve fikstürler belli oldu. Grupların güçleri, takımların formları kadar genel fikstür durumları da önem kazanıyor Lig ve Avrupa kaderleri için. 3 takım içinde grubu en zor olan dışında genel fikstürü de en ağır olan takım Beşiktaş. Gerçekten Beşiktaş'ı çok zorlu bir 3.5 ay bekliyor. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375136303194024370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 101px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphR_TMvqbI/AAAAAAAAAFw/WoxS97IL5RQ/s400/F%C4%B0KST%C3%9CR+BJK.bmp" border="0" /&gt;Manu maçları öncesi derbilerin denk gelmesi şanssızlık olsa da Manu BJK'nin rakibi olmadığı için şans olarak da değerlendirilebilir. Yani bir Wofsburg ya da CSKA maçları öncesi böyle bir fikstür olmasını tercih etmezdim kendi adıma. Kötünü iyisi. Ancak bu 2 Manu öncesi ve sonrası maçları Beşiktaş'ı oldukça hırpalayacağa benziyor. Hele bir de lige yapılan kötü başlangıç sonrası verilen ara ve G.Saray maçı ile Ali Sami Yen'de maratonun başlaması yine bir dezavantaj kanımca. Beşiktaş'ın işi gerçekten çok ama çok zor. 3.5 ay sonrası Beşiktaş'ta bir deprem olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375136442789199762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 101px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphSHbO0_5I/AAAAAAAAAF4/HHZZ6BinNIE/s400/F%C4%B0KST%C3%9CR+GS.bmp" border="0" /&gt;G.Saray'ın da Beşiktaş'a yakın zorlukta bir takvimi var. Ama grubun takımlarının ağır olmayışı G.Saray'ın işini hafifletiyor. Özellikle grup için kritik Pana maçı öncesi Beşiktaş maçı önemli. Kendi sahasında formda oluşu ve BJK'nin durumu G.Saray'a maçı yaklaştırıyor. Atina'ya moralli gitmesine sebep olabilir. 3. hafta maçı öncesi ve sonrası da zor bir fikstür G.Saray için. F.Bahçe'nin Bükreş'ten gelip bu maça çıkması her açıdan tehlikeli G.Saray için. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375136513648302498" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 101px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphSLjM9GaI/AAAAAAAAAGA/d4ZC5_vfyIg/s400/F%C4%B0KST%C3%9CR+FB.bmp" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;F.Bahçe'nin fikstürü ise bariz bir şekilde daha kolay. Avrupa'da alacağı 2 galibiyet Bükreş'e kontrollü maça götürebilir F.Bahçe'yi ve G.Saray maçına daha dinamik çıkabilir. Çünkü İstanbul'da rövanş şansı var. Son Sheriff maçı sonrası son lig maçı olan Trabzon'a gidiyor. Sheriff maçı sonrası gruptaki durumuna göre Trabzon maçı şekillenir. Ama Fenerbahçe'nin bu grubu ve fikstür avantajını kullanması lazım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5279621571740485096?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5279621571740485096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/lig-arasi-avrupa.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5279621571740485096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5279621571740485096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/lig-arasi-avrupa.html' title='LİG ARASI AVRUPA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphOBsukIjI/AAAAAAAAAFg/_bNIO-f1eBQ/s72-c/kupa+logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-1132254961388141090</id><published>2009-08-28T23:55:00.002+03:00</published><updated>2009-08-29T00:30:58.471+03:00</updated><title type='text'>AVRUPA LİGİ GRUPLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphEvHmvVgI/AAAAAAAAAFY/uRSpJ0ariXg/s1600-h/avrupa+ligi+kura.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375121731552761346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 124px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphEvHmvVgI/AAAAAAAAAFY/uRSpJ0ariXg/s400/avrupa+ligi+kura.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Herkes yazdı ben yazmasam olmaz şimdi.&lt;br /&gt;İki takımda iyi kuralar çekip güzel gruplara düştüler. B Grubuna da Lille'in yerinde olmak da vardı. Kiminki zor kiminki kolay sorusuna cevap pek yok.&lt;br /&gt;         F.Bahçe'nin grubunda Twente sürpriz yapabilir zira Feyenoord ile 10 puanla lider.  Hollanda ekolu ne de olsa. F.Bahçe'nin tüm maçları aynı ciddiyetle oynaması lazım. Sheriff maçlarındaki potansiyel 6 puan önemli. Sonrası Saraçoğlu'na kalıyor. Steaua ise 7 puanla 7. ama liderle arası 1 puan. Tabi henüz erken diğerleri için yorum yapmaya ama F.Bahçe'nin çıkması gereken bir grup. İlk maçın Twente ile içeride oluşu avantaj. Galibiyet Twente'yi devre dışı çıkarabilir. Ardından Sheriff deplasmanı F.Bahçe'yi 2 maçta rahatlabilir. Son maç da içeride Sheriff ile. Bence güzel de bir fikstür var. İklim olarak da Moldovya'ya ve Romanya'ya Ekim'de gidiyor. Grupta kağıt üzerinde avantaj Fenerbahçe'de ama reelde ne olacak göreceğiz.&lt;br /&gt;        G.Saray'ın grubunda sürpriz olmaz sanırım. Yunan ligi yeni başladı Pana 3 puanla başladı deplasmanda. D.Bükreş'in de 7 puanı var ligde. Sturm lige iyi girdi ama G.Saray'ın dengi değil yine de. G.Saray'ın ilk maçta Pana deplasmanında alacağı sonuç 1. yada 2. çıkmasında etkili olacak. Zor deplasman. G.Saray'ın bu grupta zorlanacağını tahmin etmiyorum.&lt;br /&gt;        Gelelim Beşiktaş'ın grubuna. Manu grupta kesin favori. İlk maçı Manu ile içeride oynamak şu form durumuyla BJK için talihsizlik. Ama alınacak 1 puan bile ardışık 2 deplasman maçına avantaj taşıyabilir. Ancak eldeki kadro, uyum ve form durumu göz önüne alınırsa Beşikta'ın bu gruptan çıkmasını sürpriz sayıyorum. CSKA Beşiktaş'ın esas rakibi olacaktır. Tabi bir de Türkiye Ligi ile CL maçları arasında ciddi bir sıkışıklığı ve dezavantajı olacak BJK'nin. Bunu da bir sonraki yazıda ineceleyeceğiz.&lt;br /&gt;Hepsine bol şans&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-1132254961388141090?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/1132254961388141090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/avrupa-ligi-gruplari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1132254961388141090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1132254961388141090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/avrupa-ligi-gruplari.html' title='AVRUPA LİGİ GRUPLARI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphEvHmvVgI/AAAAAAAAAFY/uRSpJ0ariXg/s72-c/avrupa+ligi+kura.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2274669587687860553</id><published>2009-08-28T00:35:00.003+03:00</published><updated>2009-08-28T00:58:17.950+03:00</updated><title type='text'>TUNCAY NEREYE KOŞUYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpcBBIINF5I/AAAAAAAAAFI/IlF61qPNbM8/s1600-h/tuncay_mid2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374765799163369362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpcBBIINF5I/AAAAAAAAAFI/IlF61qPNbM8/s320/tuncay_mid2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;         Ve nihayet Tuncay transfer oldu. Gittiği yer ise Stoke City. Premiere Lig'in Notts County'den sonraki en eski takımı. 2008 yılında Premiere Lig'e çıktı, geçtiğimiz sezonu 45 puanla 12. bitirdiler. Takımda isimli ve kariyerli oyuncu yok gibi bir şey. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;         Tuncay Avrupa'ya gitmeyi Sakarya'dan Fenerbahçe'ye geldiğinde kafasına koymuştu. Evet Tuncay yetenekleri gereğince Real'de Bayern'de oynayamaz belki ama bu şekilde kendisine ve Türk futboluna ihanet ediyor. Premiere Lig'de kalmak istemesi kendince mantıklı bence değil. Oynayabileceği bir takıma gitmek istiyor. Chelsea'ye ya da Tottenham'a gitse muhtemelen yedek kalır. Ancak Stoke City mi olmalıydı gideceği yer. Her maç 11 oynayacaktır Tuncay orada aksilik olmazsa. Sırf İngiltere'de kalmak adına bunu yapmamalıydı. Takıma girme mücadelesi yapmaktan mı çekiniyor? Yoksa gerçekten yeteneklerinin fazlasıyla farkında mı? Zorlama olmazsa Tuncay nasıl gelişecek? Para derdi de yok anlaşılan. 27 yaşını bitirmek üzere Tuncay. Artık büyük transfer yapması olanak dışı. Yoksa Tuncay Türkiye'ye dönmekten mi çekiniyor. Yoksa fakir semtin zengin çocuğu mu olmak istiyor. Umarım 3 yıllık anlaşmanın sonunu görmez Stoke City'de. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2274669587687860553?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2274669587687860553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/tuncay-nereye-kosuyor.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2274669587687860553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2274669587687860553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/tuncay-nereye-kosuyor.html' title='TUNCAY NEREYE KOŞUYOR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpcBBIINF5I/AAAAAAAAAFI/IlF61qPNbM8/s72-c/tuncay_mid2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3105381486899273537</id><published>2009-08-27T23:50:00.005+03:00</published><updated>2009-08-28T00:34:10.237+03:00</updated><title type='text'>FENERBAHÇE:2 SION:2</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Spb6OenrW8I/AAAAAAAAAE4/2WjnKRfXluk/s1600-h/sion1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374758331957861314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Spb6OenrW8I/AAAAAAAAAE4/2WjnKRfXluk/s320/sion1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Futbol emek, çalışmak ve ciddiyet ister. Maçın, pozisyonunun ve rakibin durumu bu sıfatları haketmek için hiçbir önemi yoktur. Hazırlık maçı bile yapıyorsan ciddi olmalısın. Bu kendine, seyirciye ve rakibine saygıdandır öncelikle. Rakibin mücadelesinden bir fazla mücadele etmen gerekli ki galibiyet için ilk ön şartı oluşturasın. Sahadaki oyuncularda et-kemik, mevcut durumlardan etkilenip her maça aynı konsantrasyonu gösteremeyebilir diye düşünebiliriz ama adları üstünde 'profesyonel' değil mi bunlar. Bu iş için milyon dolarlar almıyorlar mı? Seyirci ne için tribünde peki, bu profesyonelliği izlemek için. Onun için milyonları veriyorlar, kombine alıyorlar, uzun yollar tepiyorlar, kuyrukta bekliyorlar. Şartlar oluşmadığı için maçı stadyumdan izleyemedm ve dua ettim iyi ki saatlerce yol tepip Bursa'dan gitmemişim diye. Ancak akşam sahada izlenenlere yukarıda yazdıklarımızın hiçbirini söylemek mümkün değil ne yazık ki. Takım sahada 3-4 as oyuncusundan yoksun olabilir ama kadro derinliği ve yerine oynayanların güven kazanması için daha uygun bir fırsat olamaz. İşte ciddiyet burada gerekli zaten. Kötü pas atabilirsin, penaltı kaçırabilirsin, çizgiden golü atamazsın, topa vuramaz düşersin. Ama bugün kötü koştum, kötü çabaladım diyemezsin. Akşamki oyun böyle bir şeydi. Kötü mücadele ettiler. Ciddiyetsizdiler, önemsemediler. Dolayısı ile teknik analize gerek yok aslında. Önder, Cristian ve Gökhan bu maçta profesyoneldiler, maçı önemsediler. Diğerleri özellikle Kazım için angarya bir maçtı. Maç 2-1 olmuş, kazara bir gol yesen elenmekle karşı karşıyasın ama umursayan yok. Bence penaltıyla pek alakası olmayan bir pozisyonda hakem Kazım lehine penaltı vermiş, muhtemelen maç öncesi Santos penaltıcı olarak seçilmiş ama Kazım çocuk gibi Santos'un elinden topu 'çalmaya' çalışıyor. Semih araya giriyor da Santos'a veriyor topu. Yani ne söylenebilir laf bitiyor. Özer hazır değil, Deivid, M.Topuz sakat diye mi yapıyor bunları bilemiyorum ama Kazım süt doldurduğu kovayı bir tekme ile deviren ineklere benziyor bazen. Çok iyi oynuyor denebilir ama maç içinde yaptığı hareketler tüm takımın dengesini bozuyor, takım arkadaşlarının sinirlerini geriyor çünkü ben maçı izlerken geriliyorum. Biraz ciddiyet Kazım efendi! Biraz ciddiyet ve seyirciye saygı sevgili Fenerbahçe'li futbolcular. Sezon başı herşey güzel başladı ama bu ciddiyetsizlik bir gün çorap örer başınıza. Daum'un bu hafta bu konuyu işleyeceğini düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374758404805637042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Spb6St_8M7I/AAAAAAAAAFA/AqTzZNd9WcQ/s320/sion2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu hafta sonu Manisa maçı sonrasında lige Milli maç arası verilecek. Bu ara hem sakatların düzelmesi hem de Daum'un düşüncelerini yerleştirmesi için iyi olacaktır umarım. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3105381486899273537?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3105381486899273537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/fenerbahce2-sion2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3105381486899273537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3105381486899273537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/fenerbahce2-sion2.html' title='FENERBAHÇE:2 SION:2'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/Spb6OenrW8I/AAAAAAAAAE4/2WjnKRfXluk/s72-c/sion1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3732380427308744682</id><published>2009-08-27T10:40:00.004+03:00</published><updated>2009-08-27T18:06:10.952+03:00</updated><title type='text'>DAUM ve AVRUPA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpY42ySh67I/AAAAAAAAAEw/hcWf1LYV-jk/s1600-h/daum.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374545719176850354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpY42ySh67I/AAAAAAAAAEw/hcWf1LYV-jk/s320/daum.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daum’un topladığı kupalarla “Kocaman” bir antrenör yada hayatındaki bazı negatif kesitleri yüzünden bir “Aziz” olduğunu iddia edemeyiz ama antrenörlük yaşantısı ağırlıklı yerel başarılarla dolu, çalıştırdığı takımın hedeflerini ve bulunduğu ülkenin gereklerini yerine getirebilen başarılı bir teknik adam olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Daum için yapılan en önemli eleştiri ise çalıştırdığı takımların Avrupa’da ciddi bir başarı yakalayamamış olması. Acaba gerçekten öyle mi&lt;br /&gt;* Bundesliga’da Sttutgart’a tarihinin 2. şampiyonluğunu kazandırdığının ardından Şampiyonlar Ligi’nde (CL) bir çeyrek final başarısı elde etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beşiktaş’ta ise Avrupa’da pek görünmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 43 yaşında başına geçtiği Bayer Leverkusen’i 2. ligden geldiğinin ilk yılı Bundesliga’da 2. yaptı. Sonraki 3 yılda ise ilk 3’den indirmedi ve bu dönemde CL’de bir çeyrek final gördü bir kez de gruplarda elendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Austria Wien’le ise CL’ye ön elemede veda etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Fenerbahçe serüveninde ise 2. yılında CL’de gruplarda ManU’nun 2 puan ardında 3. olup UEFA’da Zaragoza’ya elendi. Bir sonraki yıl ise CL’de grubunda sonuncu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunda ne mi var bir de buna bakın o zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Leverkusen’i tarihinde görmediği başarıları yaşatıp bıraktıktan sonraki sezon 2001-2002 yılında Leverkusen Klaus Topmoller yönetiminde CL Finali’nde Real’in Real olduğu dönemde Madrid ekibine 2-1 ile kaybetti kupayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2002’de bıraktığı BJK ise 2003 yılında Lucescu ile UEFA’da çeyrek final görüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Denizli faciasıyla biten Fenerbahçe macerasının bir sezon ardından Zico ile 2007-2008’de yarı finalin eşiğinden dönüyordu sarı-lacivertli ekip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet kupa yok belki içlerinde. Ama çalıştırdığı takımların Real, Barca, Manu, Juve olmadığını göz ardı etmeyelim. Ve bu takımların tarihlerindeki başarıları ya Daum’la yada hemen ardındaki yıllarda Daum etkisiyle yaşadıklarını unutmayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3732380427308744682?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3732380427308744682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/daum-ve-avrupa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3732380427308744682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3732380427308744682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/daum-ve-avrupa.html' title='DAUM ve AVRUPA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpY42ySh67I/AAAAAAAAAEw/hcWf1LYV-jk/s72-c/daum.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2664109604095237241</id><published>2009-08-26T00:51:00.011+03:00</published><updated>2009-08-26T11:04:00.310+03:00</updated><title type='text'>ANILARA YOLCULUK - SWOS</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRiaj-KScI/AAAAAAAAAEQ/_tGeDX1ubTg/s1600-h/sensible_soccer_v11_1.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374028463831927234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRiaj-KScI/AAAAAAAAAEQ/_tGeDX1ubTg/s320/sensible_soccer_v11_1.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilgisayarla tanıştığım ilk yıl sanırım 1989 yada 1990'dı. Commodore64'ün bir üstü olarak çıkan AMIGA'ydı eve ilk giren. Yaz tatilimin en büyük hediyesiydi. Futbol sevdalısı olarak ilk oynadığım da Sensible Soccer'dı. Kick-Off'un bir benzeri ama daha heyecanlısıydı. Kuşbakışı görüntülü, ufacık adamların bıdır bıdır koşuşturduğu hem oyuncu hem teknik direktör olabildiğin FIFA'nın temellerini atan bir oyundu. Oyuncuların yanlarında özelliklerini anlatan PSV, HSV, CSH sanırım oynayanların hafızalarındadır. Her taraftar gibi bende Fenerbahçe ile başlar yıllar içinde puanları ve paraları toplar Fenerbahçe'ye tüm kupaları aldırırdım. Sonraki en büyük eğlencem Wigan Atletic'i İngiltere 3. Liginden alıp CL Şampiyonu yapmaktı. Oyunu 'save' etmek için 1.44'lük disketler alır biriktirir dakikalarca kayıt olmasını beklerdim. Hatta garanti olsun diye 2 diskete çekerdim çünkü disketlerin (özellikle noname) beni yarıda bıraktığı çok olmuştu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374028567059809474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRigkhmxMI/AAAAAAAAAEY/dkt0CoM6q-s/s320/Sensible%2520Soccer%2520(2).gif" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zamanla profesyonelleşince Brezilya olup 10dklık maçı seçip San Marino'ya ne kadar gol atabileceğimi sınardım. Rekorum 61-0'dı. Yanıma yaklaşan olmamıştı bu konuda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kavisli ortalara arka direkte kayarak gol atmak, kayarak rakibe girdiğinde acaba kırmızı çıkar mı heyecanını yaşamak, kornerlere ön direkte uçan kafa atmak, sert girilen oyuncunun sakatlanıp yavaşlaması ve üzerinde '+' işaretini görünce eyvah kimbilir kaç maç oynamayacak diye düşünmek ve hatta sezonu kapattı mı diye hayıflanmak, kontrolü iyi bir oyuncu ile hızlı joystick hareketleri ile kendi etrafında topla dönmek, bir sonraki maçı buzda mı yoksa yağmurda mı oynayacağını bilmemek, transfer teklifi yaptığın oyunculardan heyecanla cevap beklemek, şu anda ilk aklıma gelen ve beni keyifle gülümseten noktalar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374028731519521794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRiqJL21AI/AAAAAAAAAEo/1VzSsBBdSX0/s320/SensibleWorldOfSoccer_1_alta.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de oyunun başında DIY Competition diye bir şey vardı. Çözmem epey zaman almıştı meğer Do It Yourself (kendin yap) anlamına geliyormuş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha sonra öğrendim ki meğer bu oyunun hastaları çokmuş. Bir dolu fan sitesi, yamalar, Türkiye ekleri vs ne arasan varmış. Daha sonra PC'ye aktarıldı ama yıllar çinde FIFA Soccer'a yenik düştü. Bu oyun AMIGA'da ve Joystick ile güzeldi. Ne Joystickler kırdım hareket yapacağım diye. Python marka Joysticklerimi çok severdim kırılsa bile saklardım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374028655944649026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRilvpZyUI/AAAAAAAAAEg/cfC6wZ-Jmho/s320/SensibleWorldOfSoccer_2_alta.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Anılarımda benim için her zaman özel bir yeri oldu Sensible Soccer'ın. Eminim oynayıp da okuyanlarda aynı şeyi hissetmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ama şu bir gerçekti ki hiçbir futbol oyunu Sensible Soccer'ın popülaritesini yakalayamadı ve hiç bir oyun bu zevki yaşatmadı. Kendi çocuğumunda bu oyunu oynaması için elimden geleni yapacağım. Nesiller boyu yaşaması dileğiyle, çok yaşa SWOS&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2664109604095237241?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2664109604095237241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/anilara-yolculuk-swos.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2664109604095237241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2664109604095237241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/anilara-yolculuk-swos.html' title='ANILARA YOLCULUK - SWOS'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRiaj-KScI/AAAAAAAAAEQ/_tGeDX1ubTg/s72-c/sensible_soccer_v11_1.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8216464826703709889</id><published>2009-08-26T00:14:00.003+03:00</published><updated>2009-08-26T00:50:15.794+03:00</updated><title type='text'>TANGO - SAMBA</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRbhrrZbnI/AAAAAAAAAEI/IbsuYp0AQrg/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374020889578401394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 219px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRbhrrZbnI/AAAAAAAAAEI/IbsuYp0AQrg/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;2010 Güney Afrika Dünya Kupası'na katılmak için yarışan iki büyük takımın maçı 5 Eylül Cumartesi günü. Grupta ilk 4'e giren takımlar doğrudan kupaya gidiyor. 5. olan ise Kuzey Amerika ve Karaibler grubunun 4.'sü ile eleme maçı yapacak. Bu sebeple Arjantin açısından çok önemli bir maç. İlk maç 0-0 bitmişti. Bu maç Brezilya için bir garantileme maçı olabilir. Ama Arjantin play-off oynamamak için çıkacak bu maça. Ve bir galibiyet grupta herşeye takla attırabilir.  Maçı hangi kanal verir bilmiyorum ancak yerel saatle 21:30 Türkiye saati ile 16:30'da.  Randevularınızı gözden geçirin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu büyük maçın kadroları bile belirlendi ve Türkiye'den tanıdık 2 oyuncu var Brezilya'da. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ARJANTİN&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaleci: Juan Pablo Carrizo (Zaragoza), Mariano Andujar (Catania) Sergio Romero (AZ Alkmaar).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Defans: Nicolas Pareja (Espanyol), Javier Zanetti (Inter), Nicolas Burdisso (Inter), Fabricio Coloccini (Newcastle), Gabriel Heinze (Marsilya)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orta Saha: Fernando Gago (Real Madrid), Maximiliano Rodr¡guez (Atletico Madrid), Jesus Datolo (Napoli), Javier Mascherano (Liverpool), Jonas Gutierrez (Newcastle)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Forvet: Lionel Messi (Barcelona), Ezequiel Lavezzi (Napoli), Carlos Tevez (Manchester City), Diego Milito (Inter) Sergio Aguero (Atletico Madrid) Lisandro Lopez (Lyon)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;BREZİLYA&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kaleci: Julio Cesar (Inter) Victor (Gremio)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Defans: Maicon (Inter), Daniel Alves (Barcelona) Filipe (Dep. Coruna), Andrè Santos (Fenerbahce), Luisao (Benfica), Juan (Roma), Miranda (Sao Paulo), Lucio (Inter)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Orta Saha: Josuè (Wolfsburg), Gilberto Silva (Panathinaikos), Felipe Melo (Juventus), Lucas (Liverpool), Elano (Galatasaray), Ramires (Benfica), Julio Baptista (Roma), Kakà (Real Madrid). &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Forvet: Robinho (Manchester City), Nilmar (Villarreal), Luis Fabiano (Sevilla), Adriano (Flamengo)&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374018403365810402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 112px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRZQ90H8OI/AAAAAAAAAD4/nWRfxxwTe2s/s320/puan+durumu.bmp" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8216464826703709889?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8216464826703709889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/tango-samba.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8216464826703709889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8216464826703709889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/tango-samba.html' title='TANGO - SAMBA'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpRbhrrZbnI/AAAAAAAAAEI/IbsuYp0AQrg/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-7655883010402763779</id><published>2009-08-25T13:49:00.004+03:00</published><updated>2009-08-25T14:49:44.988+03:00</updated><title type='text'>2009'UN TRANSFER BOMBALARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPOzQann0I/AAAAAAAAADw/6OEthWyrJYs/s1600-h/kaka.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373866160358399810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 149px; CURSOR: hand; HEIGHT: 120px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPOzQann0I/AAAAAAAAADw/6OEthWyrJYs/s320/kaka.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kriz pek futbola uğramamış görünüyor. Özellikle Real Madrid bu sezon 250.000.000€'nun üzerinde bir transfer harcaması yaptı. Barcelona, İnter, Juventus, B.Münih onu izledi. Bu sezonki flaş transferlere bir göz atalım:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İsim Eski takım Yeni takım Bonservis&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Cristiano Ronaldo&lt;/strong&gt; Man.Utd-R.Madrid 94M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Zlatan İbrahimoviç&lt;/strong&gt; İnter-Barcelona 40M€ + Eto'o&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kaka&lt;/strong&gt; Milan-R.Madrid 68M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Karim Benzema&lt;/strong&gt; Lyon-R.Madrid 35M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Xabi Alonso&lt;/strong&gt; Liverpool-R.Madrid 34M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Carlos Tevez&lt;/strong&gt; Man.Utd-Man City 30M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Diego&lt;/strong&gt; W.Bremen-Juventus 24.5M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Alberto Aquillani&lt;/strong&gt; Roma-Liverpool 23.5M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Felipe Melo&lt;/strong&gt; Fiorentina-Juventus 20.5M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Zarate&lt;/strong&gt; Al-Sadd-Lazio 20M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Huntelaar&lt;/strong&gt; R.Madrid-Milan 18.5M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Albiol &lt;/strong&gt;Valencia-R.Madrid 15M€&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-7655883010402763779?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/7655883010402763779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/2009un-transfer-bombalari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7655883010402763779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/7655883010402763779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/2009un-transfer-bombalari.html' title='2009&apos;UN TRANSFER BOMBALARI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPOzQann0I/AAAAAAAAADw/6OEthWyrJYs/s72-c/kaka.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4409270092696370296</id><published>2009-08-25T13:45:00.003+03:00</published><updated>2009-08-25T13:49:03.721+03:00</updated><title type='text'>KOCAMAN BİR ADAM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPBgdofbxI/AAAAAAAAADo/ZjiDu-UwETg/s1600-h/IMG_6533.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373851543837568786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPBgdofbxI/AAAAAAAAADo/ZjiDu-UwETg/s320/IMG_6533.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Barış Tut’un 2003-2004 yıllarında Aykut Kocaman ile geçirdiği bir sezonun ardından yayınlamış olduğu kitabın ismi. Aykut Kocaman’ı tanımayanlar ya da tanıyıp da daha derinlerine inmek isteyenler için birebir. Aykut’un İstanbulspor’un başında geçirdiği yorucu, sıkıntılı ve hatta kimi zaman boğucu olan dönemde ayakta kalmak, kulübünü ve oyuncularını ayakta tutmak için harcadığı ve çizgisinden dışarı çıkmadığı insanüstü eforu ders niteliğinde anlatan bir kitap.&lt;br /&gt;Bu kitapta bahsi geçen şeyler futbolu ve bir futbol adamını ifade etmiyor sadece. Bir kişisel gelişim kitabı başlı başına. Ve hatta piyasadaki pek çok kişisel gelişim kitabını cümlelerinin arasına bağlaç olarak sıkıştırabilecek kadar derin bir kitap. Lider nasıl olunur, ekip ruhu nasıl kazandırılır, motivasyon nedir, bağlılık yaratmanın yolları vs.&lt;br /&gt;Futbolu, Fenerbahçe’yi sevmiyorsanız da okuyun. İster apartman yöneticisi, ister aile babası ister şirket CEO’su olun. Öğrenecek çok şeyiniz olacak. Çünkü kitabın son sayfasını çevirdikten sonra aklınızda kalanların futbol olmayacağına garanti verebilirim.&lt;br /&gt;‘Rakibimizi elle atılan bir golle yenmek istemezdik. Üzgünüm’ Aykut Kocaman 2004 bir Elazığpor maçı sonrası. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4409270092696370296?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4409270092696370296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/kocaman-bir-adam_25.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4409270092696370296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4409270092696370296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/kocaman-bir-adam_25.html' title='KOCAMAN BİR ADAM'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpPBgdofbxI/AAAAAAAAADo/ZjiDu-UwETg/s72-c/IMG_6533.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4039416950636484632</id><published>2009-08-24T23:25:00.009+03:00</published><updated>2009-08-25T00:34:40.295+03:00</updated><title type='text'>DİYARBAKIRSPOR:1 FENERBAHÇE:3</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpMCZpI43TI/AAAAAAAAADQ/g1nErs1l48s/s1600-h/241251143745.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373641419946253618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpMCZpI43TI/AAAAAAAAADQ/g1nErs1l48s/s320/241251143745.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diyarbakırspor'un maça çok çalıştığı, hazırlandığı ve motive olduğu her halinden belliydi. Hızlı top yapıp pres yapan F.Bahçe orta sahasını çabuk geçmek, Tazemete ve Mendoza'nın süratinden faydalanıp henüz hazır olmayan Lugano ve Bilica'nın arasına ve arkasına top atmaya çalıştılar. Genelde ofsaytlara takıldılar ve gol haricinde sadece bir kez bunu başardılar. Bir de Mendoza'nın direkten dönen topu takip eden 2 şutları daha vardı. 2-0 olabilirdi rahatlıkla. Biraz da fazla sertliğe başvurdular (27-14 faul) ve sinirli oldukları her hallerinden belliydi. Ancak 2-0 olamayan maçta yavaş yavaş Diyarbakırspor'un oyundan ve güçten düşüşünü izledik. Gökhan'ın golü hem atılış hem de yapılış olarak mükemmel bir gol oldu. 1-1 olmasına rağmen bu gol Diyarbakır'ın bitiren gol oldu. Diyarbakırspor bu golle 1 hafta çalıştığı her şeyi 36. dakikada bıraktı. Ancak görüntü olarak dakikalar ilerledikçe zaten fizik olarak Fenerbahçe'nin altına girecekleri aşikardı. İkinci yarıda ise maç Fenerbahçe'nin fizik kondüsyonü ile kazanıldı adeta. Orta saha hakimiyeti tamamen F.Bahçe'nin eline geçti. İlk yarıda gol hariç F.Bahçe'nin pozisyonu yoktu. Guiza ve Semih ilerde top alamadılar. Bu maçta göze batan noktalar:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373641587850192098" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpMCjaoTpOI/AAAAAAAAADY/gVJ1tjFYW1g/s320/241251144815.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1- Semih'in Alex'in yerinde oynaması o etkiyi yapmadığı için Guiza'nın bağlantısı koptu. Onlara top atacak tek kişi ise geride kalmıştı. Özellikle 2. yarıda her anlamda bitmiş Diyarbakır'a karşı Emre'nin bu alana sürülmemesi (Guiza-Selçuk, Semih-Selçuk değişikliği ile bu sağlanabilirdi) bir hataydı. Her şeye rağmen ilk iki golde Emre'nin asistleri yapması bu anlamda manidardı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2- Kazım'ın kanattaki başarısı ve özellikle Santos ile birlikte içeri katetmeleri hücum gücünün nasıl katlanacağını tekrar gösterdi. Ancak bu alanda Alex yada Emre'nin olması bir duvar yaratamak için şart.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3- Daum'un son maçlarda alışkanlık haline getirdiği geç oyuncu değişikliği bu maçta da devam etti. 3-1 olduktan 5 dk sonra ilk değişiklik geldi. Bu kulübenin hazırlığı ve moral motivasyonu için dezavantaj yaratır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4- Hızlı top dolaştıran takımlara karşı Cristian'ın mutlaka Bilica ve Lugano göbeğine yakın oynaması şart. Yoksa daha ağır maçlarda bu ikili sorun yaratabilir çünkü ikisi de hızlı geri dönüşü olan değil iyi pozisyon alan oyuncular. Pozisyonu kaybettiklerinde serseri mayına dönüşebiliyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5- Geçtiğimiz sezonlara oranla Fenerbahçe derelerde boğulmamayı öğrenmiş. Zor maçlar olacaktır elbet ama bunların altından kalkmakta bir başarıdır. Her maç üst düzey performans göstermeyi bekleyemezsiniz ama bunların altından bu şekilde kalkabiliyor olmak başarı. Bu şekilde hakem, deplasman, seyirci faktörlerinide ortadan kaldırmış oluyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6- Gökhan'a ayrı bir madde açmak gerekli. Bu maçta gol atmak en çok yakışırdı. Gol onun pası ile başladı ve bitti. Fizik olarak güçlü olması Kazım'ın içeri katlarını kolaylaştırdı. Hızlı geri dönüşleri, oyunu iyi okuması ve doğru pozisyon alması geriden oyun kurulmasını sağladı ve çoğu zaman Lugano ve Bilica'nın kademelerine de girdi. Yani bir sağbekten fazlası oldu takım için. Gökhan'ın çok çalışması gereken nokta ise kanat bindirmelerindeki ortaları. Daha sert ve savunmanın kontrolsüz olan arkasına atmalı. Bu şekilde çok yumuşak ortalar kafayla gol atmaya dahi uygun değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373644798610599858" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 164px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpMFeTpPb7I/AAAAAAAAADg/2XZdfa4hxQw/s320/untitled1.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hakemi için denecek bir şey yok Erman Toroğlu'nun deyimi ile toz şeker gibi dağıldı. Çok uzatmaya değmez. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diyarbakır tribünlerinde çıkan olaylar ise anlamsız. Takım 1-0 öndeyken yapılanlar neye ve kime hizmet etti bilinmez ama Diyarbakırspor'a hizmet etmediği kesin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özet, Fenerbahçe maçları orta sahasıyla kazanıp kaybetmeye, maça bu şekilde yön vermeye devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ADAMI: Gökhan Gönül&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN POZİSYONU: Gökhan Gönül'ün çizgiden çıkardığı top&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HATASI: Fizik gücü düşen takımla F.Bahçe'ye hızlı top yapmaya çalışmak&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN ŞUTU: Kazım'ın direkten dönen topu&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MAÇIN HAKEM HATASI: Eline vuran Emre'ye sarı kart çıkarmayışı &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4039416950636484632?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4039416950636484632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/diyarbakirspor1-fenerbahce3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4039416950636484632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4039416950636484632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/diyarbakirspor1-fenerbahce3.html' title='DİYARBAKIRSPOR:1 FENERBAHÇE:3'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpMCZpI43TI/AAAAAAAAADQ/g1nErs1l48s/s72-c/241251143745.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-830083203560553436</id><published>2009-08-24T13:38:00.003+03:00</published><updated>2009-08-24T14:14:15.679+03:00</updated><title type='text'>İLK FENERBAHÇE ANALİZİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJ1-TfolYI/AAAAAAAAADI/lESfUN-dKvo/s1600-h/semih-lugano-sevinc.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373487018651719042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 235px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJ1-TfolYI/AAAAAAAAADI/lESfUN-dKvo/s320/semih-lugano-sevinc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe henüz Diyarbakırspor maçını oynamadı ama bu maç öncesi bir analiz yapmakta fayda var. Ligdeki ilk 2 maç, 3 UEFA maçı ve bir Süper Kupa maçı oynadılar. Şu ana kadara tabela başarısı mükemmel. Ama sahadaki oyun bunu doğruluyor mu? Öncelikle transferlerden başlayalım:&lt;br /&gt;Daum ve Aykut'un takımın başına geçişi oldukça pozitif. Daum gittiği takımlarda ülke ve takım şartlarını asgari yerine getiren ve takım olmayı başaran bir teknik adam. Bu sebeple Fenerbahçe'nin ihtiyaçlarını, imkanlarını ve limitlerini biliyor olması avantaj. Meşhur Denizli maçına rağmen ayrılmaması gerekliydi. Takımı ilk eline aldığında orta saha sorununu teşhis etmiş olsa gerek yapılan takviyeler sürekli bu alana oldu. Bilica transferini de ben bu kapsamda düşünüyorum çünkü Edu dahil olmak üzere geriden top çıkartmakta zorlanan bir takım vardı geçen yıl. Bu da orta sahanın daha çok oyuna girmesini, sürekli geriden top almasını gerektiriyordu. Emre'nin formsuzluğu ve Alex'in bu göreve uygunsuzluğu Maldonado ve Josico’nun kapasitesi zliği geçen yılın özetiydi aslında. Bu sebeple Özer, M.Topuz, Dos Santos, Cristian transferleri, Selçuk ve Deniz bırakılmayışları anlamlı. Son transfer Lugano ise takımın mücadele gücünü artıracak, Bilica'nın çıkışlardaki açıklarını kapatacak özellikte. Şu anda net görünmesede takımda bir kadro derinliği ve 18'e girme yarışı var. Bu sebeplerle yapılan transferleri doğru buluyorum. Kazım, Alex, Dos Santos ileride tek forveti destekleyebilecek kapasiteler ancak Kazım bunu henüz tam ortaya koyamadı. Hala savrukluğunu atamadı ve son noktada tuhaf işler yapmaya devam ediyor. Şu anki sakatlıklar takımın bazı taşlarını yerinden oynatacak kadar önemli ancak Daum'un ana şablondan çıkacağını düşünmüyorum. Bunu diğer maçlarda ve hatta ketum oyuncu değişikliklerinde bile gösterdi. Umarım bu sıkılık diğer yedek oyuncuların ümitlerini kırmaz.&lt;br /&gt;Daum'un oyun planı ağırlıklı orta saha ve kanat akınları üzerine kurulu. Özellikle takım savunması ve orta saha direncini önemsiyor. Emre'yi bu alanda kullanmasını buna bağlıyorum. Elindeki takımın her maç gol atacak kapasitede olması onun bu savını iyice güçlendiriyor. Zaten 6 maçta 2 gol yenmesi (2'side Honved'den ve tamamen rehavet sebepli) bunun bir diğer doğrulaması. Kaldı ki 5-1 sonrası Honved rövanşı hariç diğer 5 maçta 5 tane pozisyon vermediler rakibe. Sistemin işleyişini doğru bulmamla birlikte bazı arızalar da yok değil. En büyüğü takımın yavaşlığı. Elinde Gökhan, Emre, Alex, Dos Santos, Kazım, Deivid gibi hem topa hükmeden hemde süratli düşünüp oynayan oyuncular olmasına rağmen bu yavaşlığın bir sebebi olmalı. Onu da yine Daum'un garantili orta saha ve rakibe az pozisyon ve kontra vermek için nispeten garantili oyunu tercih etmesine bağlıyorum. Çünkü Daum'un felsefi 'Top hep bende kalsın'. Volkan'ı uzun topla oyun başlatmamasını için fırçalaması da bundan. Garanti olmadıkça topu verme! Bu da sürekli bir set oyununa itiyor Fenerbahçe'yi. O zamanda Alex, Dos Santos ve Deivid gibi adamların hünerli ayaklarına kalıyorsunuz. Boyutu büyük olmayan maçlar sorun yaratacağa benzemiyor ama büyük maçlardaki Daum'un oyun planı nasıl olacak bende merak ediyorum. Eğer çok iyi bir orta saha kurgusunu oturtursa ve maksimum pas yüzdesini yakalarlarsa bu maçlarda da sorun yaşamazlar çünkü tecrübe bu maçlarda Fenerbahçe’nin en büyük kozu olacak. Geçtiğimiz yılki yerde sürünen kadronun büyük maç başarısı bunu bize gösteriyor.&lt;br /&gt;Bir diğer sorunda hücum hattı. Guiza'nın belirsiz performansı ibreyi zaman içinde Semih'e çevirecek. Bu durumda Semih'in duvar tipi hücum stilini mutlaka kanat oyuncuları ile beslemesi gerekecek Daum'un. Kazım, Deivid, Uğur, Dos Santos, M.Topuz, Özer açığa kapatabilecek oyuncular ama bu alanlarda henüz Gökhan ve Carlos’un önünü doldurabilmiş değiller. Bir çok yazarın Carlos eleştirisine katılmıyorum. Nerede duracğını bilen gücünü artık ekonomik kullanan bir oyuncu. Geçen yıla oranla yer kaybı sorunu yaşamadı şu ana kadar. Carlos bu takıma faydası dokunacak bir oyuncu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım bu analizlerimiz zaman içinde bizi ne kadar doğrulatacak. Hep birlikte göreceğiz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-830083203560553436?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/830083203560553436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/ilk-fenerbahce-analizi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/830083203560553436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/830083203560553436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/ilk-fenerbahce-analizi.html' title='İLK FENERBAHÇE ANALİZİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJ1-TfolYI/AAAAAAAAADI/lESfUN-dKvo/s72-c/semih-lugano-sevinc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8697245854831887590</id><published>2009-08-24T13:18:00.003+03:00</published><updated>2009-08-24T13:38:17.983+03:00</updated><title type='text'>YÜKSEKTEN UÇANLAR VE KARGALAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJtjzk10pI/AAAAAAAAADA/i2yPheOlPrI/s1600-h/48657.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373477767314002578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJtjzk10pI/AAAAAAAAADA/i2yPheOlPrI/s320/48657.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sezon tam anlamıyla Fenerbahçe ve Galatasaray'ın fırtına girişi ile başladı. Bu yazıya kadar Galatasaray 8 resmi maçta 7 galibiyet 1 beraberlik aldı. 29 golüne karşılık 6 golü kalesinde gördü. Fenerbahçe ise 6 maçta 5 galibiyet 1 beraberlik aldı. 15 gol atıp 2 gol yedi. İstatistikler oldukça etkileyici. Medya da bu istatistik doğrultusunda büyüklerin yelkenlerini rüzgarla doldurmaya başladı bile. Ancak şunu gözden kaçırmamak lazım ki bu takımların oynadığı maçlar (Fenerbahçe'in Beşiktaş Süper Kupa finali hariç) kendilerine rakip dahi olamayacak, güçlerini tartamayacak maçlardı. Hazırlık maçlarında bile kadronuzu bu kadar deneyemezsiniz. Dolayısı ile pozitif şeyler düşünmek güzel ama hemen ateşlenmek doğru değil. Ama şunu görmek güzel iki takım da geçmiş yıllardan ders almışlar ve en küçük maçı bile final ciddiyetinde oynuyorlar. Oyun disiplininden kopmadan, yardımlaşarak ve 90 dakika aynı iştahla. Beşiktaş için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değil. 4 resmi maçta tek galibiyet 2 beraberlik. Atılan 3 gole karşılık yenen 3 gol. Geçtiğimiz yıldan pek ders alınmamış. Zira İstanbul'un diğer iki büyüğünün olmayacak şekilde kötü durumundan faydalanıp elde edilen şampiyonluk transferde olsun takım dizilişinde olsun bir dolu hatayı da kupanın içinde doldurup 2009-2010'a taşımış. M.Denizli 'Kimse bana klavuzluk etmeye kalkmasın. Çünkü bu kargalar bana klavuzluk edemez' söylemi ile Fatih Terim'in 'Ben ders almam ders veririm' sözlerini hatırlattı ki bu hiç M.Denizli'nin tavrı değildir. Bu cümle bile Beşiktaş'ta birşeylerin iyi gitmediğini anlatmaya yetiyor. Sezon tabi ki uzun neler getireceği belli olmaz ancak camiaların gidişleri (takım demiyorum özellikle) Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesini bize yaşatacak gibi duruyor. Ligin ilk yarısında bu ikim takım tepede yalnız kalırlarsa hiç şaşırmayacağım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8697245854831887590?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8697245854831887590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/yuksekten-ucanlar-ve-kargalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8697245854831887590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8697245854831887590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/yuksekten-ucanlar-ve-kargalar.html' title='YÜKSEKTEN UÇANLAR VE KARGALAR'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpJtjzk10pI/AAAAAAAAADA/i2yPheOlPrI/s72-c/48657.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-115731050353824371</id><published>2009-08-24T00:31:00.000+03:00</published><updated>2009-08-24T00:32:48.978+03:00</updated><title type='text'>TRANSFERMARKT.CO.UK</title><content type='html'>Kim kimi aldı ne kadar ödedi. Liglerin son durumları, kadrolar, maçlar. Bu site futbola meraklı olanların oldukça ilgisini çekecek ve içinde kayıp olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.transfermarkt.co.uk/"&gt;www.transfermarkt.co.uk&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-115731050353824371?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/115731050353824371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/transfermarktcouk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/115731050353824371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/115731050353824371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/transfermarktcouk.html' title='TRANSFERMARKT.CO.UK'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-795480489219125809</id><published>2009-08-24T00:18:00.003+03:00</published><updated>2009-08-24T00:23:34.800+03:00</updated><title type='text'>DÜNYA DERBİLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpGzFBOmX8I/AAAAAAAAAC4/NjcKQPlUUYc/s1600-h/1217062827.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373272729240100802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpGzFBOmX8I/AAAAAAAAAC4/NjcKQPlUUYc/s320/1217062827.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sezon yaşanacak süper mücadelelerin günlerini sizlerle paylaşıyorum. Not edilecek ve o gün misafir kabul edilmeyecek günler aşağıda. 25 Ekim ise festival günü olacak. 3 TV yan yana koyulmalı. Evde TV yoksa bile satınalmaya değecek bir gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29 Ağutos Man.Utd-Arsenal&lt;br /&gt;30 Ağustos Milan-İnter&lt;br /&gt;4 Ekim Chelsea-Liverpool&lt;br /&gt;25 Ekim River Plate-Boca Juniors&lt;br /&gt;25 Ekim Fenerbahçe-Galatasaray&lt;br /&gt;25 Ekim Liverpool-Man.Utd&lt;br /&gt;8 Kasım Chelsea-Man.Utd&lt;br /&gt;29 Kasım Barcelona-Real Madrid&lt;br /&gt;29 Kasım Arsenal-Chelsea&lt;br /&gt;6 Aralık Juventus –İnter&lt;br /&gt;12 Aralık Liverpool-Arsenal&lt;br /&gt;10 Ocak Juventus-Milan&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-795480489219125809?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/795480489219125809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/dunya-derbileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/795480489219125809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/795480489219125809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/dunya-derbileri.html' title='DÜNYA DERBİLERİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpGzFBOmX8I/AAAAAAAAAC4/NjcKQPlUUYc/s72-c/1217062827.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-8993373675615411512</id><published>2009-08-23T17:06:00.002+03:00</published><updated>2009-08-23T17:35:30.470+03:00</updated><title type='text'>KİMSE ANLAMADI Kİ SEN ANLAYASIN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFTmjZYURI/AAAAAAAAACw/DOu3tuE7tX4/s1600-h/news_manset_resim_ge_Zlatan001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373167752231538962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFTmjZYURI/AAAAAAAAACw/DOu3tuE7tX4/s320/news_manset_resim_ge_Zlatan001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eto'o yaptığı açıklamada Barcelona'dan neden ayrıldığını hala anlayamadığını ve ne yöneticilerin ne de Guardiola'nın kendisine bu konuda açıklama yapmadıklarını söyledi. Diğer oyuncular bende iyilerse eğer suskun kalacağım deyip işine döndü. Mallorca'dan 2004'de geldiğinde Barcelona'ya buradaki 4 yılında tüm resmi maçlar dahil 183 maçta 120 gol atmış, yani 1.5'dan fazla bir ortalama. Her golcünün yakalaması zor bir oran. Bunu yaparken yaşadığı ırkçı tezahüratlar ve her sezon sonu Barcelona kendisini gönderiyor dedikoduları hiç yalnız bırakmadı onu. Eto'o üstün yetenekleine rağmen Barcelona'da her zaman iyi bir takım oyuncusu oldu. Zlatan ise İnter'de iyi bir oyuncu ama çoğunlukla kendine oynayan bir oyuncu oldu. Bu transferden kazançlı çıkanın her açıdan İnter olduğunu düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-8993373675615411512?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/8993373675615411512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/kimse-anlamadi-ki-sen-anlayasin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8993373675615411512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/8993373675615411512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/kimse-anlamadi-ki-sen-anlayasin.html' title='KİMSE ANLAMADI Kİ SEN ANLAYASIN'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFTmjZYURI/AAAAAAAAACw/DOu3tuE7tX4/s72-c/news_manset_resim_ge_Zlatan001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3239381537466433818</id><published>2009-08-23T17:00:00.002+03:00</published><updated>2009-08-23T17:05:32.002+03:00</updated><title type='text'>CUMARTESİ MAÇLARI VE DIABY</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFLuzur7EI/AAAAAAAAACo/G_QjllKTII0/s1600-h/gun__1235394440_profile_diaby.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5373159097961802818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 157px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFLuzur7EI/AAAAAAAAACo/G_QjllKTII0/s320/gun__1235394440_profile_diaby.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşten güçten uzunca zamandır Cumartesi öğleden sonra maç seyretmemişim. Şimdi gündüz maçının ne kadar keyifli olduğunu bir kez daha hatırladım. Arsenal-Portsmouth maçını izledim Spormax’da. İlk yarım saati Arsenal’in 2-0 üstünlüğü ile geçti. Geçtiğimiz sezon Saraçoğlu’nda seyrettiğim 5-2’lik Arsenal maçı benim tüm futbola bakış açımı değiştirmişti. Bakıyorum üzerine koyarak ilerlemiş bu genç ekip. Adebayor’un ayrılması mutlaka ki kayıp ancak Diaby’nin yükselişi müthiş. Uzun boyu ve fiziğine oranla çok atletik ve süratli. Nereden nasıl çıktı topa nasıl vurdu anlayana kadar top kaleye girmiş oluyor. Tek transfer Ajax’ın kaptanı Belçikalı Vermaelen savunmanın toparlayıcısı olmuş. Geçtiğimiz yıllarda Cesc Fabregas ve Robin Van Persie dışında yaratıcı ayağı olmayan bu atletik takım Arshavin ilavesi ile rakip savunmaların başını döndüreceğe benziyor. Arsene Wenger öncelikle süratli futbolu oynatmayı seçiyor sürekli. Çünkü günümüz futbolunda hız her şey. Kontrolünü süratle birleştirdiğinde savunma veya hücumda rakibin sürekli bir adım önünde oluyorsun. Özellikle orta sahaların sürati maçın gidişin değiştiren bir etken. Maçın iki yönünü oynayabilen oyuncular ki bunlar Eboue, Denilson ve Diaby tüm maç boyunca kontrolün kaçmasına izin vermiyorlar. Maçın sonu 4-1’le bitti. Arsenal futbol dersi vermeye devam ediyor. Barcelona bir ekol yarattı ancak Arsenal farklı bir ekolle yaklaşıyor. 1-2 sezon sonra Arsenal’i hepbirlikte konuşuyor olacağız. Çünkü oynadıkları futbol cidden kimseye benzemiyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3239381537466433818?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3239381537466433818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/cumartesi-maclari-ve-diaby.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3239381537466433818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3239381537466433818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/cumartesi-maclari-ve-diaby.html' title='CUMARTESİ MAÇLARI VE DIABY'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpFLuzur7EI/AAAAAAAAACo/G_QjllKTII0/s72-c/gun__1235394440_profile_diaby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4412638185596148800</id><published>2009-08-22T19:20:00.006+03:00</published><updated>2009-08-22T19:37:18.962+03:00</updated><title type='text'>ELMA DERSEM ÇIK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpAc5k8JipI/AAAAAAAAACg/wiqa369FDoQ/s1600-h/ajax_1_1024x768.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372826130947082898" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpAc5k8JipI/AAAAAAAAACg/wiqa369FDoQ/s320/ajax_1_1024x768.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir dönemin fırtanası son yıllarda Ajax’ın nerede olduğunu ve ne yaptığını bilen var mı? 91-97 Van Gaal, 2001-2005 Koeman'la başarılı yıllar ve ardından boşluk. PSV’nin ve AZ’nin altında dağılmış vaziyetteler. 2002’de CL’de bir çeyrek final ve öncesinde 92’de bir UEFA Kupası. Son yıllarda elendiği takımlar ise facia; Dinamo Zagrep, Kopenhag, Auxerre, Slavia Prag. CL’de grup sonunculukları cabası. Van Basten de bıraktı takım artık Martin Jol’a emanet. Biz Ajax’ı örnek alalım diyoruz ama Ajax’ın kedine hayrı yok. Neyse Avrupa Ligi Play'off'unda ilk maçta Sloven Batislava'yı 5-0 yendiler. Fenerbahçe olmasa Ajax şampiyon olsun diyeceğim ama finalide fena olmaz hani. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4412638185596148800?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4412638185596148800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/elma-dersem-cik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4412638185596148800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4412638185596148800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/elma-dersem-cik.html' title='ELMA DERSEM ÇIK'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SpAc5k8JipI/AAAAAAAAACg/wiqa369FDoQ/s72-c/ajax_1_1024x768.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-5140843091904931358</id><published>2009-08-21T12:25:00.003+03:00</published><updated>2009-08-21T13:16:47.158+03:00</updated><title type='text'>YAZAR YARIŞMASI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5plZYY99I/AAAAAAAAACY/5Z9niMKQm2U/s1600-h/goal.jpeg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372347496688842706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 199px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5plZYY99I/AAAAAAAAACY/5Z9niMKQm2U/s320/goal.jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;goal.com İngiltere'de futbol eleştirmeni ve yorumcusu olmak isteyenler için bir yarışma düzenliyor. Bayağı eleme usulü hemde. Belirlenecek bir konuda farklı, 500 kelimeyi aşmayan sıra dışı futbol yazıları bekliyorlar. Kazanan ise bu popüler sitede yazar olacak. ANcak ne yazık ki kısıt İngiltere'de yaşıyor olmak. Bizdeki internet yazarlarını gördükçe bu tarz yarışmaların bizde de açılması gerektiğini düşünüyorum. Hıncal Uluç kadar da mı yazamayız yani. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-5140843091904931358?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/5140843091904931358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/yazar-yarismasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5140843091904931358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/5140843091904931358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/yazar-yarismasi.html' title='YAZAR YARIŞMASI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5plZYY99I/AAAAAAAAACY/5Z9niMKQm2U/s72-c/goal.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-6272557381264362670</id><published>2009-08-21T12:17:00.002+03:00</published><updated>2009-08-21T13:16:47.162+03:00</updated><title type='text'>GO SPURS GO MODRIC</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5mlsj-CEI/AAAAAAAAACQ/FetFEgyaaaI/s1600-h/modric.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372344203302799426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 235px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5mlsj-CEI/AAAAAAAAACQ/FetFEgyaaaI/s320/modric.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en çok seyredilen ligi Premiere League sürprizleriyle başladı. Tottenham Liverpool’u 2-1’le bu yıl Lige çıkan Burnley’de Ronaldo ve Tevez kayıplı Owen takviyeli Manu’yu 1-0’la geçti. Kendi açımdan Tottenham ve Arsenal sürprizli bir lig umut ediyor ve bekliyorum. Bu yıl Premiere Lig’de dikkat çekecek bir oyuncu da sanırım Tottenham’lı Luca Modric olacak. 23 yaşındaki “ufak sarışın Hırvat” Liverpool karşısında sürati ve top tekniği ile beni hayran bıraktı kendisine. Dikine oynaması, süratli düşünüp topu almadan yapacağı hamleyi hesap etmesi, forvet arkasında oynamasına rağmen aynı zamanda bir oyun kurucu gibi oyuna yön vermesi diğerlerinden ayırdı onu sahada. Transfer piyasasını seneye kızıştırabilir çünkü Tottenham ile 6 yıllık sözleşmesi var yüksek bonservislere hazır olalım.&lt;br /&gt;Sırtındaki forma 14 numara, stili andırıyor, saçlar uzun ve sarı. Yeni bir Cruyff’mu geliyor dersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-6272557381264362670?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/6272557381264362670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/go-spurs-go-modric.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6272557381264362670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/6272557381264362670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/go-spurs-go-modric.html' title='GO SPURS GO MODRIC'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5mlsj-CEI/AAAAAAAAACQ/FetFEgyaaaI/s72-c/modric.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-4010316165923506367</id><published>2009-08-21T12:03:00.004+03:00</published><updated>2009-08-21T13:16:47.166+03:00</updated><title type='text'>5. ROMA İMPARATORU MARCUS AURELIUS</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5ly3F68aI/AAAAAAAAACI/LYE1vvccL7M/s1600-h/marcus+aurelius.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372343329956229538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 205px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5ly3F68aI/AAAAAAAAACI/LYE1vvccL7M/s320/marcus+aurelius.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Paşa’nın 1 yıllık İspanya mahkumiyeti sona erdi ve nihayet serbest kaldı. Şimdi artık gazetelerimize yeni malzemeler çıktı. 1 Eylül transfer dönemi bitene kadar F.Bahçe ve G.Saray arasında gider gelir artık. Mehmet Paşa’nın gidişinde tek bildiğimiz İspanya’da oynama hayaliydi. Ancak para sorun oldu ardından yaşaması zor geldi yaşadığı ağır sakatlık da tuzu biberi oldu. 32 yaşındaki oyuncu için şu andaki tek avantaj Türk statüsünde oynaması. Özellikle Fenerbahçe’nin Aurelio’ya ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Bu alanda değerlendirebileceği alternatifi daha çok, M.Topuz, Selçuk, Deniz, Cristian, Özer. Verimini bilemem ama G.Saray’ın mevki olarak daha çok ihtiyacı var. Ayhan ve M.Sarp bu tempoya ne kadar dayanır bilinmez zira Linderoth ve Mehmet Topal’ın 2 haftada bir nükseden sakatlıkları var. Bakalım günler neler gösterecek. Bence yine de aklı olan FB'li ve GS'li yönetici Aurelio'yu almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-4010316165923506367?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/4010316165923506367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/5-roma-imparatoru-marcus-aurelius.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4010316165923506367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/4010316165923506367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/5-roma-imparatoru-marcus-aurelius.html' title='5. ROMA İMPARATORU MARCUS AURELIUS'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So5ly3F68aI/AAAAAAAAACI/LYE1vvccL7M/s72-c/marcus+aurelius.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3551573154889654412</id><published>2009-08-21T00:06:00.004+03:00</published><updated>2009-08-21T01:02:06.304+03:00</updated><title type='text'>EMRE'NİN YERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So3H1xYff-I/AAAAAAAAACA/ISRZ_DxGu-c/s1600-h/sion.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372169657125928930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 256px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So3H1xYff-I/AAAAAAAAACA/ISRZ_DxGu-c/s320/sion.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daum Alex ve Bilica'nın yokluğunda sahaya sürebileceği en iyi onbiri sürdü. Özellikle Deniz'i sahada görmek Bilica'nın yokluğunda geriden top çıkarma adına doğru bir hareketti ancak O da Carlos ve Alex gibi maçın başında sakatlandı. Geçtiğimiz maçlara göre baskı sürekliliğini artıran kayıplara rağmen pas trafiğini daha yoğun yapan bir takım vardı Cenevre'de. Bunda Emre, Cristian ve Gökhan'ın katkıları büyüktü. Deivid sahada yine yokları oynadığı maçta Emre sürekli geriden maçı forse etti. Alex'in yokluğunda Sivas ve Sion maçları gösterdi ki forvet arkası Deivid'in değil aslında Emre'nin olmalı. Deivid'in durağan ve kayıplı oyunu takımın hızını kestiği gibi Guiza'yı ve enerjisini mecburen sahanın diğer yerlerine gönderiyor ve Deivid maçlara bundan sonra Daum'un yanında başlamak için elinden geleni yapıyor. Ne zaman ki Emre ceza sahası civarına giriyor takımın kopuk zincirleri onarılıyor ve top çalma becerisi ile bol miktarda kontra ve pozisyon yakalayabiliyor. Daum bu takımın gol atmadan maç bitirmeyeceğini düşündüğü için sağlam bir orta saha ve savunma kurgusu yaratmaya çalışıyor. Emre'yi daha geride kullanmasını, Cristian'ı ileri sürmemesini ve takımın yavaş ve kontrollü oyununu şimdilik buna bağlıyorum. Ancak bu yavaş oyun kronik hale gelirse Fenerbahçe'nin ilerleyen günlerdeki en büyük handikapı olur. UEFA'da ilerlemek istiyorlarsa mutlaka maçı daha geniş alanda ve hızlı oynamak zorundalar. Yoksa Santos, Alex ve Guiza'dan verim almak çok zor olacak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3551573154889654412?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3551573154889654412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/emrenin-yeri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3551573154889654412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3551573154889654412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/emrenin-yeri.html' title='EMRE&apos;NİN YERİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So3H1xYff-I/AAAAAAAAACA/ISRZ_DxGu-c/s72-c/sion.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-3886011495494539199</id><published>2009-08-20T20:48:00.000+03:00</published><updated>2009-08-20T20:49:24.360+03:00</updated><title type='text'>BAŞLARKEN...</title><content type='html'>Futbolu yazmak ve yorumlamak için ille de futbol oynamış olmaya gerek yok. Bu işe meraklı ve gözlem yeteneği olan herkes yazıp yorumlayabilir. Sonuçta sevgini kaleme alıyorsun, buna kimsenin itirazı olamaz. Bir futbol karşılaşması 90 dakikaya sığıyor nihayetinde ama hayata dahi sığmayanı önü ve ardı. Esas olan da burada dönüyor zaten. Maçı gören gözler 90 dakikada 50.000 hatta 100.000 adet belki. Ama fark yaratmak, bu hayata sığmayan kısım içinde 100.000 gözün gördüğününden farklı görmeyi, farklı düşünmeyi gerektiriyor. Görülmeyeni görmek, düşünülmeyeni düşünmek ve yazılmayanı yazmak. Takım tutmak belki fanatikçe ama görüp düşünürken bunu beynine yansıtmamak. Zaten futbolu sevip de takım tutmamak anormal olan. Ama farkı yaratırken fanatizmden, şovenizmden, demagojiden kaçınmak esas. Aşkını fikrine yansıtmamak lafın kısası.&lt;br /&gt;Kimbilir belki de fark yaratmak o kadar zor değil. Herkes kendine bir yön seçip farklı olmaya çalışmak için çizgiden ayrılıp taca çıkarken normal yerinde durmak belki farkın ta kendisi. Basit olmak hattızatında ve de uzatmamak.&lt;br /&gt;Johan Cruyff’un bir sözünü her alanda uygulamak başlangıç için yeterli olan.&lt;br /&gt;“Futbol kolay bir oyundur. Ama kolayı oynamak zordur.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-3886011495494539199?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/3886011495494539199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/baslarken_3135.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3886011495494539199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/3886011495494539199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/baslarken_3135.html' title='BAŞLARKEN...'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-2710000905756840683</id><published>2009-08-20T20:47:00.001+03:00</published><updated>2009-08-20T20:48:24.485+03:00</updated><title type='text'>UEFA AVRUPA LİGİ FORMATI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2MYwvc2lI/AAAAAAAAAB4/sUJNktgBbTs/s1600-h/avrupa-ligi-logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372104287551543890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2MYwvc2lI/AAAAAAAAAB4/sUJNktgBbTs/s320/avrupa-ligi-logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürekli sorulan sorulara bir cevap olsun istedim artık. İnsanları araştırma eziyetinden kurtarayım. Avrupa Ligi’nde grup maçları sonrasında yeni bir grup yok. 76 takımlı Play-Off maçları sonrasında 38 takım gruplara kalacak. Şampiyonlar Ligi son ön elemesinden 10 takım daha gelecek etti 48. Bu 48 takımdan 4’erli 12 grup oluşacak. Deplasmanlı lig sonucunda gruplarında ilk 2 sırayı alan takımlar bir üst tura çıkacak. Şampiyonlar Ligi gruplarında 3. olup elenen 8 takım eklenip 32 takım artık çift maç usulü eleme maçları yapacak. 2 tur geçildikten sonra Çeyrek Finale çıkılacak. Final 12 Mayıs 2010’da Hamburg Arena’da. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-2710000905756840683?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/2710000905756840683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/uefa-avrupa-ligi-formati_20.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2710000905756840683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/2710000905756840683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/uefa-avrupa-ligi-formati_20.html' title='UEFA AVRUPA LİGİ FORMATI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2MYwvc2lI/AAAAAAAAAB4/sUJNktgBbTs/s72-c/avrupa-ligi-logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-280180524075620678</id><published>2009-08-20T20:46:00.003+03:00</published><updated>2009-08-20T20:47:32.668+03:00</updated><title type='text'>TAKIM PUANLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2ML_UdghI/AAAAAAAAABw/GxRwkSIgmwc/s1600-h/bg_uefa-cup2008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372104068126573074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 178px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2ML_UdghI/AAAAAAAAABw/GxRwkSIgmwc/s320/bg_uefa-cup2008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Avrupa Ligi’nde Play-Off sonrasında oluşacak olan gruplar ülke değil takım puanları sonucu oluşacak. Yani her takım kendi bacağından asılacak. Fenerbahçe’nin şu anda 52.45, Galatasaray’ın ise 33.44 takım puanı var. Trabzon 10.44 Sivas ise 6.44 puana sahip. Fenerbahçe’nin önünde UEFA’da Play-Off oynayan potansiyel 11 takım var (Werder Bremen, Villareal, Zenit, Benfica, Roma, PSV, Hamburg, Valencia, Ajax, S.Bükreş, Shaktar). Bu takımların maçları oldukça kolay sürpriz yaşanmaz. CL ön elemesinden gelecek de 10 takım içinden Arsenal ve Olympiakos CL’ye kalmayı garantiledi sayılır. Geriye F.Bahçe’den puanı yüksek olan takımların maçlarından Anderlecht-Lyon, Fiorentina-Sporting Lizbon ve A.Madrid-Panathinaikos kalıyor. Eğer Lyon, Panathinaikos yada S.Lizbon’dan biri elenirse F.Bahçe 2. torbaya düşecek (A.Madrid Panathinaikos önünde avantajı yakaladı bile)&lt;br /&gt;Galatasaray’ın ise önünde şimdilik 17 takım var UEFA’da. CL’den puanı en iyi takımlar bile gelse G.Saray bir alt torbaya inemiyor. Bu durumda Galatasaray’ın 2. torbadan girmesi garanti. Sivas ve Trabzon’un ise Allah yardımcıları olsun. Gruplara kalırsa son kürenin içinden çıkacaklar. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-280180524075620678?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/280180524075620678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/takim-puanlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/280180524075620678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/280180524075620678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/takim-puanlari.html' title='TAKIM PUANLARI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2ML_UdghI/AAAAAAAAABw/GxRwkSIgmwc/s72-c/bg_uefa-cup2008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-681800444392343961</id><published>2009-08-20T20:46:00.001+03:00</published><updated>2009-08-20T20:46:42.179+03:00</updated><title type='text'>KATSAYILARIN HESABI</title><content type='html'>Yukarıdaki yazıda takımların puanlarından bahsettik. Peki bu puanlar nasıl hesaplanıyor? Merakta bırakmayıp, araştırmaya göndermeyip basit bir şekilde anlatalım.&lt;br /&gt;Avrupa Ligi:&lt;br /&gt;Grup maçlarına kadar oynanan her turda alınan galibiyet 1, beraberlik 0.5 puan olarak hesaplanıyor. 1. ön elemeden elenen 0.25, 2. ön elemede elenen 0.5, 3. ön elemede elenen 1 ve Play-off’dan elenen takımlar 1.5 puan bonus alıyorlar.&lt;br /&gt;Grup maçları ve sonrasında ise galibiyet 2, beraberlik 1 puan getiriyor. Ayrıca Çeyrek final, yarı final ve Finale çıkmak 1’er puan kazandırıyor.&lt;br /&gt;Toplanan puanlar yapılan maç sayısına bölünüyor ve takım puanı çıkıyor.&lt;br /&gt;Yani Galatasaray şu ana kadar 2 ve Fenerbahçe ise 1.5 puan aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonlar Ligi:&lt;br /&gt;Ön elemelerde galibiyet 1 beraberlik 0.5 puan kazandırıyor. 1. ön elemede elenen 0.5, 2. ön elemede elenen 1 puan, 3. ön elemede elenen ise 0 puan alıyor çünkü buradan Avrupa Ligi’ne devam ediyor.&lt;br /&gt;Grup maçlarında galibiyet 2 beraberlik 1 puan getiriyor. 1. tur, çeyrek final, yarı final veya finale çıkan takımlar 1’er puan alıyor.&lt;br /&gt;Gruplarda bulunmak 4 bonus puan getiriyor. Bu durumda Beşiktaş’ın 4 puanı oluyor.&lt;br /&gt;Trabzonspor henüz maç yapmadığından puanı yok. Sivasspor’un ise 2 puanı bulunuyor bu hesap sonunda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-681800444392343961?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/681800444392343961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/katsayilarin-hesabi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/681800444392343961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/681800444392343961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/katsayilarin-hesabi.html' title='KATSAYILARIN HESABI'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4544846168185525066.post-1126015995795088614</id><published>2009-08-20T20:45:00.003+03:00</published><updated>2009-08-21T00:04:45.353+03:00</updated><title type='text'>İLK MAÇLAR OLUR Kİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2LxJ8JQKI/AAAAAAAAABo/ababF2hitCU/s1600-h/fb1983-1984kadro.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372103607120904354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2LxJ8JQKI/AAAAAAAAABo/ababF2hitCU/s320/fb1983-1984kadro.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğuştan Fenerbahçeli olduğum gerçeği önümde yatsa da hafızamda Fenerbahçe ile ve belki de futbol ile ilk ciddi karşılaşmam 1983 yılındaki her anlamda “4-4’lük” Galatasaray maçı ile olmuştur. İlerleyen yıllarda nice maçları dinleyeceğim ve halen çalışmakta olan Sharp marka radyodan maçı dinlediğimizi çok iyi hatırlıyorum. Henüz kadroları bile bilmeyen ben her golden sonra evin içinde bağırıyor babamla sarmaşdolaş oluyordum. Tabi o maçtan sonra içimde yanacak futbol alevinin ilk kıvılcımının bu maç olacağını bilmiyordum henüz.&lt;br /&gt;Yeşil çimler üzerinde sarı-lacivert çubuklu ile tanışmam ise bir Cumhurbaşkanlığı Kupa’sında Trabzon maçı ile 1984 yılının Temmuz ayında gerçekleşiyordu. Babam ve Beşiktaşlı olan dayımla maçtan saatler önce Ankara 19 Mayıs Stadyumu civarına elimizde biletlerle gelmiş ancak sağanak yağmurun devam etmesi ile tam eve dönüş yoluna geçmiştik ki benim ‘hayır maçı burada izleyeceğiz’ çığlıklarımla fikirlerinden vazgeçmişlerdi. Stad çevresinde beliren naylon elbise kılıfı satanların rant yaptığı bir ortamda aldığımız poşetlere sarıp sarmalanıp kale arkasında yerimi almıştım. İlk 90 dakikamı bir kupa ve İlyas Tüfekçi’nin benim bulunduğum taraftaki kaleye attığı penaltı golü ile 1-0 kazanarak bitiriyordum. Güzel bir başlangıçtı herşeyiyle ama stadyumda yağmurda maç izleme ısrarım gelecek aylarda dönüşen hastalığa ve sonunda bir ameliyata malolmuştu. 1984 yılında bademciklerimi Fenerbahçe’ye feda eden ben, gelecek yıllarda kalbini ve beynini de teslim ediyordu bu çılgın futbol sevdasına. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4544846168185525066-1126015995795088614?l=futbolvefenerbahce.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/feeds/1126015995795088614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/ilk-maclar-olur-ki_20.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1126015995795088614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4544846168185525066/posts/default/1126015995795088614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://futbolvefenerbahce.blogspot.com/2009/08/ilk-maclar-olur-ki_20.html' title='İLK MAÇLAR OLUR Kİ'/><author><name>futbolvefenerbahçe</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06950596353503151424</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/SphhQszSwkI/AAAAAAAAAGY/fvPFzUjGinQ/S220/IMG_3291.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_m-pz9TO88pg/So2LxJ8JQKI/AAAAAAAAABo/ababF2hitCU/s72-c/fb1983-1984kadro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
